Ayıplamayın. Kınamayın. Kınadığınızı yaşamadan ölmezsiniz.
Evde kedi besleyebilirsiniz, ama köpek necistir. Evde beslenmez. Bahçede beslenir.
Kedinin salyasından namaz olur. Köpeğin salyasından olmaz. Köpek, bekçilik ve avcılık için beslenir. Köpeğin sadakati ve vefası, insan hayatına da girmiştir.
Bir İngiliz atasözü der ki; “Köpeğimi, insanlardan önce tanısaydım, hiçbir insanla dostluk yapmazdım”.
Bursa Uludağ Üniversitesi'nde, İlahiyat Hocası Prof. Dr. Süleyman Uludağ'ın “Tasavvufta Köpek Sadakati” diye mükemmel bir yazısı vardır. Köpek, tasavvufta da bir örnektir.
Yörük Kültürü’nde göç yapılırken çadır kurulan yere; tavuk, köpek ve kedi de konulur. Böylece hiçbir haşerat insanlara zarar veremez. Bunlar koruyucularımızdır.
Torunlarımda çevre bilinci oluşturmak, onlara hayvanları sevdirmek, yeşili ekmek ve korumak için bir dizi çalışmalar yapıyorum.
Geçen hafta, altı yaşındaki torunumla maydanoz, domates, buğday ve çiçek ektik. Suladık. Bu hafta yeni yeni çıkıyor. Yıl sonu karne hediyesi olarak oyuncak ve kitapların yanında iki kırmızı Japon balığı da aldık.
Pet Show’daki görevli torunuma; “Bak Gökçe, bu balıklara günde birer tane yem vereceksin. İki verirsen ölür. Anlaştık mı?” dedi.
Gökçe de; “Tamam anladım, ama öteki balık akıllı ve uyanık çıkar da diğer balığın yemini yerse ne olacak? Balığın biri ölecek. Diğeri aç kalacak. O zaman ne yapacağız?” dedi.
Değerli Okurlar;
Sual güzel. Ne yapacağız?
Büyük torunum Elif’e de kuş almıştım. Hatta kuş konuşmaya bile başlamıştı. Birkaç kelime söylüyor, ama nihayetinde kuş beyinlidir.
Hatta bir dostumuzun çocuğu kuşu çok sevmiş, oyun esnasında kaşla göz arasında onun suyunu içmişti. Bizden giderken anne-babasına iki göz iki çeşme ağladı. Babası da ona bir muhabbet kuşu almıştı.
Çocuklarımıza ve çevremize yaşayarak, yaşadığımız hayatla örnek olmalıyız.
Mahallemizin kedicisi, kıymetli komşumuz, hayırsever ve iyilikler perisi bir ablamız var. Beyi vefat etmiş, oğlu yurtdışında çalışıyor.
Sitemize bir kedi evi yaptı. Mahallenin bütün kedilerini de o doyurur. Hastalananı, yaralananı o tedavi ettirir. Kendisi emeklidir. Beyinden de emekli maaşı alır. Yaşına rağmen gece gündüz çalışır. 103 yaşındaki annesine de bakar. Ablamızın evde de beslediği bir kedi vardır.
Adı yeşil.
Büyük torunum küçükken yemek yemediği zaman, “Bak! Eğer yemezsen, Yeşil’e vereceğiz” diyorduk. O da yiyordu.
Hatta bir seferinde Yeşil’e; “Bak Yeşil! Dede benim. Anane benim. Senin değil. Sana mamayı ben veriyorum” demişti.
Daha sonra büyüyünce torunum, Yeşil ile çok iyi bir diyalog kurdu. Onu beslerdi.
Yeşil, kendisini seveni de sevmeyeni de bilirdi.
Bir komşumuz, Yeşil’i görünce ona kızıyor, bağırıyor, hatta tekme atıyormuş. Yeşil’de evden kaçınca direk o komşunun kapısının önüne gelip, ayakkabısının içine küçük abdestini yapıyormuş.
Yeşil cezalandırıldı. Bir daha evden çıkartılmadı.
Yeşil bütün kedileri torunuma da sevdirdi.
Allah (c.c) Hud Suresi 6. Ayet’te der ki;
Yeryüzünde kımıldanan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a (c.c) ait olmasın. Rızık Allah’tandır. İnsanlarda da böyledir. Çalışmamız rızka sebep teşkil eder.
Bu baktığımız evcil olan ve olmayan hayvanlara Allah (c.c) bizi bakmaya memur tayin etmiştir. Bizi sebep kılmıştır. Böyle ulvi bir olayda sebep olmakta çok önemlidir.
Merhamet ve şefkat ana şiarımızdır.
Dedeler, neneler, anneler, babalar…
Torunlarınızla, çocuklarınızla lütfen ilgilenin. Başkasına emanet etmeyin.
Matematiği çok seven öğrenci yoktur. Onu çok sevdiren bir öğretmen vardır.
Dünya, sevgi ile kurulmuş, nefretle yıkılmıştır. Çocuklarımıza kin ve nefret aşısı yerine sevgi ve huzur aşıları yaptıralım. Sevelim. Sevilelim.
SEVGİNİN MEKTEBİ YOKTUR. ZORLAMA SEVGİ OLMAZ.
Hayvanları koruyalım. Eziyet etmeyelim. Çevreyi koruyalım.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 19 Haziran 2018 - 09:57
Sessiz kullar
GÜNDEM
19 Haziran 2018 - 09:57

