Sergio Leone, ilk filminin başarısı üstüne ‘Dolar üçlemesi’ diye anılacak ikinci filmine soyunmuştu.
Bu seferkinin adı ‘Birkaç Dolar için ‘ olacaktı.
Bu işleri bir sirki yönetir gibi yapıyordu, Alman, İtalyan İspanyol parası vardı. Hangisinin ne iş yaptığı belli değildi ama dedik ya Sergio Leone filmlerinin perde arkası, bir sirk yönetimi kadar renkli ve karman-çormandı.
Lee Van Cleef adlı western sinemasının üçüncü-dördüncü kadroda ki kötü adamı, sırf herkesten (Lee Marwin, Charles Bronson, James Ryan) daha ucuz oynamayı kabul ettiği ve Clint Eastwood’un Rawhide dizisinden arkadaşı olduğu için dahil olmuştu.
Sete geldiğinde hala yardımcı aktör rolü üstlendiğini bilmiyordu. O sanıyordu ki gene kötü adamlar çetesinde bir profili canlandıracaktı. İtalyan işi ‘Casting’ böyle oluyordu.
Gian Maria Volonte de eklenince sirk tamamlanmış gibiydi. Haliyle kötü adam ‘o’ olacaktı zaten Komünist partiye de üyeydi…
Senaryoya göre Gian bir haydut idi, ve bir kıza tecavüz edecekti, hem de Amerikan filmlerinin anayasası kabul edilen bir kuralı çiğneyecekti:
kıza zifaf gecesi tecavüz edecek,
kocası_sarışın_ bir adamı öldürecekti…
1960 lı yıllarda böyle sahne ABD de asla çekilemezdi…
Üstelik ‘ındio’ tiplemesi ile gözünü kan bürümüş bir haydutu canlandırırken Amerikan gençliğinin baş belası olan bir ‘marujana’ falan da kullanacaktı.
Lee Van Cleef ise bu sefer iyi bir adam rolündeydi… Clint, ise bildiğimiz ağır abi, az konuşan çok öldüren esas oğlan rolündeydi.
Amerikan film endüstrisinin bütün basma kalıpları alt –üst edilmişti. Ama film de iyi bir gişe yapmıştı.
1965 ler Dünyasın da nüfus 3, milyarı biraz geçiyordu ABD de Johnson,Fransa da De Gaulle iktidardaydı. Almanya ile İsrail diplomatik ilişkiye anca geçmişlerdi. Vietnam savaşı kızışmıştı, savaş karşıtı protestolar yılın sonuna doğru giderek artıyordu.’ My Fair Lady’ ve Mary Poppins’ adlı müzikal filmler Oscarları silip süpürmüştü. Dünyanın özlediği ahenkli hayatın ilk ve çok önemli işaretleriydi bu.. Sovyetler birliği 12 dakikalık ilk uzay yürüyüşüyle gene Amerikalılara bir tur bindirmişti. Varşova paktı ve Nato arasında gerilim bitmek bilmiyordu. Bizde, İsmet paşa iktidarı Demirel’e kaptırmıştı, CHP bir daha ,ta 1973 e kadar iktidar yüzü görmeyecekti.
Ama western filmlerine kalıcı bir imza atan bu üçlemenin son filmi olacaktı:
‘İyi, kötü ve Çirkin’ tam anlamı ile bir dönüm noktasıydı….
Haftaya…