Her milli, milli midir?
Adı mı milli, kendisi mi millidir?
Mesela, Milli Eğitim milli midir?
Eskiden Maarif Vekâleti vardı. Hem eğitim, hem öğretim vardı. Milli Eğitim Bakanlığında öğretim eksik, eğitimde yok denecek seviyededir. Neyin millisidir?
Milli Eğitim, Milli Öğretim ve Eğitim Bakanlığı olarak dizayn edilmelidir.
Milli Savunma Bakanlığı ne kadar millidir?
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ a kadar yerli üretim silahlarımız yoktu. Kırıkkale silah fabrikasını, teneke fabrikası yapan zihniyet, uçak üretimimizi de durdurmuştu. Kıbrıs çıkartmasında çıkartma gemimiz, hatta akümüz bile yoktu. Savunma sanayinde tamamen dışa bağımlıydık.
Allah’ a (c.c.) şükür milli savunmada birinci önceliğimiz, yerli ve milli olmaktır.
Artık devlet ve millete emreden bir ordu değil, emir alan bir ordumuz vardır. Her şey aslına rücû eder. Ordumuzda aslına rücû etmiştir. Özümüze döndük elhamdülillah. “Kafirler istemeseler de Allah (c.c.) nurunu tamamlayacaktır”.
Resmi elbise ile cuma namazına gittiği için soruşturma geçiren ve daha sonra emekli edilen İbrahim Etem Paşamdan bugüne baktığımızda, artık cemaatle namaz kılmaya müsaade edilen ve kılan bir Türk Silahlı Kuvvetlerimiz var.
Fırat Kalkanı Harekâtında büyük bir başarı elde edilmiştir. Kahraman ordumuz Afrin operasyonunda güçlü ve kararlı askeri beceri kapasitesini ortaya koymuştur. 72 uçakla çok dar bir alanda yapılan ilk baskın dünyayı şaşırtmıştır. Bunun yanında ulusal ve uluslararası alanda alt ve üst kademedeki tüm ordu mensupları başarılı çalışmalar yapmıştır. Bu durum hissedilen, ama konuşulmayan, çok büyük bir sorunun ortadan kalktığının delili olarak ayrı umut verici bir durumu ortaya koymaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) yönetimi, batıcıların (NATO’ cular) ve ulusalcıların arasındaki iktidar mücadelesi yüzünden günümüze kadar bir iç çatışma ile geçmiştir. Bu çatışma, görünen o ki dış kaynaklı unsurlardan destek görmüş ve beklenen/arzulanan TSK bugüne değin ortaya çıkmamıştır.
Aslında bu mücadele, sivil iktidarın 2002-2007 yılları arasındaki müthiş başarısından sonra daha net olarak ortaya çıkmıştır. NATO’ cu blok FETÖ ile birlikte hareket ederek, Ergenekon davasını ulusalcı blokun tasfiyesi sürecine dönüştüren bir savaş açmıştır.
Her ne kadar 17 Aralık adli/idari darbe olarak ifade edilse de günümüze gelinen süreçte anlaşılacağı üzere 25 Aralık FETÖ’ nün topyekün savaş ilanıdır. 15 Temmuz hain darbe girişimi de sonu fazla hesap edilmeyen, ülkeyi anarşik bir ortama sürüklemek isteyen, NATO’ cu blok destekli bir kamikaze saldırısıdır. Yeniden inşa NATO bloku tarafından yapılacağı için, sonuçları NATO’ cu kanat tarafından çok umursanmamıştır.
2007-2010 yılları arası sivil iktidar tarafından diğer sorunlar (Kapatma davası, 367 Krizi, v.b.) ile boğuşulduğu için pek de önemsenemeyen bu durumu, 2010’ ların başından itibaren düzeltme çabalarının başladığı görülmektedir. Bu dönemi aslında dershanelerin kapatılması için başlatılan süreç ile eşdeğer tutabiliriz. Ancak süreçte kripto FETÖ’ cüler sınırlı ilerleyebilmiş; belki de komuta kademesi ile sınırlı kalmıştır.
15 Temmuz hain darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasında, komuta kademesinin milletin yanında yer almasının payı çok büyüktür.
HER ŞER DE, BİR HAYIR VARDIR.
15 Temmuz aynı zamanda NATO’ cu, Batıcı, Ulusalcı adı altında kendi blokları dışında hiçbir şeyi görmeyen ordudan; “Milli Ordu” ya geçişin ilanıdır. Sayın Hulusi AKAR, Ümit DÜNDAR, Zekai AKSAKALLI gibi birçok milli ve yerli Paşa’ nın TSK içinde tek ve güçlü bir şekilde devleti ve milleti ile birlikte yönetimi sürdüreceğinin ilanıdır. Afrin Operasyonunun en sıcak dakikalarında Burseya Dağına askerleri ziyarete giden Sayın İsmail TEMEL Paşa’da en güzel örneklerden birisidir.
Son yıllarda yaşanan tasfiye sürecinde yüzlerce generalin ve rütbeli subayın TSK’ dan atılmasına rağmen ordumuzun güçlü ve kararlı bir şekilde gösterdiği başarı ortadadır. Ne olursa olsun kendi iktidarım olsun deyip; darbeler yapan, sivil iktidarı yöneten ordudan, sadece ve sadece milletin bekasını düşünen orduya geçilmiştir.
PKK, DEAŞ, FETÖ vs. ile mücadele, Fırat Kalkanı Harekâtı, El Bab Operasyonu, Afrin Operasyonu, yürütülen askeri ve istihbari süreçler, İHA ve SİHA’ ların başarılı çalışmaları, operasyonlarda kullanılan yerli üretim silahlara vurgu yapılması ayrı ayrı sinyaldir. Ve mutlaka geçmiş ile mukayese edilmelidir. Öyle ki ortaya konan başarı, uluslararası camianın bile Afrin Operasyonu’ na tepkisinin azalmasında önemli bir mihenk taşıdır.
“Milli Ordu” kavramı hayati önemlidir. Yetkililerin üzerinde önemle durması ve sürekliliğini sağlaması gerekmektedir. Hain darbe girişiminden sonra icrai anlamda yapılan değişikliklerin ne kadar faydalı olduğu aşikardır. Mutlaka nihayete erdirilmelidir. TSK dış unsurların etkilerinden tamamen arındırılmalı, devleti ve milleti ile birlikte ve hizmetinde hareket etmelidir.
Allah (c.c.) ordumuzu korusun, her daim milletimizin emrinde olsun, Mehmetçiğin ayağına taş değmesin.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 02 Şubat 2018 - 09:24
MİLLİ ORDU
GÜNDEM
02 Şubat 2018 - 09:24

