AHÎLİK ve ANTALYA -5- (Ahî Sultan Kızı -2-)
Yayınlanma :
18.11.2020 00:01
Güncelleme
: 18.11.2020 00:01
Türbenin güneyinde sokak üzerinde yer alan ve üzerinde “AHÎ KIZI TÜRBESİ” yazan dış kapıdan girince bizi tuvaletler! karşıladı. Evet, yanlış yazmadım tuvaletler karşıladı. Birkaç adım sonra tuvaletlerin kuzeyinde yer alan ve kapısı zor açılan Ahî Kızı Türbesi’ne vâsıl olduk ve içeriye girdik.
İslam’da kabir ziyâret edebinin tarifi, kabrin ayak ucu tarafından girilmesi, kıble yönünden göğüs hizâsına gelip selam verilmesi ve duâ okunması şeklindedir. Biz kabrin kuzey kısmındaki, kabir sahibinin arka tarafından açılmış kapıdan girdik. Kıble tarafında göğüs hizâsına yönelmek istediğimizde, kıble tarafı cephesinin kabirle birleştirilerek tamamen duvarla örüldüğünü ve oraya girmenin imkânsız olduğunu gördük. Ayak tarafına geçelim, sırt tarafından ziyâret ve selâm vermek edebe uygun değildir diye düşündüğümüzde, ayak tarafının da duvarla birleştirilip örülmüş ve girmenin imkânsız olduğuna şâhit olduk.
Ahî Kızı Zâviyesi ve Medresesi’nden günümüze herhangi bir eserin dahi kalmadığı, geriye kalan 5-6 m2’lik bir alanda ise, Ahî Kızı’nın sırt tarafında kalakaldık. Duamızı yapmak için oturduğumuzda, bizi bir fâcia daha bekliyormuş meğer. Müslümanlar cenazelerini kabre koyarken, yüzleri kıbleye doğru gelsin diye cenazenin sol alt tarafına biraz toprak koyarak yükseltirler. Böylelikle cenazenin yüzü kıble tarafına doğru olur. Ahî Kızı’nın mezar taşlarına baktığımızda baş tarafı ile ayak tarafı değiştirilmiş, mezar taşları ters şekilde yerleştirilmişti.
Ahi Kızı’nın baş tarafı diye yerleştirilen ve betonlanan ayak ucundaki yazılı mezar taşını okuduğumuz zaman bu kadar da olmaz dedik ama maalesef olmuş. 1819 yılında tamir edilen türbe ve zâviyenin talik hattı ile Osmanlıca yazılmış olan ve Süleyman Fikri Erten’in 1924’te türbe giriş kapısı üzerinde okuyup kaydettiği tamir kitâbesi, Ahi Kızı’nın mezar taşı olmuş. Ahi Kızı’nın baş tarafının, kitâbeli mezar taşı yönünde olduğunun kesinlik kazandırılması içinde kabrin üzerine beton dökülmüş ve ayak tarafından göğüs kısmı yükseltilmiş. Baş tarafına da ayak mezar taşı konulmuş. Bütün bu yapılanlar karşısında, zihnimi “Bu kadar da olamaz, birileri Müslümanlarla ve kutsal değerleriyle dalga geçiyor” düşüncesi kaplayıverdi.
Antalya Kaleiçi’nde Ahî Evran, Bayraktar Baba, Şeyh Cemâledddin, Frenk Baba gibi arşivlerde rastladığımız ve rastlayamadığımız, sayısını bile bilemediğimiz mübârek zâtlara âit türbelerden geriye hiçbir iz kalmadığını biliyoruz. Kaleiçi’nde günümüzde; Ahî Yusuf, Gülşenî Dede, Bayraktar Baba, Ambarlı Baba, Zincirkıran, Nigâr Hatun gibi iki elin parmakları kadar ziyaretgâhlardan birisi de Ahî Kızı Türbesi’dir.
Ahî Kızı Türbesi, Ahî Kızı Zâviyesi ve Medresesi’nin bir parçasıdır. Diğer tarihi alanlarda olduğu gibi Ahî Kızı Zâviyesi’de bir şekilde işgal edilerek şahısların mülkü hâline getirilmiştir. Yüzyıllardır ilim-irfan yuvası olmuş Ahi Kızı Zâviyesi ve Medresesi’nden geriye, Ahi Kızı’na lâyık görülen kabrinin sıkıştırıldığı 5-6 m2’lik bir yer bırakılmak zorunda kalınmış. Çünkü Ahi Kızı Türbesi olmasaydı, o kadarcık bir alanın bile kalması söz konusu olmazdı.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: