Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, bütün dünyada bilgisayar sistemi kullanan kurum ve kuruluşların (bankalar, havayolu şirketleri, borsa, vb.) her zaman siber saldırı riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Ölmez, özellikle bankalara yapılan siber saldırıların, ‘Sistemin tamamına saldırıp, çökertmek’ ve ‘Banka müşterilerinin hesaplarına saldırı’ olarak iki kategoride incelenmesi gerektiğini vurguladı. Başkan Hüseyin Ölmez, belirtilen iki kategoriyi şöyle açıkladı, “Sistemin tamamına saldırıp, çökertmek: Geçmişte ülkemizde iki ayrı bankada uygulanan bu saldırılar sonuç vermiş ve ilgili bankaların sistemleri günlerce çalışmamış. O günlerden kalan pek çok hukuki anlaşmazlık da halen devam etmektedir. Banka müşterilerinin hesaplarına saldırı: Bütün dünyada yaşanan, internet dolandırıcılığının bir sonucudur. Ancak maalesef son günlerde yaşanan ve belli bir banka üzerinde yoğunlaşan dolandırıcılık olaylarında, banka müşterisinin kişisel ve banka verilerini ele geçiren dolandırıcılar, finansal tüketiciyi bu verilerle yönlendirerek amaçlarına ulaşmaktadır. Dolandırıcılık işlemlerinin çok fazla olması, bankaya bu işlemlerin neredeyse anında ihbar edilmesine karşın devam etmesi, bazı bankaların bu konuda hazırlıklı olmadığı kanaatini oluşturmaktadır. Ancak bankalarımız, özellikle dolandırıcılık olayının olmaması için müşterilerini kısa mesaj, e-posta ve ATM’lerinde uyarmaktadır. Dolandırıcılık olayı gerçekleştiğinde bankalar, finansal tüketiciyi yalnız bırakmakta yasa ile kendine verilmiş, şüpheli işlem saptama ve suç ihbarında bulunma görevlerinden kaçınmaktalar. Özellikle finansal tüketici, kredi kullanılarak dolandırılan paraların tahsili için hukuki mücadele etmektedir. Bankaların bir başka eksiklikleri ise tüm kişisel bilgilerine sahip olmadıkları hesapları bloke etmeyerek, suç parası transferlerinde kullanılan hesap kiralama işlemlerine neden olmaktadır. Dolandırıcılık olaylarının yazılı, görsel medya ve sosyal medyada yoğun tartışılması sonucu, bazı bankalarımızın son 2 haftadır, ek önlemler aldıklarını, hatta bir bankamızın müşterilerine antivirüs hediye ettiğini memnuniyetle görmekteyiz. Bunlar, bizlerin TÜKONFED olarak da mücadelesinin bir sonucudur.”

ACİL DURUM PLANLARI
Bu konuda her bankanın bir çalışması ve hazırlığı olduğunu belirten Hüseyin Ölmez, acil durum planları ve kriz yönetimi stratejilerine ilişkin şöyle konuştu: “Bankaların bu konudaki hazırlığının, detayları ile kamuoyunda tartışılması ayrı bir güvenlik sorunu oluşturur. Bu nedenle, bunları sadece ilgili görevliler bilmektedir. Bizlerin detay bilmesi hem tehlikeli hem de olanaksızdır. Bu bilgilerin saklanması, önemli bir önlemdir. Saldırı olayı ile karşılaşıldığında, bankanın sistemleri gerekli karşılığı veremezse sistem tamamen kapatılmakta; bireysel işlemlerde ise bankanın ilgili hesabı, kartları kapatılmaktadır. İnternet bankacılığı, uzaktan alışveriş bütün dünyada tüketicilere rahatlık sunarken, dolandırıcılık riskini ve olgusunu da beraberinde getirmiştir. Bu risk toplumsal yapımızda uzun zamandır yaşanan bozulmalar nedeniyle maalesef ülkemiz için daha fazladır. Dolandırıcılar, insanlarımızın ihtiyaçlarını ve zaaflarını kullanmakta, bilişim teknolojisi becerileri fazla ama ahlakları az olan insanlardır. Her fırsatı kendileri için rant (dolandırıcılık) kaldıracı olarak değerlendirmekte, dolandırıcılık tescilsiz inovasyonu en geniş iştigal alanıdır. Bu nedenle dolandırıcılar, süreli yeni yöntemler uygulamaktadır. Bu konuda alınabilecek önlemler: Öncelikle finansal tüketiciler azami dikkat etmelidir; sonucunda maalesef bedeli ödemekte, üzüntüyü yaşamaktadır. Bankalar, yasalarla kendine verilmiş görev olan, şüpheli işlem bildirimi ve suçu bildirme yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeli, getirmezse caydırıcı bir yaptırımı olmalı. Dolandırıcılık olaylarında, önemli bir unsur olan ‘kiralık hesap’ sorunu ortadan kaldırılmalıdır. Bu amaçla öncelikli bankalarda yeterli kimlik bilgileri olmayan tüm hesaplar dondurulmalı, bilgiler tamamlanıncaya kadar işleme kapatılmalıdır. Bankaların bu yetkisi vardır. BDDK bankalar üzerinde, özellikle tüketici işlemlerine yönelik etkin, yol gösterici ve sonuç alıcı denetimler yapmalıdır. Dolandırıcılık ve ihmal suçlarında cezalar caydırıcı olmalıdır. Soruşturma ve yargı süreçlerinin çok uzaması, dolandırıcıları cesaretlendiren ayrı bir husustur. Bu nedenle, ihtisas mahkemeleri kurulmalıdır.”

‘HERKES MAĞDUR OLDU’
“Bütün dünyada yaşanan ‘Digital çöküş- Tekno Kaos’ olarak adlandırılan ve en büyük servisi sağlayıcı Microsoft’un yan kuruluşundan kaynaklanan, teknolojik kaosun, ülkemizdeki etkilerini değerlendirmek gerekir. Öncelikle bu bir siber saldırı değil, Microsoft dışında ilgili bütün kişi, kurum ve kuruluşların mağduru olduğu bir olaydır. Bu olay, bankalarımız, şirketlerimiz, il insanlarımız ve tüketicilerimiz açısından herhangi bir kimse tarafından alınacak önlemlere karşı, önüne geçilmesi olanaksız, borcun yerine getirilmesine engel, borçlunun iradesi dışında beklenmedik olay olarak tarif edilen mücbir sebeptir. Bu olay nedeniyle, henüz oluşmuş ve şikayete konu olan bir zarar yoktur. Çünkü kredi kartı hesapları henüz kesilmemiş, otomatik ödemelerden kaynaklanacak gecikmeler nedeniyle henüz faturalara düzenlenmemiştir. Ancak burada olası zarar kuvvetlidir. Üzülerek söylemek gerekir ki her fırsatı konuşma ve yazma aracı yapan bir kısım uzman (!) olayı ya tarafları açısından abartmış ya da olası zararı yok saymıştır. Burada başka bir önemli konu, o gün kira ödemesi olanların bir kısmının kirasını ödeyememesidir. Kiracı – ev sahibi tartışmasının yoğun olduğu bu günde, bu ödeyememe de mücbir sebep sayılmalıdır. Bu konudaki önerim, yasama bu günde meydana gelen ödeme aksaklıklarını mücbir sebep sayan bir düzenleme yaparak, bu aksamalardan sonraki ilk iş gününe kadar faiz alınmayacağını, risk cetvellerine işlenmeyeceğini yasaya bağlamalıdır. Aksi takdirde işaret ettiğim olası zararlar, önümüzdeki günlerde Tüketici Hakem Heyeti (THH) ve mahkemelerin önüne iş yükü olarak gelecektir. Bu da kamu zararıdır.” (www.akdenizmanset.com.tr)
---