Boş yere dememişler yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Ama zaman zamanda olsa tatlı yalana söylemeyen var mı?
Dinimiz yalancılığı kötü huyların başında kabul eder ve şiddetle red eder. Kuran-ı Kerim’de küfür bazen kizble ifade edilir. Mükezzib yani yalancı, kâfir manasındadır.
Allah adına yalan söyleyen ve hak kendisine geldiği zaman onu yalanlayan kimseden daha zalim kim vardır? Kâfirler için cehennemde yer mi yok?
“Resulüllah (asm) müslümanın hırsızlık zina içki gibi hakkında had cezası gelen en ağır suçları işleyenlerin bile cennete gidebileceğini belirtir, fakat yalanı Müslüman’a bir türlü yakıştıramaz. Resulüllah’ın (asm) ifadelerinde yalanın sayılan bu günahlardan çok daha çirkin, çok daha aldatıcı bir cürüm, en bayağı bir ahlaksızlık olduğunu belirtir.”
Allah-ü Teâlâ yalanı ayetlerle yasaklamıştır
Emrimiz budur! Kim Allah'ın (emir ve) yasaklarına hürmet gösterirse, artık bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. (Haram olduğu) size okunanların (bildirilenlerin) dışında kalan sağmal hayvanlar size helal kılınmıştır; artık o pis putlardan kaçının ve yalan sözlerden sakının
Hem siz doğru olanı bile hakkı batıl ile karıştırmayın ve hakkı gizlemeyin.
Yalan diğer günahların kaynağıdır
Yalanın çirkinliği, peşinden bütün çirkinlikleri, yasakları getirmesi sebebiyledir. Yalanın terkiyle çirkinlikler de terk edilir. Yalanın çirkinlikle münasebeti, sıdkın güzellikle olan münasebeti gibidir. Bu sebeple yalanın bir zaruret ve maslahat dışında- haram oluşu hususunda âlimler icmal eder.
Üç günaha tutuldum, onları yapmadan duramıyorum.
Zina, yalan ve şarap içmek dedi. Peygamber Efendimiz (asm)
Yalanı benim için terk et!, buyurdu.
Adam gitti. Zina etmek arzusu duyunca, kendi kendine,
Eğer zina edersem ve Resulüllah (asm) bana,
Zina ettin mi? diye sorar ve ben, evet, dersem bana had cezası uygular. Hayır, etmedim dersem, verdiğim sözü tutmamış olur, yalan söylemiş olurum, deyip, zina işlemekten vazgeçti. Sonra canı şarap içmek istedi. Düşündü ve yine kendi kendine aynı şeyleri söyledi ve onu da terk etti.
Doğruluk İslam’ın esaslarındandır
Sıdk, İslâmiyet’in esaslarındandır ve yüce ahlakların rabıtasıdır ve ulvi hislerin mizacıdır. Öyle ise, toplum hayatının esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde diriltip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.
Evet, sıdk ve doğruluk, İslâmiyet’in toplum hayatında hayat ukdesidir. Riyakârlık, fiilî bir nevi yalancılıktır. Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise celal sahibi yaratıcının kudretine iftira etmektir.
Sıdk ve yalan, küfür ve iman kadar birbirinden uzak. Asr-ı Saadette sıdk vasıtasıyla Muhammed'in (asm) âlâ-yı illiyyîne (en yüce makama) çıkması ve o sıdk anahtarıyla iman hakikatlerine ve kâinat hazinesine açılması sırrıyla, toplum hayatının çarşısında sıdk en revaçlı bir mal ve satın alınacak en kıymetli bir meta hükmüne geçmiş.
Küfür, bütün çeşidiyle, yalancılıktır. İman doğruluktur. Bu sırra binaen yalan ve sıdkın ortasında hadsiz bir mesafe var; doğu ve batı kadar birbirinden uzak olmak lâzım geliyor. Nar ve nur gibi birbirine girmemek lâzım.
Yalan söyleyen kişinin sözüne güven kalmaz
Kişi yalancı bilinirse sözüne güven kalmaz, gözlerden düşer, nazarlarda değersiz olur. Yalanın çirkinliğini anlamak istersen, başkalarının yalanının çirkinliğine bak, nefsin ondan ne kadar nefret duyacak gör; yalanın sahibini ne kadar istihkar edeceğine, söyleyeceği yalanını ne kadar çirkin bulacağına dikkat et.
Bütün günahların tevbe ile terk edileceği ümit edilir, yalan hariç. Nice hırsızın düzeldiğini, nice ayyaşın rücû ettiğini görürüz de, yalancının vazgeçtiğini görmeyiz. Belki de bu telâkkinin sevkiyle, hadisçiler, Resulüllah (asm) hakkında bir kere de olsa yalan vaki olan bir kimseden artık ebediyen hadis rivayeti kabul etmezler. Tövbe edip halini düzeltse etse bile. Nazarlarında bütün günahlardan tövbe makbuldür, Peygamber üzerine söylenen yalan hariç.
Yalan beş mertebedir
Çirkinlikte ve haramlıkta en yüce mertebesi Allah adına söylenen yalandır.
İkinci mertebeyi Resulüllah adına söylenen yalan tutar.
Üçüncü mertebedeki gözüne, diline ve diğer organlarına karşı söylediği yalandır.
Dördüncü mertebede valideynine karşı yalanı gelir.
Beşinci mertebe de yakınlarına yaptığı yalandır. Yakınlarına söylediği yalan başkalarına söyleyeceğinden daha ağırdır.
Bu günlük bu kadar…
Hoşça kalın…