Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi TİP Hatay milletvekili seçilen Av. Can Atalay hakkında seçme ve seçilme hakkı ile kişi özgürlüğü güvenliği haklarının ihlal edildiğine karar vererek dosyayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi. Yargıtay, Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasına karar vererek AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Yaşanan bu gelişme ile birlikte siyasi partiler başta olmak üzere bir çok kesim Yargıtay’ın kararına tepki göstermişti. Önceki gün de içerisinde siyasi parti, STK ve sendikaların bulunduğu Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanlığı Attalos Heykeli önünde yaptıkları ortak basın açıklaması ile Yargıtay’ın kararını protesto etti.
‘SKANDAL BİR KARAR’
Ellerinde ‘Can Atalay’a Özgürlük’ ve ‘Gezi tutuklanamaz’ yazılı dövizler ile ‘Yargı Darbesine Karşı Acil Demokrasi’ yazılı pankart taşıyan grup adına konuşan Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Ezgi Altınkurt, Yargıtay’ın 8 Kasım günü skandal bi karara imza attığını belirterek, “Anayasa mahkemesi, çok açık, net ve sade ifadelerle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne izlemesi gereken adımları anlatmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi kararı derhal uygulaması gerektiği halde dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiş ve bir anlamda sorumluluğu savuşturmuştur. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise tarihte bir ilke imza atarak skandal bir kararla Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasına karar vermiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi yetki sınırlarını aşarak Anayasa Mahkemesi kararına uymadığı gibi mahkeme üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur” dedi.

‘ANAYASA HİÇE SAYILDI’
Yargıtay’ın, Anayasanın uygulanmasının güvencesi olan Anayasa Mahkemesi’ni ve bizzat kendi varlığının kaynağı olan Anayasa’yı hiçe saydığının altını çizen Altınkurt, “Yargı bütün kurumlarıyla beraber, kirli siyasetin bataklığında çaresizce çırpınmaktadır. Yargıtay, Anayasa’nın uygulanmasının güvencesi olan Anayasa Mahkemesi’ni ve bizzat kendi varlığının kaynağı olan Anayasa’yı hiçe saymıştır. Yargı, siyasi saiklerle hareket ederek yine kendisini hedef almıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararını uygulamamak, Anayasayı tanımamaktır. Anayasanın 104. Maddesine göre ise Cumhurbaşkanı devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etmekle yükümlüdür. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamalarla Anayasa Mahkemesini hedef haline getirip Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne övgülerini sunmuştur” ifadelerini kullandı.
‘KARAR KABUL EDİLEMEZ’
Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Ezgi Altınkurt, “Cumhurbaşkanı Erdoğan da Anayasanın kendisine verdiği yetkiyi aşmakta ve yargıdaki kaos ortamını sürdürmekten yana irade koymaktadır. Bizler, demokratik kamuoyunun ve toplumsal muhalefetin temsilcileri olarak şunu çok iyi biliyoruz: yaratılan bu kaos ve kriz ortamında bedeli her zaman halk öder. Devlet tüm kurum ve unsurlarıyla hala Hatay halkına çok şey borçluyken bu yaraları sarmak yerine yargı ve siyaset el ele vermiş ve Hatay halkının iradesine el koymuştur. Can Atalay’ı serbest bırakmamak adına gösterilen bu direncin Hatay ve Türkiye halklarının iradesine el koymaktan başka hiçbir anlamı yoktur. Emek ve demokrasi mücadelesinin unsurları olarak Yargıtay’ın vermiş olduğu kararı kabul etmiyoruz” diye konuştu.
‘BU BİR DARBE GİRİŞİMİDİR’
CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ise Yargıtay'ın Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) tutuklu milletvekili Can Atalay için ‘hak ihlali’ kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının bir darbe girişimi olduğunu savundu. Kamacı şöyle devam etti: “Yargıtay eliyle en yüksek yargı organı Anayasa Mahkemesi'ne, Anayasa'nın kendisine kafa tutuluyor. Yargıtay eliyle, Yüce Meclis'in, milletin iradesi yok sayılıyor. Konu artık Can Atalay mevzusu olmaktan çıkmış Anayasal düzenin, Anayasa Mahkemesi'nin tüzel kişiliğine yönelmiştir. Alınan bu siyasi karar ile Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasayı askıya aldığını ve AYM kararını uygulamadığını ilan ederek suç işlemiştir. 12 Eylül 2010 yılındaki referandumla birlikte başlayan yargıyı siyasallaştırma, güdümlü hale getirme süreci, geldiğimiz noktada devlet krizi haline gelmiştir.”
‘ASLA KABUL EDİLEMEZ’
“AKP iktidarı gerek hukuki düzenlemeler ile gerekse de hukuk dışı kararlar ile yargıyı sopa olarak kullanarak, muhalif tüm sesleri bastırmayı bir alışkanlık haline getirdi. Bu bilinen bir gerçek ama son yaşanan durum devletin kendisi açısından asla kabul edilemez! Hukuk devletini yeniden inşa etmek bir zorunluluk haline gelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak geri adım atmayacağız. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin darbe girişimi karşısında yurttaşlarımızı direnmeye çağırıyoruz.” TİP MYK Üyesi Yunus Başaran da yaptığı konuşmada, Anayasa’nın uygulanması çağrısında bulunarak, “Tartışılmayacak bir karar var. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz, Can Atalay’ı o zindandan çıkartacağız. Bu mesele sadece Can Atalay meselesi değil, bir ülkenin halkın umutlarının yeniden yeşermesi, ayağa kalkma meselesidir” dedi.

