Ülkeler, kurumlar ve işyerleri kanunlarla yönetilir.
Kural yoksa, kargaşa vardır. Adaleti başka türlü tesis edemezsiniz.
Demokrasi kültürünün oluşması, halkın refah seviyesinin yükselmesi ve mutluluğu, adaletle olur.
Yıllarca, İş Kanunu’na bağlı tüzük ve yönetmeliklerle, iş sağlığı ve güvenliği sağlanmıştı.
30 Haziran 2012 tarihinde, müstakil bir “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” ve buna bağlı yönetmeliklerle iş hayatı tanzim edildi. Bu çok güzel bir gelişmeydi. Eksiklikler ve yanlışlıklar vardı.
“Göç yolda düzelir” felsefesi ile hazırlanan, kısmen AB'den tercüme edilen mevzuatların bir kısmı hep ötelendi. Alay mevzusu oldu.
Net olmayan, muallak ifadeler (mesela kısa sürede: “Ne demek?”, “Bir gün mü?”, “Bir ay mı?”, “Altı ay mı?” gibi) veya uzun ve anlaşılmaz cümlelerin ortaya çıkmasına yol açtı.
Yeni gelen İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Sayın Uzman Doktor Orhan Koç Bey, mevzuatlardaki değişikliklere başlamıştır.
Hiçbir otel, fabrika, hastane veya işyeri arka arkaya 4 saat eğitime rıza göstermemektedir.
Sayın Genel Müdürüm, EKG cihazını satın aldığım günden beri bir gün bile kullanmadık. İşyerlerinden, Ortak Sağlık Güvenlik Birimimize çalışan muayeneye gelmiyor. İşyeri hekimi oraya gidiyor.
Bir doktor olarak, diğer mevzuatlara da el atarsanız memnun oluruz.
İş sağlığı ve güvenliğinin, reorganizasyonu şarttır.
Emekli Baş Müfettiş Kemal Güleçyüz Beyle sohbet ederken yeni değiştirilen iki yönetmeliği, “Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ve “İşyerlerinde İşveren veya İşveren Vekili Tarafından Yürütülecek İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” değerlendirdik.
İdarecilik zor zanaat…
İdareciler, muhatap oldukları kişi ve kitleler karşısında adil davranmak, herhangi bir tarafa, herhangi bir sebeple meyletmemek, kimin sesi daha çok çıkarsa o tarafa uygun tavırlar gösterip kararlar almamak durumundadırlar. Rüzgar gülü olmamalıdır.
Özellikle, çalışma hayatını idare etmek pozisyonunda olan idarecilerin işleri daha zor. Bir tarafta işverenler ve iş dünyası, diğer tarafta çalışanlar var. Bir de bu iki tarafın arasında kalanlar var.
Son zamanlarda, çalışma hayatını ilgilendiren mevzuatta yapılmakta olduğunu müşahade ettiğimiz değişikliklerin bazılarının, ihtiyaç üzerine, uygulamalarda karşılaşılan zorlukları ve problemleri düzeltmek maksadıyla yapıldığını, bazılarının ise sesi çok çıkanların sesini bastırmak için yapıldığını düşünüyoruz.
Ancak, insan hayatını, iş sağlığını ve güvenliğini ilgilendiren mevzuatta yapılacak değişikliklerin, sadece sağlık ve güvenliği daha iyi sağlayabilmek için yapılması gerektiği tartışma gerektirmeyecek bir husustur.
Mesela, bir süre önce, işverenlerin kendi işyerlerinin iş güvenliği uzmanlığını veya işyeri hekimliğini yapabilmelerine imkan veren düzenlemenin kapsamı genişletildi. Daha önce az tehlikeli sınıfta yer alan ve 10’ dan az çalışanı olan işyerlerinin işverenleri için tanınan bu imkan, 50 çalışan sınırına genişletildi. Yani, az tehlikeli sınıfta olan ve 50’ den az personel çalıştıran işverenler, uzaktan eğitim usulü ile alacakları basit bir eğitim ve yapılacak basit bir sınav sonucunda bu yetkiyi alabilecekler ve iş sağlığı ve güvenliği konusunda yetişmiş uzman kişilerin yapabileceği çalışmayı, bu konuda hiçbir geçmiş, eğitim, bilgi ve tecrübeleri olmadığı halde yürütebilecekler.(!)
O zaman, bu kadar iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi neden yetiştirildi. Özellikle C sınıfı uzmanlar bu durumda ne yapacak. Onlar tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta çalışamazlar. İşyeri hekimleri ile A ve B sınıfı uzmanlar, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta çalışabilir denilecek, ama iş kazaları ve meslek hastalıkları sınıf tanımaz. Her işyeri risk altındadır. Hiç ummadığınız yerlerde, çok ağır iş kazaları ve meslek hastalıkları meydana gelebilir. Az tehlikeli işyerlerinde böyle bir değişikliğin yapılması, bizde, sesi çok çıkan işverenlerin sesinin kısılması için bu değişikliğin yapıldığı intibaını oluşturdu.
Nitekim, Türkiye Odalar Borsalar Birliği’nin (TOBB) 74. Genel Kurulu nda konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu “ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MEVZUATI, KOBİ’LERİMİZE BÜYÜK YÜKLER GETİRİYORDU, BUNLARI KALDIRTTIK.” demiştir.
Daha önceleri, birçok işkolunda tehlike sınıfları ve nace kodları değiştirilmişti. Mesela, bir otelin yemekhanesi bir yemek fabrikasından büyüktür. Çamaşırhanesi bir çamaşır fabrikasından büyüktür. Bazılarında kanserojen leke çıkarıcılar vardır.
Havuz altları, atölyeler her birisi risktir. Ama turizmcilerin baskısıyla “Genele, ana yapılan işe bakılır. Hizmet sektörüdür. Az Tehlikelidir” diyerek az tehlikeli grubuna alındı.
Benzer şekilde, 24 Mayıs 2018 tarihinde “Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” te de önemli değişiklikler yapıldı.
Bu değişiklerin bir kısmı olumludur. Mesela; eğitimler sınıflandırılmış, işe başlama eğitimi, temel eğitim, uzaktan eğitim gibi başlıklar oluşturulmuş. Temel eğitimi verecek kişi ve kurumlar çeşitlendirilmiş, temel eğitimi dört saat yerine bir saatlik dilimler halinde verme imkanı sağlanmış. Gerçekten pek çok işyerinin eğitime kesintisiz 4 saat ayırmasının mümkün olmadığı uygulamalarla görülmüştür.
Ancak, eğitime ayrılacak toplam süreler konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Yoğun çalışma temposu içindeki işyerlerinde eğitime (8- 12- 16 saat) gibi süreler ayrılmasında büyük zorluklar yaşanmaktadır. Uygulamalarda bu husus net şekilde ortaya çıkmıştır. Bu cümlelerden, eğitime karşı olduğumuz, eğitimin yapılmamasını istediğimiz gibi bir anlam çıkarılmasın. Aksine, iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışanların bilinçlendirilmesinin ancak eğitimle mümkün olacağını savunuyoruz. Ancak, bu eğitimler, yasak savma kabilinden olmamalı, yarım saat alel-acele bir şeyler anlatıp 8-12-16 saat eğitim verilmiş gibi gösterilmemelidir. Hatta hiç eğitim yapılmadan yapılmış gibi gösterilmemelidir. Düzenlemelerle gerçekler çatışınca maalesef bu tablolar oluşmaktadır.
Bundan dolayı, eğitimler, işyerine, yapılan işe göre değişen sürelerde verilmelidir.
Ayrıca, temel eğitimin standart konularına uyma mecburiyeti de sıkıntı oluşturmaktadır. Çünkü işyeri ile ilgisi olmayan konuların anlatılması uygulamayı daha da sıkıcı hale getirmektedir.
Ayrıca, bir defa verilmiş olan temel eğitimin ( az tehlikelilerde 3 yılda bir, tehlikelilerde 2 yılda bir, tehlikelilerde her yıl ) tekrarlanması da kanaatimizce uygun değildir. Aynı konuların tekrar tekrar anlatılması, anlatanlarda da, dinleyenlerde de bıkkınlık oluşturmakta, zaten zaman sıkıntısı yaşayan işyerlerinde zorluğu daha da artırmaktadır.
İdarecilerin, bu düzenlemeleri yaparken, bir de arada kalanların yani, sahada bizzat bu işlerle uğraşıp sıkıntı ve zorluklara maruz kalan iş güvenliği uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin de fikir ve görüşlerini almalarında, uygulamalarda ne tür sıkıntı ve zorluklar yaşandığına dair kanaatlerini sormalarında büyük fayda vardır.
Sahaya çıkıp, teftiş yapmayan, kaza ve meslek hastalığı incelemesi yapmayan insanlar yasa hazırlamamalıdır.
Yönetmelik her şey değildir. Yönetmelikler ezberlenerek, uzman veya müfettiş olunmaz.
“Kitaptan okuyarak, beyin ameliyatı yapamazsınız. Futbolun kuralını bilirsiniz, futbol oynayamazsınız. Bilmek ayrı, yapmak ayrıdır. Teori ayrı, pratik ayrıdır”.
Özellikle de, işi iyice çığırından çıkarıp basite indirgeyen uygulamalarla adeta boyacı küpüne sokulup çıkarılarak birkaç ayda uzman yapılan, iş sağlığı ve güvenliği konusunda hiçbir geçmişi, eğitimi, bilgi ve tecrübesi olmayan sözde uzmanların değil, yıllarını bu işe vermiş, yüzlerce, binlerce iş kazası incelemiş , sahadaki sıkıntı ve zorlukları yaşayarak öğrenmiş olan gerçek uzman ve görevlilerin bilgi ve tecrübelerinden mutlaka faydalanılmalıdır.
Avrupa Birliği mevzuatından alınıp tercüme edilerek ülkemizde uygulamaya konulan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, vücuda uygun dikilmeyen elbise gibi orasından burasından kırpılarak, eklenerek, yama yapılarak, ülkemize ve insanımıza hiçbir fayda sağlamaz.
Aksi takdirde bu düzenleme ve düzeltmelerin sonu gelmeyecek, sıkıntı ve aksaklıklar devam edip gidecek, boşa kürek çekilecektir.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 29 Mayıs 2018 - 09:33
Masabaşında değil, sahada olmak lazım
GÜNDEM
29 Mayıs 2018 - 09:33

