Antalya’da son günlerde esnafın yüzünü güldüren İran’lı turist rüzgarı esiyor.
Bir görseniz. Alış-veriş merkezleri, insanların ve dükkanların yoğun olduğu caddelerde ellerinde onlarca alış-veriş poşetiyle gezen İran’lı turistler her yerdeler.
Onlar çoğunlukla tarihi yerleri gezmeyi pek sevmiyorlar.
Müze ilgi alanlarının dışında.
İran’lı turistlerimizin ilgi odağında alış-veriş merkezlerinin yanı sıra birde restorantlar oldu.
Ama bazı yerlerde vatandaşların homurtularını duyuyorum. İçten içe İran’lı turistlere kızanları görüyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir alış-veriş merkezinde Tebriz’den gelen bir aileyle karşılaştım. Minik kızlarıyla alış-veriş yorgunuydular. Hep beraber fotoğraf çektirmek istiyorlar. Önlerinden geçen iki kişiden rica ettiler. Sanki sadaka istemişler gibi sert sert, ellerini olumsuz olarak işaretleyerek uzaklaştılar.
Arkalarından bakakalmışlardı. Yanlarına yaklaştım ve ellerindeki küçük makinayı alarak fotoğrafı çekebileceğimi belirttim.
Kadıncağızın yüzü aydınlanırken, adamın gözleri ışıldadı. Birisi onlarla temas kurmak istiyordu. Nasıl mutlu oldular anlatamam.
Fotoğrafı çektikten sonra yarım yamalak, tebriz’den geldiklerini belirttiler. Gülümseyerek anlayabildiğim kadarı ile Azeri Türkçesine yakın bir Türkçe konuşarak bana da İran’a “Gel” dediler.
Ben yarı vücut diliyle korktuğumu söylediğimde, “Korkma. Burası, burası, aynı” dediler.
Teşekkür ettim ve yanlarından ayrılırken kadıncağız beni sarılıp öptü.
Türkiye’ye gelmişler. En az alış-veriş yapanı bin liradan aşağı para bırakmıyor. Ama onlara kötü muamelede bulunuyoruz.
İran’lı turist konusunda önyargılıyız galiba.
Biraz bunları yıksak mı diyorum?