Bu ülke neler gördü neler?
28 Şubat sürecinde 22 banka batırıldı. Her bankada en az ikişer asker yönetim kurulu üyesiydi. Milletin parası bir anda uçtu gitti. Bazı insanlar iflas etti. Bazıları da haksız kazançlarla zengin oldu. 65 milyar dolar hortumlandı. Refahyol Hükümeti’ ni havuz sistemini getirdiği için bankalar yıkmadı mı?
Modern soygun aracı olan bankalar, her dönem insanların parasını alacak bir usul buluyorlar.
Çalıştığımız bankalardan birisi mesaj çekmiş.
“1 Ocak’ tan itibaren defter işleme ücreti alacağız.”diye.
Biz bankalardan faiz almıyoruz. İstanbul’ da bir ağabeyim bankalarda biriken faiz paralarıyla tuvalet yaptırıyordu. O paraları bankalara bırakmamak gerekir.
BANKALARDA TUZAKLAR BİTMEZ.
Geçtiğimiz haftaki yazımda bunların son durumlarından bahsetmiştim.
- Kredi faizlerinin yüksekliğinden,
- Süresinden önce çeşitli bahanelerle kredilerin geri alındığından,
- ABD gibi bir mortgage skandalı olabileceğini anlatmıştım.
Kredi alanlara mutlaka bir sigorta poliçesi (sağlık, BES, kasko vs.) kesilmeside cabasıdır.
Bu gün size bir arkadaşımın başına gelenleri aktaracağım;
BANKA REZALETLERİ; 2012 yılında iki arkadaş şirket kuruyorlar. Bir bankada kredi kartı, ticari kredi hesabı diye bir hesap açtırıyorlar. Banka, herkese yaptığı gibi bunlara da sayfalarca uzayıp giden küçük harflerle yazılmış, bir sürü madde bulunan sözleşmeyi imzalatıyor. Bu iki arkadaşın şirketinde iki yıl müddetince alınan krediler, yapılan harcamalar düzenli olarak ödeniyor ve hiçbir problem çıkmıyor. 2014 yılında, şirketi devretmek lüzumu ortaya çıkıyor ve tüm şirket hisseleri yasal prosedürlere uygun şekilde, genel kurul kararı alınarak ve noterde onaylatılarak Ticaret Sicil Gazetesinde, “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte şirketin yeni hissedarlara devredildiği” şeklinde yayınlanarak resmen yürürlüğe giriyor. Aradan 3 yıl geçtikten sonra bizim iki arkadaşa, icra müdürlüğünden ödeme emri geliyor. Meğer şirketi devralan kişiler, bankadan kredi çekmişler, kredi kartı ile harcamalar yapmışlar ve borçlarını ödememişler. Bizim arkadaşların, devirden sonra çekilen krediler hakkında hiçbir bilgileri yok. Kendilerine ne yeni ortaklar, ne de banka tarafından hiçbir bilgi verilmemiş. Tabii ki şaşırıyorlar ve bankaya koşuyorlar. Banka, bunlara, sizin 2012 yılında imzaladığınız bir sözleşme var. Şirketi devretmiş olmanıza rağmen, bu sözleşme halen devam ediyor. Bu sözleşmede sizin imzanız olduğu için, siz bu borçlardan kefil sıfatıyla sorumlusunuz. Bu borcu ödemek zorundasınız deniyor. Böyle saçmalık, böyle mantıksızlık, böyle hukuksuzluk olur mu? İnsanlar, hiçbir ilgilerinin, bilgilerinin, sorumluluk ve yükümlülüklerinin olmadığı hususlarda sorumlu ve yükümlü tutulabilirler mi? Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte şirket yeni hissedarlara devredilmiştir.” cümlesinin hiçbir kıymeti yok mudur? Yok ise, bu cümle resmi bir evrak olan Ticaret Sicil Gazetesinde niçin yazılıyor. Devir işleminin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasını müteakip, eski ortakların şirketle hiçbir bağları kalmamış olup, devir tarihinden sonra yapılacak işlemlerde hiçbir yükümlülük ve sorumlulukları olamaz. Neymiş efendim? Şirketin temsilinde meydana gelen değişiklikler Ticaret Siciline tescil edilse ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilse bile, bankaya yazılı olarak bildirilmedikçe, bankaya karşı herhangi bir hüküm ifade etmeyecekmiş. Yani, şunu demek istiyorlar; BANKA ÖYLE BİR EŞKIYADIR Kİ, KANUN DA DİNLEMEZ, HUKUK TA DİNLEMEZ. BANKANIN KENDİ KOYDUĞU KURAL T.C. DEVLETİNİN KANUN VE KURALLARININ DA ÜSTÜNDEDİR. Hâlbuki devir esnasında, banka şube personelinin huzurunda, şirkete ait kredi kartı, çek defteri vb. tüm evrak ve belgeler, yeni ortaklara teslim ediliyor. Bundan daha açık bir bildirim olur mu? Banka personeli tarafından, “sizin şirket hesabı sözleşmesinde imzanız var, bu imzanızı da iptal ettirin.” diye hiçbir uyarı ve ikaz yapılmıyor. Bankadan kredi ve borç alınırken imzalatılan sayfalar dolusu maddelerde neler yazdığını kim okuyor ki?, Resmen vatandaşlar tuzağa düşürülmektedir. BANKALAR VATANDAŞI ÖNEMLİ KONULARDA İKAZ ETMİYOR VE BİLGİLENDİRMİYORLAR. “VATANDAŞ BİR HATA YAPSIN, AÇIĞA DÜŞSÜN, TEPESİNE BİNELİM, KANINI, İLİĞİNİ SÖMÜRELİM, MALINA, MÜLKÜNE, PARASINA EL KOYALIM, HAYATINI SÖNDÜRELİM”, ANLAYIŞINDALAR. Yanımızda çalışan bir personelin maaşının bir borçtan %25’ inin kesilmesi için icra yazı yazıyor. Banka ise tamamını icraya gönderiyor. Hata zinciri ancak hukukla çözülüyor. Artık, bu vahşi kapitalist, faizci, zengine daha çok kazandıran, fakiri daha fakir yapan sistemlerin yerine, bizim kendi değerlerimize dayanan yeni alternatifler bulmanın zamanı geldi de geçiyor bile… Sayın BDDK yetkilileri, Maliye Bakanı Sayın Naci AĞBAL, biz derdi, sıkıntıyı sizlere arz ediyoruz. Çözüm mercii sizlersiniz. EKONOMİNİN, KARANLIĞA DÖNEN YÖNÜNÜ AYDINLIĞA ÇEVİRİNİZ. Kalın sağlıcakla…
