Kıyıların özel işletmelere ihale ve tahsis yoluyla devredilmesi nedeniyle halkın kıyılara serbestçe erişmesi engellenirken bu engele karşı çeşitli noktalarda toplumsal mücadeleler sürüyor. Böyle bir mücadelenin verildiği Muratpaşa’dan ilk iyi haber geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Muratpaşa’da 13198 ada 1 parselin önünde bulunan kıyıyı turistik amaçlı ihaleye çıkarmasının ardından ihaleyi kazanan firma çalışmalara başlayarak kıyıya platform yapıp şemsiye, şezlong alanı yaratmıştı. Şirket, Bambus ismini verdiği plajda açılış hazırlıkları yapmaya hazırlanırken, Muratpaşa Belediyesi’nin Ankara 6. İdare Mahkemesi’ne açtığı dava sonuçlandı. Mahkeme, belediyenin pazarlık usulü ile yapıldığına ilişkin itirazını yerinde buldu ve ihaleyi iptal etti.

BAŞKAN UYSAL TEPKİ GÖSTERDİ
İhalenin mahkeme kararıyla iptal edilmesinin ardından Muratpaşa ilçesinin Yeşilbahçe Mahallesi mevkiinde falezler üzerinde bulunan Bambus Plajı’nda ihaleyi alan şirket ile Muratpaşa Belediyesi arasındaki gerilim tırmandı. Geçtiğimiz günlerde ihalenin iptalinden sonra Bambus Plajı'nda çalışmalara başlayan Muratpaşa Belediyesi’nin resmi plakalı araçları gece yarısı çekiciyle alan dışına çıkarıldı ve şirket tarafından plaj alanına giriş arazi aracıyla kapatıldı. Belediye yönetimini kızdıran bu gelişme üzerine Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, “Tablo çok vahim. Bu kadar kepazelik olmaz. Devletin içinde devletçikler oluşmuş, kamu otoritesi yok sayılıyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

‘BAKANLIK KONUYA NEDEN DAHİL?’
Kent genelinde geniş yankı uyandıran hadiseye Antalya’nın tanınmış siyasetçilerinden Dr. Mustafa Reşat Oktay da sessiz kalmadı. Aktif siyaseti bıraktıktan sonra sosyal medya üzerinden kent gündemine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Oktay, Bambus Plajı üzerinden koparılan fırtınayı sorguladı: Oktay, paylaşımında şunları kaydetti: “Bambus plajı olarak Antalya'da ikonik bir ismi olan, kıyıya kenarı olan bir arazi parçasından bahisle koparılan yaygara nedir. Belediye başkanı da dahil teknik yeterli bir açıklama yapmıyorlar. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı konuya nereden, neden taraf oluyor. Bazı şahıslar burayı ihale ile ‘biz aldık’ diyorlar. Yapılan ihale nedir, neresidir, amacı nedir?”

‘HUKUKİ AÇIKLAMA GEREKLİ’
“Öncelikle; burası imarlı bir alan mıdır, imardaki fonksiyonu nedir; park mı, semt spor alanı mıdır? Bu arazinin sahipleri kimdir, mülkiyet kime veya kimlere ait, bu mülkiyet hakları nereden gelmektedir? DOP yani Dağıtım Ortaklık Payı’ndan mı gelmektedir, hal böyleyse kişisel tapu tesciline konu edilemez. KOP yani Kamu Ortaklık Payı’ndan geliyorsa belediyenin burayı bedelini ödeyerek kamulaştırması gerekir. Kamulaştırma önceliği, sırası, bütçesi de ayrı bir konudur. Hukuki bir açıklaması da gerekir. Bu arazide birçok kişinin ve belediyenin ortaklığı varsa burada ortaklığın giderilmesi ile ilgili hukuki bir süreç oluşması gerekir.”

‘DİĞER HİSSELER KAMULAŞTIRILMALI’
“Arazide hisseleri bulunan birkaç kişinin muvafakatı ve kiralama yapması mümkün değildir. Bu birkaç kişiden yapılan kiralama sözleşmesi ile başvuru yapılarak Çevre Bakanlığı’nın kıyıların kullanılması ile ilgili kiralama ihalesi zaten mahkeme yoluyla iptal edilmiştir. Gerekçede kıyıların kullanımının kamu dışında özel şahıslara verilemeyeceği, halkın kullanımının kısıtlanamayacağı ile ilgilidir. Belediye bu bahse konu araziye kıyı plajı kamu yararına ücretsiz işletmek istemektedir. Belediye bir kamu kuruluşudur. Bu talep yerindedir. Ancak bu plaja giriş için bu arazi kullanılmak durumundadır. Bu nedenle belediyenin burada hissesi olduğuna göre diğer hissedarların bu alanı kamulaştırması ve fonksiyonuna göre kullanması gerekir. Acil kamulaştırma prosedürü bellidir.”
‘DİĞER ALANLAR UNUTULMAMALI’
“Belediye bu alanda yeni bir planlama yaparak planda bulunan kıyıya geçişi esas alan bir planlama yapması gerekir. Bahse konu kıyı kenarı ve plaj kamunundur ve halka açık kullanılabilir hale getirilmelidir. Bu arada bu bölgeye yakın bir noktada bulunan bir restoranın servis yaptığı alanın da park alanı olduğu bilinmesine rağmen partili bir ‘ağabeyi’ kırmamak, üzmemek için 11 yıldır göz ardı edilmesi de unutulmamalıdır. Yine bölgede bulunan parklarda konumlanmış 6 metrekare büfe ruhsatıyla çalışıp hormonlu çilek ve hıyar gibi 300 metrekare genişliğindeki halkın parkını gasp etmiş meşhur restoranları da unutmamak gerekir. Yine aynı bölgede maymun isimli bir yerin de bu Bambus’tan arazi kullanımı yaparak otele ait bir kafe gibi işletme yaptığı da gözlerden kaçmıyor. Halkçı olmak sözde olmuyor, özde oluyor.”
EMRE ARKIN