1.Tasavvufta Allah'ın sevgili kulları arasından seçilmiş kırk din büyüklerinin adı abdal
2. Eskiden tarikatlara bağlı dervişlere verilen ad.
3. Allah'a ulaşma yolunda belli aşamaya erişen kimse.
4. Gezgin derviş.
Abdal Musa Kim’dir?
Abdal Musa, Hacı Bektaş’ın önde gelen ardıllarındandır (Alevilikte: halifelerinden). Söylenceler O’nu Anadolu’nun gözcüsü olarak gösterirler. Bektaşi meydanındaki oniki posttan onbirincisi olan “ayakçı postu” O’nundur ve “Abdal Musa Postu” olarak adlandırılır.
Bektaşi söylencelerinde Abdal Musa, Ahmet Yesevi’nin halifelerinden gösterilir. Soyunun Orta Asya’dan gelmesi nedeniyle "Horasan Erenleri"nden sayılır. Azerbaycan'a bağlı Hoy'dan olduğu söylense de Anadolu’ya Horasan’dan gelmiştir. Bektaşiler, peygamber soyundan geldiğini, yani "seyyid" olduğunu düşünürler. Babası Hasan Gazi’dir. Dedesi Haydar Ata ise Hacı Bektaş’ın amcasıdır. Hacı Bektaş’la yakın akrabalığı vardır. Annesi Ana Sultan, kız kardeşi ise Hüsniye Bacı’dır. Annesi ile kız kardeşinin mezarları Elmalı’nın Tekke köyünde, Abdal Musa Tekkesi’ndedir.
Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nde Abdal Musa’ya ilişkin bilgiler vardır. Aşıkpaşaoğlu, Abdal Musa’yı Hacı Bektaş’ın “müridi”, Hatun Ana(Kadıncık Ana)’nınsa “muhibi” olarak gösterir. Abdal Musa Sulucakarahöyük’te Hacı Bektaş’ın yatırının başında bir süre kalmış, büyük bir olasılıkla Hacı Bektaş Degahı’nı Kadıncık Ana ile birlikte o kurmuş, Orhan Bey döneminde savaşlara katılmış, özellikle Bursa’nın alınmasında(1326) bulunmuş, bir asker üsküfünü başına koyarak geri geldiğinden Bektaşiler’in “Elifi tac”ı böylece onunla gelenekleşmiştir.
Böylesine dindar, böylesine başı secdeye varmış bir Ozan’ın adının yaşatıldığı dergah içinde verilen iftar yemeğinde, ve herkesin aynı sofrada buluşulduğu bir ortam da sen evine gelen misafire daha yemeğini kaşıklamaya kalmadan bağırıp çağıracaksın. Üstelik o etkinliklerin alt yapısını hazırlayan Büyükşehir Belediyesi olmasına rağmen. Bu davranış ne din de vardır, nede Abdal Musa Derneğinin anlayışında. Alevi farklı görüşlere sahip bir çok dostumuz olması karşısında bu davranışları sergileyenlerin Alevi olduğu konusunda da endişe içindeyim. Eğer ki Alevi ise bu çirkin davranışta bulunanlar şimdiye kadar hiç konuşamadıkları ve seslerini yükseltemedikleri kadar son 12 yıldır ülke de demokrasiyi yaşadıklarını unutmamalıdır. 1980 öncesi ve sonrasında Alevilerin ülkede hangi konum da ve nasıl bir dar çerçeve içinde bir birleriyle iletişim halinde oldukları iyi biliniyor. Üstelik bugün Belediyeler Alevilere Cem Evleri yapmakta ve hizmet vermektedir.
Bu işin altında her kim varsa amaçları farklılaştırmaksa önce Aleviler kendi içlerinde ne durumda olduklarını bir görmeli. Hangi partiyi tutacağını, hangi partiye oy vereceğini, sağı solu, ortası yanı arkası ne olursa olsun bu konuda ki tutum ve davranış artık Alevi ailelerin de kendi kendilerine verecekleri bir karar olmuştur. İşte bugün gerçekleri görerek farklı partilerde yer alanlar, yapılan seçimlerde iktidarın ve yerel yönetimlerin yüksek çıkmasının nedeni Alevi ailelerin gerçekleri görmesinin bir sonucudur.
Bunu hazmedemeyen kimi Aleviler çorbanın tadını, tuzunu kaçırmış olmaktadır. Ne kadar düzeltebilirsin bu durumu? Özür dilesen ne fayda getirecek? Evine gelmiş bir misafire sofrana oturmuş bir misafire yapılacak iş midir? Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve beraberinde kilere yapılan davranışın ne özgürlük ve demokrasiyle, ne misafir ağırlamayla, ne de Alevi duygu ve düşüncesiyle alakası vardır. Bu karışıklığı çıkaranlar birilerinin dürtmesi ve harekete geçirilmesiyle orada bulunduruldukları açıkça ortadadır. Hiçbir zümre, hiçbir topluluk, hiçbir kimlik Türkiye Cumhuriyeti kimliğinden üstün değildir, kendini de üstün görmesi acizliktir basiretsizliktir. Antalya da huzur ve hizmetten başka bir düşüncesi olmadan kolları sıvayan Büyükşehir Belediyesi yönetimi çalışmalarına yine devam edecektir. Topluluk, zümre, kimlik ayrımı yapmadan. Ancak Alevi olmanın erdemliği ve Alevi kültürünün hoşgörüsü duruşu maalesef bu iftar davetinde yerle bir olmuştur. Alevilerin tamamına bu yaşananları mal etmemek adına yine de sormak istiyorum Abdal’lık bu davetin ve davranışın neresinde?...