Gazetemize ilan verdi. İşe başvuru yapanlar çıkıyor. Gelenler, “İngilizceyi sular seller gibi biliyorum. İngilizlerden bile gramerim daha iyi. İngilizce ne demek, Almanca, Fransızcam bile var benim” gibi konuşuyorlar falan. Dursun abi, elemanların İngilizce bilip bilmediğini kontrol etmesi gerekiyor ama sevgili şefim İngilizce bilmiyor ki, nasıl anlayacak adamın İngilizcesinin ne derecede olduğunu?
Biz arka tarafta yani bizim deyimimizle “Çakal odasında” bunun mavrasını çeviriyoruz. Ama gülmekten yıkılıyoruz. Birimiz Dursun abi oluyor, diğerimiz işe başvuran İngilizce bilen eleman, Dursun abi yarım yamalak “Vatız yur neym” diyor, karşısındaki eleman, “Muhteşem telafuz ettiniz Dursun bey, sizin İngilizceniz benden bile iyi” diye cevap veriyor.
Neyse, Antalya Emniyet Müdürlüğü, bir duyuru yayınlayarak silah tamir yeri açacakları sınava çağırıyor.
Okuyunca “Hah dedim. Bu tamir işinde sınavı yapacak kişinin hiç zorlanmasına gerek yok. (Silah tamircisiyim) diyen adama, bozuk bir tabanca verirsin, (tamir ettim) dediği silahın namlusuna mermiyi sürer, bacağına doğrultursun. Tetiğe bastın mı, eğer tamirci yaralanırsa silah tamir olmuş, tetik düşmezse, sınavı geçemez” diye.
Başladım kendi kendime gülmeye.
Dursun abi nasıl bir eleman aldı diye soracak olursanız eğer. Sonunda sıkıldı bu durumdan. Baktı işin içinden çıkamıyor, İstanbul kadroyu iptal etmeden Ankara Uzay Bilimleri Fakültesi terk bir kadın elemanı işe aldı. Turizme niyet, Uzay Bilimlerine kısmet oldu.
Uzay Bilimleri terk denince aklına ne geldiyse artık!

