Söyleşiyi müstakil evinin bahçesinde gerçekleştirdiğimiz Hakkı Aygün bugün tam 80 yaşında. Gençliğinde aldığı örf ananelerin en güzel örneğini sergileyerek karşıladı bizleri. Geleceğimizi önceden haber verdiğimiz bir dönemin başarılı pehlivanı misafir ağırlamanın en güzel duruşunu sergiledi. Giyimiyle, oturması, konuşması ve geçmişi kucaklamasıyla. Gecenin karanlığı yaşanan duygu sağanağı sohbetimizde pehlivanın gözünden dökülen yaşları sakladı çoğu zaman. Geçmişe dair anlatılan her bir anı, her bir yaşanmışlık bugün Antalya’nın Anadolu ruhunun en güzel örneğini sergiledi. Biz sorduk Mello cevapladı. Antalya’nın ciğerinin yandığı günlerden, çayırlarda ki vefasızlığa kadar her şeyi bir bir anlattı
Güreş’e kaç yaşında başladınız ? Mello lakabı nasıl verildi?
-Çok küçük yaşlarda başladım. 14-15 yaşlarındayken köyümde güreş tutardım. Korkuteli’nin Küçüklü Köyü’nde dünyaya geldim. Çok erken yaşlarda yetim kaldım. Dedem’in emeği çoktur bende. Beni o büyüttü. Tarımla uğraştım o yıllar. Güreş tuttuğum yıllarda Mello adında ünlü bir pehlivan vardı. Benim stilimi ona benzetiyorlardı. O yüzden bana Mello diye tezahüratta bulunurlardı. Sporcular Lakaplarıyla anılır. Beni böyle hatırlarlar bilirler. Ben Pehlivan Mello…
Sizden başka kaç kardeşiniz var?
-4 kardeşiz. 2 si kız. Birini kaybettik. Hakkın rahmetine kavuştu.
Yağlı Güreş’i kaç yılına kadar devam ettirdiniz?
-1975 yılında bıraktım. Çok değerli güreşçilerle güreş tuttum. Karali, Sabri Acar, Ordulu Mustafa Bük’tür. Bana sporculuk yıllarımda güreş’teki başarımda emeği olan antrenörlerim İsmail Ogan (Cürük Lakaplı), Aksulu Muharrem Kurt. İki teknik adamın bende emekleri çoktur.
Puanlama ile güreş konusuna dönelim. Nedir bu konuda ki düşünceniz?
-Puanlama çıktı Mertlik bozuldu. Bizim güreş tuttuğumuz yıllarda sadece yenmek vardı. Ödüllerimiz azdı. Bugün yüzüne bakmadığınız küçüklerde dahi verilen ücret o yıllarda baş lara verilen ödüllerdi. Yani o yıllarda verilen ödüller bugüne göre devede kulak bile değil. Ama yine de Ata Sporumuz için güzel çalışmalar yapılıyor. Ben güreşi Askerde de devam ettirdim. Üç yıl askerlik yaptım.
Bir dönemin efsane olmuş isimleri arasında yer alıyordunuz. Usta güreşçiler ismi okunurken sizin da adınız anons ediliyordu. Peki şimdi arayan soran var mı?
-Hiç kimse arayıp sormuyor. Güreşin saygınlığı ve davranış özellikleri yitip gitti. Bakın Aksulu Muharrem Kurt hasta yatağında şifa arıyor. Aksu Belediye Başkanımıza buradan sesleniyorum. Arkadaşımıza bir dönem çayırı titreten bu usta pehlivana el uzatsın, ziyarete gitsin, halini hatırını sorsun.
Aileniz de başka güreş tutan var mı?
-Var ya. Torunum 19 yaşında benim adımı aldı Hakkı Aygün Akdeniz Üniversitesi’nde Spor Bölümünde okuyor. Gelecek te Antalya bu çocuğumuzun adını çok duyacak. Milli sporcudur kendisi. Samet’de var. O da güzel güreş tutuyor.
Kırkpınar’a hiç gittiniz mi? Dereceniz var mı?
-Tabi gittim. Katıldım ve başardım. 1965 yılıydı Büyük Orta Boy kategorisinde birinci oldum. Altın Madalya aldım. Dünürüm Naci Avcıoğlu’da iyi pehlivandır. Ancak o ayağı sakatlandıktan sonra güreşi bıraktı.
İlçelerde de güreştiniz mi?
-Evet daha çok Finike tarafına giderdik. Ali, Kadir, Mustafa Yiğit kardeşler benim güreş tutmamı isterler ve güreşmemi sağlayan isimlerdi. Onlara minnettarım. Güreşlere geliş gidiş bugünkü gibi kolay değildi. Güreşçiler bellerine sardıkları ekmekleri yiyerek ve yürüyerek güreşe gelir güreş tutarlardı. Şimdi uçaklarla, hızlı otobüslerle güreşlere rahat rahat gidip geliyorlar. Bide üstüne para alıyorlar.
Kaç çocuk kaç torununuz var?
-8 çocuğum var. 4’ü kız, 4’ü erkek. Torunum da 25 tane. Onların sağlıklı ve mutlu olarak görmek benim en büyük mutluğumdur bugün. Sağolsunlar beni hiç yalnız bırakmıyorlar.
Antalya’yı yanmaktan hep siz kurtarıyor muşsunuz?
-Evet doğru. Kimsenin giremediği yangınların içine dalar canlar kurtardım. Antalya itfaiyesinde tam 18 yılımı verdim. Sağolsun İtfaiye Müdürümüz Kemal Altınpınar vardı. Benim spor yapmamı ve güreş tutmama hep destek vermişti. Onun sayesinde uzun yıllar güreş müsabakalarına katıldım. Antbirlikten emekli oldum.
Antalya itfaiyesinde de önemli başarılarınız bulunuyor?
-Büyük İskele Yangınına tek başıma müdahale eden kişiyim. İzinli geldiğim akşam yattım. Yangın var İskele de Pamuk Balyaları yanıyor dediler. Ne kadar izinli arkadaş varsa hepsini bir bir toplayıp İskeleye indik (Yat Limanı). Hep birlikte müdahaleye başladık. Ancak çoğu arkadaşımız yaralandı, dumandan etkilendi ve tek tek hastaneye kaldırıldı. Koca yangına tek başıma ben mücadele verdim. Antalya’da büyük yangınlardan biriydi o yangın.
İtfaiye sizi arıyor mu hiç? Önemli gün ve haftalarda halinizi hatırınızı soruyor mu?
-Sağ olsunlar arayıp soruyorlar. Bir şeye ihtiyacımızın olmadığını soruyorlar. Ancak bu vefayı ben yıllarca güreş yaptığım ve güreş tuttuğum terimizi akıttığımız er meydanındakiler göstermiyor. Bu beni kahrediyor. Oysa biz Antalya’nın adını Türkiye de duyuran pehlivanlardık.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
-Büyükşehir Belediye Başkanımız sayın Menderes Türel biz yaşlarda ki güreşçileri bir araya getirsin. Hepimiz koptuk. Kala kala10-15 kişi kaldık. Hasta, ihtiyacı olan pehlivanlar vardır onlara el uzatılsın. Başka ne isteyebiliriz ki. Bizi unutmayan, hatırlayan herkesten Allah razı olsun…
Hakkı Günay bugün bile hala sporcu ahlakına dair güzel örnekler sunan bir pehlivan, Antalya sevdalısı. İlerleyen yaşına rağmen unutmadıklarını bizlerle paylaşırken bile cümleleri düzgün ve bir o kadar da naif ve oya gibi işleyerek aktardı. Bu çok özel insan ile yan yana gelmek ve sohbet etmek benim için büyük bir şans, bahtiyarlık. Vedalaşırken güreş tuttuğu o büyük ellerin cüsseliği benim diyen pehlivanı yere yıkacak devasalıkta. Hem sporculuk hem de iş hayatında onu bir an bile yalnız bırakmayan 55 yıllık hayat arkadaşı Esma Aygün ise sadece 1 kez onu er meydanında izleyebilmiş. Hala daha birbirlerine aşık, hala birbirlerini çok seviyorlar.
Röportaj Okan DİLEK
Yorumlar
Kalan Karakter: