GECİKMELİ BİR CEVAP
Geçtiğimiz günlerde, “İYİ Parti”yle ilgili bir soru sormuştum..
Daha doğrusu, bu soruyu soran vatandaşlara aracılık etmiştim..
Soru şuydu:
“İYİ Parti, teşkilat binalarına kira ve tefrişat, ayrıca ağırlama olarak dünya kadar para harcıyor..
Örneğin; Perge Caddesi’ndeki İl binasının sadece kira ücreti 5 bin lire civarında..
Bunu bütün Türkiye’deki il ve ilçe binalarıyla hesapladığınızda ortaya çok büyük rakamlar çıkıyor..
Hazine yardımı almamasına rağmen, İYİ Parti’de bu değirmenin suyu nereden geliyor?”
…
Bu soruya dün (gecikmeli de olsa) bir cevap verildi..
Nizamettin Sağır ziyaretimize geldi ve “bir soru sormuştun, onu cevaplamaya geldim” dedi..
Ve şunları söyledi:
“Önce şunu söyleyeyim, Perge Caddesi’ndeki binamızın kirası 5 bin lira değil, 8 bin lira..
Yeni kurulan bir partiye Hazine yardımı verilmeyeceği zaten biliniyor..
Bu nedenle bu partiye inanan kişiler olarak, aramızda topladığımız paralarla değirmene su taşıyoruz..
Örneğin, ben bir mülkümü sattım, il binasının tefrişi için harcadım..
Diğer arkadaşlarım da kendi imkanlarına göre bağışlar yaptılar..
Yani; yeni kurulan bir parti ne yapıyorsa, biz de onu yapıyoruz..
Bundan sonra da milletvekili aday adayı arkadaşlarımız bu tür masrafları üstlenecekler..
Olay budur..”
…
BAŞKA BİR SORU DAHA
Uzun bir süredir tanıdığım Nizamettin Sağır’la biraz da “seçim öncesi sohbeti” yaptık..
İlginçtir, tıpkı genel başkanları Meral Akşener gibi, “CHP ne diyorsa” aynısını söylüyor..
Mutabık kaldığımız tek konu, “Türkiye’nin ittifaklarla iki ayrı görüşte birleşmesi, bu ülke için hayırlı olacaktır” düşüncesiydi..
Tatlı getirmişlerdi, birlikte yedik, çayımızı içtik tatlı tatlı vedalaştık..
…
Ama, bu yazıyı yazarken aklıma bir soru takıldı..
Eminim çoğunuzun aklına da takılmıştır..
Soru şu:
“İktidar olması pek mümkün olmayan bir siyasi parti için birileri niye malını-mülkünü satar, bağış yapar?”
Bu soru sadece Nizamettin Sağır’a değil tabii..
Ama, sevgili Sağır buna da bir cevap verirse, onu da sizlere duyuracağım..
…
ÇOK “İNCE” BİR PROJE
Gelelim CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Muharrem İnce harekatı”na..
…
Bir yerde birini güçlendirmek için, ona bir (veya birkaç) rakip çıkartılır, mağlup ettirilir..
O rakipler(!) zaten kazanamayacaklarını bilirler..
Ama, belli “pazarlıklar” sonucu “mağlup olacak bir rakip” olmayı kabul ederler..
Bana göre..
Muharrem İnce de, işte böyle “ince” bir projenin sonucudur..
…
Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın kazanacağından o kadar emin ki..
Cumhurbaşkanı adayı olmayı göze alamadı..
Cumhurbaşkanı adayı olsa milletvekili adayı olamayacak..
Cumhurbaşkanı olamazsa, milletvekili de olamayacak..
Böylece TBMM’de partisinin başında bulunamayacak, parti grubuna “istediği gibi” hükmedemeyecek..
Dokunulmazlığı olmadığı için “ağzına geleni” söyleyemeyecek..
Ve oturduğu koltuğu kaybetmekle de karşı karşıya kalacak..
Muharrem İnce önce rakip yapıldı, şimdi de Cumhurbaşkanı adayı..
Böylece Kılıçdaroğlu, (şimdilik) bir sürü tehlikeden kendini kurtarmış oldu..
“Parti tabanının istediği oldu” gibi uydurmalara inanmayın..
...
Vatana-millete hayırlı-uğurlu olsun..
GÜNDEM
Yayınlanma: 05 Mayıs 2018 - 08:22
Güncelleme: 07 Mayıs 2018 - 09:32
Nizamettin Sağır.. Ve çok "ince" bir proje..
GÜNDEM
05 Mayıs 2018 - 08:22
Güncelleme: 07 Mayıs 2018 - 09:32

