Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Genel Başkan Mustafa Yahyaoğlu, turizmin sezonluk karakterinin turizm işçilerine hayatı çekilmez hale getirdiğine dikkat çekerek, “Bu durum sektörden kaçmalarına neden oluyor. İşsizliğin bu kadar yüksek olduğu, hele eğitimli genç işsizliğin bu denli yüksek olduğu ülkemizde turizm eleman bulunamaz hala geliyor. Deniz-kum-güneş diye özetlenen, yaz tatil turizmi, Antalya'da 6-8 ay, Bodrum, Marmaris'te 4 ay, Ayvalık'ta 2 ay, Karadeniz'de 2 ay sürebiliyor. Kış, kayak turizmi, gerekli yatırımlar yapılmadığından, doğal kar yağışıyla sınırlı zaman diliminde yapılıyor ki bu da 3-4 ay sürebiliyor. Öncelikle, doğru yatırımlarla, çeşitlendirmelerle, sezon uzatılmalı ve 12 aya çıkartılmalı” diye konuştu.
SEZON 12 AYA UZATILMALI
Turizm sezonunun 12 aya çıkarılmasının hem çalışanlara, hem işletme sahiplerine hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını kaydeden Yahyaoğlu şöyle devam etti: “Bu, işçiler için 12 ay iş, 12 ay ekmek demektir. İşletmeler için de 12 ay ticari faaliyetin yaşaması ve yatırımın aktif kalması demektir. Ülkemiz için kaynakların verimliliği, işsizliğin düşmesi, döviz girişinin devam etmesi demektir. Bunlar yapılıncaya kadar kısa vadede, işçilerin her sezon sonu işsiz kalmasına çözüm, işsizlik sigortasından yararlanabilme şartlarını, turizm işçilerinin de yararlanabileceği şekilde yeniden düzenlemekten geçiyor.”
İŞSİZLİK SİGORTASI YARAMIYOR
“Yürürlükte olan İşsizlik Sigortası Yasası’nın turizm işçilerinin yıllarca prim ödeseler de hiçbir zaman yararlanamayacağı bir yasa. Son üç yılda 600 gün prim ödemiş olmak gerekiyor. Her sezon en az 7 ay çalışmalı ki 3 yılda 600 günü doldurabilsin. Bu olanaksız, en fazla her sezon 5-6 ay çalışılabiliyor. Son iş yerinde 120 gün çalışmış olmak. Bu da kolay değil, her işçi ortalama bir sezonu iki iş yerinde tamamlayabiliyor. Kıdem ortalaması 3,5 aya inmiş durumda. İş akdi askıya alınmamış olmak. İşten çıkarılmamış, ücretsiz izinli gibi, işli de değil işsiz de değil bir durumda olmamak. Bu da işçinin elinde olmayan bir durumdur. İş yasasının 25’inci maddesine göre işten çıkartılmamış olmak vs. İşsizlik parasını işten ayrıldıktan 18-20 ay sonra almaya başlamak işsiz kalan bir işçinin hangi sorununu çözebilir? Bir de ‘işbaşı eğitimi’ adı altında bir uygulama 2015 yılında krizde başladı. İşçi işyerine İş-Kur tarafından stajyer adı altında gönderiliyor. Tam sezon başlarken işveren işçi almaya hazırlanırken ‘bedava işgücü’ işletmelere servis ediliyor. Patronlar da bedava işgücü varken neden ücretli işçi çalıştırsın. Çalışan veya sezon başı işbaşı yapacak olan işçilerine ‘Git İş- Kur’dan gel’ diyor. İşli işçi, işsiz, stajyer durumuna düşürülüyor. Bu dönem çalışmaları emekliliklerine de kıdemlerine de sayılmıyor. Sigortaları sadece sağlığı kapsıyor. Bu dönem işçinin(Stajyer) ücreti ‘İşsizlik sigortası’ndan ödeniyor. Patronun işçisine ödemesi gereken ücreti, işçi işsiz kaldığında ödemeyen işsizlik kasası, işverene kıyak yapıyor. Ücretini, sigortasını, bizim ‘İşsizlik sigortamızdan’ ödüyor.”
MEZUN OLUYUR, TERCİH ETMİYOR
“İşbaşı eğitimiyle hiç ilgisi olmayan, eğitimin sıfır, hizmet üretiminin yüzde 100 olduğu bu uygulama kabul edilemez. İşbaşı eğitimi yapılacaksa bu sezon dışı zamanlarda olabilir ve gerçekten eğitim verilebilir ki, bu gereklidir. Mevcut uygulama, işverenlere bir görünmez destek olarak İşsizlik Sigortasının suistimal edilmesinden, peşkeş çekilmesinden başka bir şey değildir. İşçilerin yıllarca ödedikleri ve işsiz kaldıklarında yararlanmayı umdukları kendi birikmiş paraları kendilerini vuruyor, işsiz bırakıyor, stajyer konumuna düşürüyor. ‘İstihdam seferberliği’ adı altında başlatılan bu proje, amacına hizmet etmemektedir. Tam tersine çalışanları işsiz ya da stajyer durumuna düşürmektedir. Bu haksız, hukuksuz, yanlış uygulamadan derhal dönülmelidir. Turizm işçileri sektörden kaçıyor. İşletmeler eleman bulamıyor. Turizm Otelcilik Okulları, Yüksek Okulları ve Fakülteleri, her yıl yüz binlerce mezun veriyor. Okulunu okuyup bitiren gençler turizmde çalışmayı seçmiyor.”
Serçin ÇILDIR