Wincester,1873..
Çekilmiş olan Western filmlerinde her halde ilk kez doğrudan bir silahın propagandası yapılıyordu.
Kimler yoktu ki oyuncular arasında; 1950 yılında Rock Hudson henüz yeterince ünlü değildi, ona bir kızıl derili şefi rolü verilmişti, toplam da 10-15 dakika görünecekti. Seneler sonra yıldız olan Tony Curtis, ise hala Antony Curtis olarak jenerikte yer alacaktı. Sözlü rollerin en sonunda sayılıyordu.
James Steward ile bir zamanların çocuk yıldızı Shelley Winters filmin ana rollerini paylaşıyorlardı. Western dünyasının en meşhur figürlerinden olan Wyatt Earp bile filmde önemsiz bir şeklide tanıtılıyordu. (Film 1876 senelerinde geçiyordu, ki o yılllarda 25 yaşlarında olması gereken Wyatt’ı beyaz perdede 48 yaşında bir oyuncu canlandıracaktı..)
Tipik bir akışı vardı, biraz kızıl derililer, biraz kötü beyaz adamlar ve sonunda kaçınılmaz düello… ve tabii iyi olanın kazanmasıyla film sona eriyordu.
1950 de ABD de Eisenhower başkandı, Avrupa birliğinin temellerini atan Schumann deklarasyonu, yaşlı kıtada uzun süreli bir barışın ilk adımını oluşturacaktı. Biz gene her zaman ki gibi ıvır-zıvır peşindeydik.
Adnan Menderes’in olağanüstü karizması seçimleri Demokrat partiye kazandırmıştı. Sloganları ‘Yeter söz Milletindir!’ idi.
James Steward 200 bin dolar istiyordu şirketin kasası da buna müsait değildi.(Burada ki ‘müsait’ kelimesi Türk Densizlik Kurumunun Müsait’i değil!) Oyuncu bir başka teklifte bulunacaktı; filmin kasasından pay alacaktı.. Bu o güne kadar uygulanmış bir anlaşma değildi.(Sonuçta,200 yerine, 600 bin Dolar kazanmıştı…) Bu tür anlaşmalar daha sonra Holivutun temel taşlarından biri olacaktı.
Sinema tarihinde hiçbir zaman bir silah üstüne film yapılmış değildi. Doğru, silahlar filmin arka fonunda yer alırdı, ama üstüne hikaye yazılmamıştı. Üstelik ünlü Custer yenilgisinin olduğu günlerde geçiyordu. Ama Custer değil bir silah konu seçilmişti…
Neydi bu filmi özel kılan? Aslında silah demek teknoloji demekti, üstün silah ise üstün teknoloji demek oluyordu ki ona kim sahipse girdiği her mücadele de kazançlı çıkıyordu. Amerikan kızıl derilileri daha cesur olabilirdi, hatta haklı da olabilirlerdi.. Ama Amerikalı beyazlar daha güçlüydüler, daha iyi silahları vardı..
Ve dolayısıyla ..Haklıydılar….
Ne Custer, ne de Wyatt Earp gibi ünlü western kahramanları Wincester tüfeğinin yanında figüran rolü oynuyordu. Custer, görüntüye bile girmiyordu.
Filmin ana mesajı şuydu:
Amerika, teknolojinin kiracısı değil SAHİBİDİR….