Nur içinde yatsın. Rahmetli eniştem çok şakacıydı. Hep derdi. ’’Halanız başımızı sokacak bir evimiz olsun diye dua etti, bak başımızı soktuk kıçımız dışarıda kaldı.’’ Diye. Bakırköy’de küçük bir evleri vardı. o küçük ev sülalemizi ,eşimizi, dostumuzu
çok kişileri ağırlamıştır.
Evin küçük oluşundan mıdır, yoksa ev sahibinin sıcaklığından mı bilmem,
Her gelen kendi evindeymiş gibi rahat davranırdı. İstanbul’a yolu düşen, mutlaka
Halamın evine uğrardı. Hepimizin o sıcak yuvada güzel günleri geçmiştir.
Zaman geçti, çok daha büyük evleri oldu. Fakat o küçük evdeki mutluluğu hiçbir zaman bulamadıklarını söylerlerdi.
Aslında mutluluk evin büyük veya küçük oluşuyla ilgili değildi. O evde yaşayan insanların gönlünün genişliği ve sevgiyle ilgiliydi.
Çok uzun zaman geçmedi.80 li yıllarda küçük evlerde büyük aileler yaşardı.
Anne, baba, gelin, torunlar. Durumunu düzelten evlatlar ayrı evlere geçerlerdi.
90’lı yıllarda evler büyüdü, aileler küçüldü. Teknoloji arttı. Hayat kolaylaştı.
fakat insanlar asosyal oldu. Komşular, gidip gelmeler azaldı. Hastalıklar arttı. Apartmanımızda yaşayan komşularımızı tanımaz olduk.
Küçülen aileler, insanlık, maneviyat, paylaşım yok oldu. Büyüklere saygı yok oldu.
Tek başına yaşam başladı.
Ben bü gün tek başına bir yaşam sürüyorum. İnanın bu benim tercihim değildi.
Tercih etme şansım olsaydı. geniş bir aile küçük bir ev isterdim.
GÜNDEM
Yayınlanma: 25 Eylül 2017 - 09:53
Güncelleme: 25 Eylül 2017 - 09:57
Nur içinde yatsın
GÜNDEM
25 Eylül 2017 - 09:53
Güncelleme: 25 Eylül 2017 - 09:57

