CUMHURBAŞKANINI TANIMAK, MERAK SAİKİ İLE HESAPLARINA GİRMEK SUÇ DEĞİLMİŞ.
Devlet, Maliye Bakanlığı denetmenlerine bazı özel yetkiler tanımıştır. Şöyle ki; kullanıcı kodu belirtilen personellere tanımlanan şifrelerin kullanımı, mükelleflerin iş ve işlemlerinin ifası ile ilgili olarak yetkilendirilmiştir.
Maliye Bakanlığı’nda, bu yetki ile ilgili düzenleme vergi usul kanununun 5. ci maddesine göre yapılmıştır.
Devletin yetki verdiği memurları, bu yetkilerini suistimal edebilirler mi?
NEDEN DEVLET MEMURLARINA BU ŞİFRELERİN SINIRLARI BELİRLENMİYOR?
2006 yılında Manavgat Vergi Dairesi’nden 4 vergi denetmeni (Hüseyin KULAÇ, Uğur ÖZBAĞCI, Abdülkadir YILDIZ, Muhammed YILDIZ) kendilerine verilen özel, gizli şifreyle o zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet SEZER, Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, Sn. Org. Yaşar BÜYÜKANIT, Sn. Org. İlker BAŞBUĞ, Sn. Org. Hilmi ÖZKÖK, Sn. Deniz BAYKAL, Sn. Devlet BAHÇELİ gibi değişik makam ve mevkideki bazı kişilerin özel hesaplarına girerler.
Bu şahısların kişisel verilerini, hukuka aykırı olarak ele geçirmek hakkını kendilerinde buluyorlar.
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Bilgi İşlem Merkezine girilerek, usulsüz sorgu yapılarak ulaşılması ve bilgilerin 3.cü kişilere aktarılması sebebi ile haklarında soruşturma açılır.
Basın suçları soruşturma bürosu basın yayın organlarından edindiğe bilgiye göre 2007/ 282 sayılı soruşturma evrakını 5237 sayılı yasanın 136 ve 137. maddelerine istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir.
Onlarda “Suç unsuru Antalya’ da oluşmuştur.” diye Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına evrakı gönderirler. Cumhuriyet Başsavcısı ilgili şahısların devlet memuru olması sebebi ile soruşturma yapılabilmesi için, 4483 sayılı memurların yargılanması hakkında kanun gereğince Manavgat Kaymakamlığından 2011 yılında soruşturma izni ister. Manavgat Kaymakamlığı da Antalya Vergi Dairesi’ nden bir muhakkikle olayın açıklanmasını ve raporu ister.
Bir vergi denetmeni ( İbrahim ÇOĞAL ) görevlendirilir. Oda yaptığı inceleme sonucu “Yargılamaya gerek yoktur” diyor.
Gerekçe;
- “Şifrelerle girilip, medyada çıkan haberler üzerine sorgulama yapılmıştır.
- MERAK SAİKİYLE ( DÜRTÜ ),
- Şifre erişim sınırlarını bilmeden,
- Özel bir kasıt içermemeksizin,
- Hukuki sorumluluk yükleneceğini bilmeden,
- AMİRLERİNİ TANIMA GİBİ, ( Devlet büyükleri başka türlü tanınmaz mı?)
- Saiklerle sorgulama yapmış olabileceği,
- Sorgulamada elde edilmiş bir bilginin varlığı ve bu bilginin paylaşıldığına dair tespit yapılmadığı,
- Anlaşıldığından suç tam oluşmamıştır.” diye kanaat belirtiyor. Dolayısıyla “657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. ci maddesine göre disiplin yönünden işleme gerek yoktur.” diyor.
Kaymakamlık makamı da iddia edilen hususlar sübut bulduğundan, yeterli delil olduğu için soruşturma izini verilmesine karar veriyor. Ayrıca disiplin soruşturmasını da istiyor.
Gerekçesi;
Vergi dairesi memurları tarafından dosya kapsamında ismi geçen devlet büyüklerinin kişisel verilerine herhangi bir şekilde erişilmiş ve özel durumları hakkında bilgi edinilmiş olması, kişisel bilgilerin paylaşılmamış olması, işlenen suçu ortadan kaldırmaz. Dosya bir bütün olarak değerlendirilir.
Müsnet iddiaların sübutu hakkında yeterli deliller vardır. Şeklindedir.
Vergi denetmenleri “yargılama yapılmaması için,”bölge idari mahkemesine dava açarlar.
Antalya Bölge İdare Mahkemesi de bu karara yapılan itirazı ( esas no: 2011/43 - karar no: 2011/447 ile) red etmiştir.
Daha sonra Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı da, açıklanan deliller doğrultusunda üzerlerine atılı suçu işledikleri anlaşıldığından, şüphelilerin yargılanması ve cezalandırılmasını istemiş, TCK 53/1 maddesine göre güvenlik tedbirlerine karar verilmesini talep ve iddia etmiştir.
Efendim, daha önce bir yazı yazmıştım. FETÖ olaylarında insanların birbirlerini itham etmeleri, iftira atmaları ve bunların araştırılmadan, iftira atılan kişilerin suçlu muamelesi görmeleri, çok incitici, üzüntü verici bir durumdu. Gerçekler araştırılmadan insanları gözetim altına almışlar, tutuklamışlardı.
Basın ve medyanın hiç araştırmadan yaptığı yargılamalardan dolayı, masum birçok insan mağdur edilmişti.
“DEVLET DEVLETLİĞİNİ YAPSIN, İADE-İ İTİBAR YAPILSIN” DEMİŞTİM.
SÖZÜN ÖZÜ İFTİRALARLA İŞLEM YAPMAK “YOL OLUR”DEMİŞTİM.
Bu davada da lütfen ilgililer empati yapsınlar. Benim şahsi, özel, kişisel bilgilerimi kim, ne için alıyor?
Yoksa 17-25 Aralık ve benzeri çalışmalar için “BAZ” mı kabul edeceklerdi? Bu da FETÖ’ nün bir planı mı?
O tarihlerde genel bir bilgi toplama çalışması mı yaptılar?
Bu zatların bilgileri niçin, nerede kullanılacaktı?
Mahkeme ne oldu? Merak ediyor musunuz? Berat ettiler.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 06 Ekim 2017 - 09:29
Güncelleme: 06 Ekim 2017 - 09:36
SUÇUN VE SUÇLUNUN TANIMINI YENİDEN YAPALIM
GÜNDEM
06 Ekim 2017 - 09:29
Güncelleme: 06 Ekim 2017 - 09:36
