ÖĞRETMEN DEĞİL SANATÇI
Reklam

ÖĞRETMEN DEĞİL SANATÇI

Finike Eroğlu Nuri Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Ortaokulu Müdür Yardımcısı İlhan Sevim, okulun arka bahçesine kurduğu atölyede eski sıralardan, ahşaplardan, atık malzemelerden ürünler toplayıp, ortaya inanılmaz eserler koyuyor. Yaptığı eserlerle okulu güzelleştiren Sevim’e, Antalya Valiliği tarafından Başarı Belgesi verildi

23 Ocak 2020 - 20:43 - Güncelleme: 23 Ocak 2020 - 21:06

Antalya Valiliği tarafından Finike Eroğlu Nuri Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Ortaokulu Müdür Yardımcısı İlhan Sevim’e Başarı Belgesi verildi. Sevim’in okulu için yaptığı eserler, geri dönüşüm için de ilham kaynağı oldu. İlhan Svim’in yaptığı çalışmalara gündeme ilk olarak köşe yazarımız Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu getirdi. Koçakoğlu, ‘Devlet dersinde yaşamak ve yaşatmak’ adlı makalesinde Sevim’in çalışmalarını şu şekilde anlatmıştı: “Finike’nin yamacına kurulmuş bir okul Eroğlu Nuri Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Orta Okulu. Kapıdan içeri girdiğiniz an başlıyor garip bir yolculuk. Merdivenlerde el işçiliğinin ürünü tablolar, 16 Türk devletinin nişanesi duvara çakılmış. Üst katta mütevazı bir odaya giriyorsunuz. Bir sınıfı çalışma odası gibi yapmışlar. Bir koridor sağ tarafta. Edebiyat Sokağı. Yazarlar dile gelmiş, sınıfların kapılarında boy göstermiş adeta. Pencerelerin katı, plastik çerçeveleri ahşapla dekore edilmiş. Abdurrahim Karakoç aşkla bağırıyor bir kapıdan ‘Mecnunlar Mevlâ’yı bulursa canda/El olur Leyla’lar elâ gözlü yâr.’ Yahya Kemal ‘Sessiz Gemi’ ile geçiyor karşı kapıya. Sonra Neşet Ertaş, bağlaması elinde ‘Can yakıp da kalp kırma/ Senin de gül benzin solacak bir gün’ nağmeleri ile sokağı dolduruyor sanki. Necip Fazıl, Mevlana, Yunus Emre, Fatma Aliye, Cemil Meriç… Her biri zarif bir dokunuşla ayağa kalkmış bu koridorda. Çocukların arasında yaşıyorlar. Tek bir çizik, tek bir leke, yıpranmışlık yok hiç birinde. Öğrenciler gözü gibi bakıyor hepsine belli. Sonra bir tarih koridoru… Bir han kapısından giriliyor içeri. Meşaleler aydınlatırken iki yanı, gençler ecdadını yâd ediyor her bir izde. Sınıflara özel tasarımla yapılıp asılmış aynı zamanda küçük bir akvaryum olan raflar. İçinde kırmızı bir balık süzülüyor, halinden memnun. Dil laboratuvarı, kendi imkânlarıyla boyadıkları yazılabilir ve manyetik duvarla farklı bir deneyim sunuyor çocuklara. Müzik odası, sanat odaları, yemekhanesi… Sıra yok, masa yok hepsi ahşaptan özel yapılmış, düşünülmüş, incelikli eşyalar. Her biri ayrı bir nezaketin eseri.”

İlk olarak ‘Edebiyat Sokağı’ yapıldı

Konuyla ilgili İlhan Sevim ile konuştuk. Sevim ilk olarak bu çalışmaları yapmaya nasıl karar verdiğini anlatıyor. Sevim, “Okulumuz Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı olup, Kalite Takip Sistemi adlı bir faaliyet bizim bu işlerimizde hareket noktamız oldu. İlk faaliyet okulda ‘Edebiyat Sokağı’ oluşturma faaliyeti idi. Bu çalışmalara ilk olarak Edebiyat Sokağı oluşturmakla başladık. Nasıl olması gerektiği konusunda arayışlara girdik. İlçemiz okullarında bulunan atıl sıraları toplayarak işe koyulduk” dedi.

 

‘Karşılık beklemeden çalışıyoruz’

Valilik’ten aldığı Başarı Belgesi ile ilgili de konuşan Sevim, “Antalya valisi Münir Karaloğlu 'un şahsıma uygun gördüğü Başarı Belgesi beni onurlandırdı. Sayın Münir Karaloğlu’na teşekkür ediyorum. Yaptığımız bütün işleri karşılık beklemeden sade ve sadece hakkın rızasını kazanmak ve okulumuzun marka değerini yükseltmek adına yapıyoruz. Bunun içindir ki  Eroğlu Nuri İmam Hatip Ortaokulu 2017  yılında  kurulan sıfır  öğrenci mevcuduyla açılan, bugün ise 9 derslikte toplam 174 öğrencimizle eğitim-öğretime devam eden bir okul haline gelmiştir. Okul bizim için sadece mesaimizin geçtiği bir yer değil, yaşam alanımız hâline gelmiştir. Velilerimiz, öğrencilerimiz, öğretmen arkadaşlarımız, yardımcı personelimizle bu işi beraber başardık. Okulumuzun her alanda başarıyı yakalayıncaya kadar bu çalışmalarımız hız kesmeden devam edecektir. Ayrıca bana destek olan başta Eşim Elif Sevim’e, yine çalışmalarımızda yanımızdan hiç ayrılmayan Öğretmenimiz Abdullah Muratoğlu’na , Eşi  Elif Ceylan ile beraber her çalışmamızda yanımızda olan öğretmenimiz Özkan Ceylan’a ve diğer tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 

‘Öğrencilerimizin hayatı kolaylaştı’

Son olarak yaptığı çalışmalarının öğrencilerin gözünden nasıl göründüğüne değinen Sevim, sözlerini şöyle bitirdi: “Biz yaptığımız bütün çalışmaları öğrencilerimizin eğitim –öğretim hayatlarını kolaylaştırmak ve okula aidiyet duygularını yükseltmek adına yapıyoruz. Koridorlar, derslikler, atölyeler, yemekhane bütün yapılan bu çalışmalar onlar için yapıldığının farkında olup kendilerini özel hissediyorlar. Bu çalışmalarda onlarında payı var. Bu yüzden ne yapılmışsa kendilerine ait hissediyorlar. Panolardaki resimler gibi her renk her çizim her desen onlara ait. Bu yüzden öğrencilerim her yeni çalışmamızı heyecanla bekler ve sırada ne var diye meraklı bakışlarla sorarlar. Öğrencilerimiz ile aramızda çok büyük bir sevgi bağı ve sonsuz bir samimiyet var. Genelde bir plan dahilin de projelerimize başlamıyoruz. O anda ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyoruz. Fakat akılımızda ilk olarak kütüphanemiz mevcut olmasına rağmen yine atıl malzemelerden ve kendi el emeklerimizle çocukların daha rahat edebileceği, keyifli vakit geçirebilecekleri içinde küçük bir şelalesi  bulunan, bir tarafında şöminesi olan bir kitap cafe yapmak istiyoruz. Ve yine bir müzik atölyesi aklımızda olan projelerimizden birisi. Ayrıca Doç. Dr Bedia Koçakoğlu hanıma teşekkürü bir borç biliyoruz. Bizim üç yıldır anlatamadığımızı, yazısı ve düşünceleriyle bir günde anlattı.”

 

‘Çocuklara sevgi hatırlatılıyor’

Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu da İlhan Sevim’in çalışmaları ile ilgili konuştu. Koçakoğlu, “İlhan hocanın bizi bu kadar etkilemesinin sebebi ‘Karşılık beklemeden, fedakâr bir ruhla hatta kendinden vererek insan neden bunca şeyi yapar ki?’ sorusuna verilebilecek cevap aslında. İlhan hoca bize içimizde bir türlü (Alanya ağzıyla söyleyeyim) gövermeyen insan olma inceliğini anımsatıyor.  El emeğiyle yaptığı ürünler değil mesele. Burada temel mevzu, yapılanların öğrencilere değer verildiğini göstermesi. Çocuklara her adımda nezaketin ve sevginin hatırlatılması. Kendisine değer verildiğini hisseden insan, değer vermeyi de öğrenir” şeklinde konuştu.

‘Bu ülkede İlhan Öğretmenler çok’

Bu tarz çalışmaların yaygınlaşması gerektiğini savunan Koçakoğlu, “Son kitabımın imza ve söyleşisi için beni davet etmişlerdi, o vesileyle Eroğlu Nuri İmam Hatip Lisesi ve Orta Okulu ile buluştum. Köşe yazarı olmamama rağmen sadece onları yazmak ve iyiliği çoğaltmak için bilgisayarın başına geçtim sonra. Ancak bu arada öğrendim ki sayın valimin rikkatli bakışı benden evvel okula isabet etmiş zaten. Kendileri de haberdar olmuşlar ve öğretmenimizi başarı belgesiyle taltif etmeye hazırlanıyorlarmış. Güzel bir tesadüf oldu. Ziya Paşa’nın dediği gibi ‘Marifet iltifata tabidir; müşterisiz meta zayidir.’ Örnek olması açısından bu güzellikleri anlatmak, paylaşmak, taltif etmek önemli. Biliyorum ki bu ülkede İlhan Öğretmenler çok. Keşke onlardan haberdar olabilsek ve ilham alabilsek ruhlarından.  Şairin dediği gibi bu yüzyılda ‘Hoyratlık değil incelik yakıyor canımızı.’ Biz tam; incelik, kırık bir kalbin başını okşayan elde, yağmurda ıslanan bir kedinin üzerine ceketini örten adamın duyarlılığında, bayrağı göndere çekmek için birbirinin omzuna çıkan çocuklarda, koskoca bir ülkenin Cumhurbaşkanının küçücük bir çocuğun elini öpüşündeki şefkatte kaldı derken; nezaketten örülü bir dünyanın ‘okul’ adıyla vücut bulması insanı derinden etkiliyor. Ruhunuzda iyiliğe, sevgiye, umuda, geleceğe, sevdaya dâhil her ne varsa ayaklanıyor. Yapmakta olduğunuz işe daha sıkı sarılıyorsunuz. Fark ediyorsunuz ki bir yerlerde birileri hiçbir karşılık beklemeden, sonsuz bir iyilikle gülümsemiş dünyaya ve dokunduğu her şeyi güzelleştirmiş. Şimdi ben uzaktan bakan biri olarak kısa bir ziyarette bunları hissettiysem o güzelliklerin içinde yaşayan çocukların dünyasını düşünün bir de. Bize sevgiyle ve tüm incelikleriyle insanım diye ışıldayan çocuklar lazım. Çünkü onlar büyüyecek anne, baba, öğretmen, doktor, politikacı olacak. Bu çocuklar da böylesi ortamlardan çıkacak. Aslında işin özü şu; eğitimi iyileştirmenin yolu insanı güzelleştirmekten geçiyor” diye ifade etti.

Mahsum ALTAŞ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Antalya Valisi Karaloğlu: 3 can kaybı, 95 vakamız var
Antalya Valisi Karaloğlu: 3 can kaybı, 95 vakamız var
Sağlık çalışanlarına Mehter Takımı'ndan moral konseri
Sağlık çalışanlarına Mehter Takımı'ndan moral konseri