Sokak hayvanlarının uyutulması, katledilmesi ve gördüğü eziyetlere karşı yaptıkları eylemin 10’uncu gününde Attalos Meydanı’nda bir araya gelen hayvanseverler basın açıklaması gerçekleştirdi. ‘Sokaktayım, yanındayım direnişi’ adı altında gerçekleştirilen eylemin basın açıklamasını topluluk adına Özlem Gezirci okudu. Hayvanların beslenmesi, tedavisi, bakımı ve barınması için yapılan ihalelerin hükümete yakın patronların ve vekillerin kasasına gittiğini söyleyen Özlem Gezirci, “Hükümet önce yasayı halktan kaçırarak komisyona getirdi, arkasından yine mal kaçırır gibi hızla meclisten geçirdi. Biz bu telaşın sebebini biliyoruz. Uzun zamandır güç kaybeden hükümet, acı reçetesini eskisi gibi bir anda uygulayamıyor. Halkı her gün yoksulluğa mahkum ederken bir yandan da sermayenin programını hızla uygulamak istiyor. Hayvanların beslenmesi, tedavisi, bakımı ve barınması için gereken pek çok başlıkta açtığı ihalelerle yine hükümete yakın patronların, iktidara yakın vekilllerin cebini dolduruyor. Mega inşaat projelerinin müjdesini verdiği yeni barınak projeleriyle yaltakçılarının ağzını sulandırıyor. Bu süreçte ise hayvanlar sokaklarda, dağlarda, ormanlarda, barınaklarda bir başlarına insan türünün her türlü şiddetine açık, savunmasız yaşam mücadelesi veriyorlar” ifadelerini kullandı.
‘SOYKIRIM PRATİKLERİ’
Sokak hayvanları için alındığı söylenilen mama ve ilaçların hayvanlara ulaştırılmadığını, bu yüzden hayvanların birbiriyle de mücadele etmek zorunda kaldığını dile getiren Gezirci, “Onlar için alındığı söylenen mamalar onların midesine ulaşmıyor. Onlar için alındığı iddia edilen ilaçlar, merhemler onlara deva olmuyor. Onların refahı ve mutluluğu için inşa edildiği söylenen barınaklar birer nazi kampı gibi soykırım pratiklerinin uygulandığı, hayvanların hayatlarını esaret altına alan ve en nihayetinde de vücutlarına çamaşır suyu enjekte edilerek, kafalarına küreklerle vurularak öldürüldükleri yerler oluyor. Hayvanlar bu barınaklarda kendi kanlarında, idrarlarında yatıp kalkmak zorunda bırakılıyor. Karınları sırtlarına yapışmış halde daracık alanlarda sosyalleşme fırsatı bile bulamadıkları türdeşleriyle yemek için, sıcaktan-soğuktan kaçabilecekleri küçücük saçak altları için mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Ya birbirlerini yaralıyorlar, öldürüyorlar ya da barınak çalışanlarının şiddetine maruz kalıyorlar ve en nihayetinde öldürülüyorlar” dedi.
‘ZAFER OLARAK GÖRDÜLER’
Sokak hayvanlarına yapılan zulmün nedeni olarak yerel seçimlerin kaybedilmesini örnek gösteren Özlem Gezirci, “Bizler hükümetin köpeklere neden bu kadar odaklandığının farkındayız. 31 Mart seçimlerinde aldığı yenilgiden bu yana hükümet ne yapacağını bilemiyor. Tırnak içinde bir “zafere” ihtiyaç duyduğu için bu yasayı meclisten hızla geçirdi. Tam da bu yüzden yasayı geçiren vekiller gülerek selfieler çektirdi, pozlar verdi. Katliamı mutlulukla karşıladılar. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yasayı geçiren milletvekillerine katliamı onayladıkları için teşekkür etti. Hükümet bu yolla kendi tabanını konsolide etmeyi planlıyordu ancak kendi tabanından bile küçük bir azınlık dışında kimseyi birleştirmeyi başaramadı. Ama karşısında bu toplumun pek çok kesimini birleştirmeyi başardı. Toplumun yüzde 85’i sokakta yaşayan hayvanların öldürülmesini reddediyor. Bunu pasif bir biçimde de göstermiyor: Sokaklara çıkıyor, yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Bugüne kadar Türkiye’nin pek çok şehrinde on binlerce insan yasanın geri çekilmesi talebiyle sokaklara çıktı. Bunu görmezden gelemezsiniz” diye konuştu.
‘MÜCADELEMİZ BASKI YARATIYOR’
Son olarak Anayasa Mahkemesi önünde yapılan eylemlerin etkili olduğunu ve CHP’nin yaptığı başvuruların görüşüldüğünü ifade eden Gezirci şunları söyledi: “Geçtiğimiz Perşembe günü de AYM önünde Ankara’da eylem oldu ve biz de AYM’ye yönelik eylemimizi yaptık. AYM’de CHP’nin katliam yasasına karşı yaptığı başvuru görüşüldü. İncelemenin hızla yapılması başvuru esaslarının görüşülmesine de hızla geçileceğini düşündürttü. 10 gündür süren mücadelemizin yarattığı baskının AYM üzerinde toplumsal bir baskı yarattığını gördük. Başvurunun esaslarının görüşüleceği süreçte mücadelemizi büyütmemizin ve sürdürmemizin yaratacağı toplumsal baskının AYM’nin yasayı iptal etmesi için çok önemli bir etken olacağını gördük. Tüm gücümüzle direnirsek neler başarabileceğimizi gördük. Esasın görüşüleceği güne kadar sokaklarda, mahallelerde, meydanlarda, işyerlerinde, okullarda, mecliste, kürsüde hayvanların yaşam haklarını savunmaktan bir an bile vazgeçmemeliyiz. Mücadelemizi, birbirimizden güç alarak sürdürmeliyiz.”
Oğuzhan BOZAĞAÇ