Dün akşam, iftar için deniz kıyısında bir yere gittik. Biraz zaman vardı. Erken gitmiştik.
Aman Allah’ım! (c.c)
7-8 masa yemeğini yiyor, biralarını içiyorlardı. Sigara dumanı, daha bir hızla üfleniyordu. Normal bir zamanı yaşıyorlardı.
Yolumuz üzerindeki bir masada, eski Turizm Bakanlarından birisi ile karşılaştık. Selamlaştık.
Eşim “Kim?” diye sordu. Ben de anlattım. Eski bakanlardandır dedim.
Allah Allah (c.c) sağcı bir partinin eski bakanı, Ramazan'da içki içiyor. Aklım almadı. Biz de “inançlı insanlar” diye rey veriyorduk.
Oruç tutmuyor olabilirsin. İçki de içebilirsin. Ama topluma mâl olmuş birisi, uluorta hareket edemez. Nazik bir zat, yemekten sonra masamıza geldi. Giderken, “Allah kabul etsin! Afiyet olsun!” dedi. Kimsenin özel hayatına karışma hakkımız yok. Ancak toplumun değer yargılarını korumalıyız.
ORUCA VE ORUÇLUYA SAYGI
Bizim, millet olarak ne güzel hasletlerimiz vardı. Yaşı müsait olanlar mutlaka hatırlar. İnsanlar zenginlikleriyle övünmezlerdi. Zenginler, ellerindeki imkanları, diğer insanların dikkatini, kıskançlık ve hasetliklerini çekmeyecek şekilde, adeta mahcup bir eda ile kullanırlardı.
Gösteriş yapan insanlar ayıplanırdı.
İsraf şimdiki gibi dev boyutlarda değildi. Yiyecekler israf edilmez, çöplüklere artan yemekler, bayat ekmekler atılmazdı. Giyecekler iyice eskiyene kadar giyilirdi, yamalı elbise ile gezmekten kimse gocunmazdı. Küçülen ama yeni olan giyecekler, bunu giyebilecek olanlara verilirdi.
İnsanlar, mümkün olduğunca borca girmemeye, imkanları ölçüsünde yaşamaya, gelirleri nisbetinde harcama yapmaya özen gösterirlerdi.
Evler inşa edilirken, pencereler birbirinin avlusuna bahçesine bakmayacak şekilde yapılırdı.
Bunlar gibi pek çok örnek, maalesef mazide kaldı.
Tüketim ekonomisi, menfaatçilik, bencillik, özenti, gösteriş merakı, kazanma hırsı insanların yaşantılarını ve davranışlarını değiştirdi. İnsanların birbirine saygısı neredeyse hiç kalmadı.
Ekonomik imkanlar genişledi, eğitimli insanlar çoğaldı ama, kanaat sahibi, şükür sahibi, haddini bilen, saygılı insanlar azaldı.
Bu nasıl bir eğitimdir ki, insanları bu hale getirdi.
DİN VE İNANÇ ALGISI DEĞİŞTİ. İNANMAK, DİNİ DEĞERLER SANKİ BİR PARTİ İDEOLOJİSİYMİŞ GİBİ ALGILANMAYA BAŞLANDI.
Somut konuşursak, İslamiyet, abdest, namaz, oruç, zekat, hac… sadece muhafazakar olarak adlandırılan kimselere veya sağda yer alan belli partilere oy veren kişilere has değerler olarak algılanmaya başladı.
Herkesin ortak düşünce ve kaygısı olması gereken dünya hayatı, ölüm, ahiret, amel, ibadet gibi kavramlar bazı kesimleri hiç ilgilendirmez hale geldi.
İşte, içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayında içine düştüğümüz bu durumun acıklı manzaralarını görüyoruz.
Burası sözde İslam ülkesi, burada yaşayanların kahir ekseriyetine sorsanız Müslüman olduklarını söylerler, lakin sokaklarda gezen bir yabancı, burasının bir Müslüman şehri olduğunu ve ramazan ayının yaşandığını anlayamaz.
Bütün lokanta ve aş evleri, ramazan haricinde olduğu gibi aynen faaliyetine devam ediyor. İnsanlar hiç rahatsızlık duymadan yiyip içiyor, dudaklarındaki sigaranın dumanını insanların yüzüne üflüyor.
Ancak haklarını vermek lazım, bu insanlar iftar vakitlerinde ortadan kayboluyorlar, her halde lüks otellerde verilen davetlerdeki iftar sofralarında iftar yapıyorlardır.(!)
Gene maziyi düşündüm. O zamanlarda, lokantaların büyük kısmı kapanırdı, açık olanlar camlarını perdelerlerdi, gazino, meyhane, bar ve pavyonlar “Ramazan münasebetiyle kapalıyız.” levhaları asarlardı. Kimse açıkta yiyip içmezdi. Kimse insanların yüzüne sigara dumanı üflemezdi. Gayrimüslimler bile son derece saygılı idiler.
NE OLDU BİZE, BU HALE NASIL GELDİK???
Not: Manavgat’ta KOSGEB Şubesi açılmış. Sayın MATSO Başkanı Ahmet BOZTAŞ ve yönetimine, KOSGEB İl Müdürü Sayın Şükrü MISIRLI ve Valimiz Sayın Münir KARALOĞLU’na teşekkür ederim.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 05 Haziran 2018 - 10:42
Ne oldu bize, bu hale nasıl geldik?
GÜNDEM
05 Haziran 2018 - 10:42

