Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin son 3 dönemin de yani 10 yıla yakın zamandır yapılan seçimlerde oy kullandım. Seçimler sonrasında aday olanlar, adaylıktan çekilenler, aday olup da kazanamayanlar, aday olup da kazananlar… Hepsinin gümbür gümbür yaşandığı atmosferlerin tanığı oldum. Cemiyetimiz de elbette ki siyasete kapısı sonuna kadar “Kapalı” olan bir kurumdur. Öyle de olmalı. Ancak siyaset yapıp da oyunu paralayanlar ve devşirenler yani, “Düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığını güdenlerin de oy kullanmaya gelenlerin de tanığı olduk. Her ne düşünce ye sahip olunursa olunsun elbette ki oy kullanılacak. Ancak her şeyden önemlisi verilen sözler, yerine getirilip getirilmeyen mevzular, dı dıy dı, mıdıylıyla uğraşılmaması gereken konular asla mı asla ‘Düşmanımın Düşmanı Dostumdur’ mantığı ile görüş sandığa yansıtılmamalıdır. Hep bir adım sonrasını düşünmek ve Antalya Gazeteciler Cemiyetinin nasıl daha da güçlü ve Türkiye de saygın bir cemiyet olması gerektiği konusu düşünülerek karar verilmelidir.
Türkiye’nin bir çok ilin de kimi bu ve buna benzer iç çekişme sonucunda‘Düşmanımın Düşmanı Benim Dostumdur’ anlayışı ile parçalanmışlığa, bölünmüşlüğe ve çanta da gezdirilen cemiyetlere dönüşmüştür. İki başlılık asla mı asla güç değil, gücün ve bitmişliğin, tükenmişliğin, yok olmuşluğun fotoğrafıdır.
Son 10 yıl da yıldızı her geçen gün yükselen Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetildiği dönemlerde kimileri dernekleşmek ve alternatif arayışlarına girmeye çalışmışsa da bu işin öyle yenilir yutulur bir iş olmadığını görerek geri adım atmışlardır. Allahtan da böyle olmuştur. Yoksa rezilliğin, ciddiyetsizliğin, basitliğin danişkasını yaşardı Antalya.
Bugün birbirini seven, sevmeyen, kucaklaşan, kucaklaşmayan herkesin içinde barındırıldığı Antalya Gazeteciler Cemiyeti Türkiye de örnek ve çalışmalarıyla da dikkat çeken bir kurum olmuştur. Bu gücü her şeye rağmen birbirini sevmese de , bir birini yese doymayan anlayışta ki üyelerin ortak payda da tek yürek olması vakıflaşma konularına kadar götürmüştür. Bu anlayış işte cemiyet üyelerinin her şeye rağmen kendilerine fayda getirecek ortak nokta da buluşmalarının sonucudur.
Öte yandan her seçim döneminde yapacaklarını açıklayan ve sözünü veren adaylar ilk önce söylediği konu Öz bir ücret, hak ettiğini tam da alamayan bütçelerle çalışan gazetecilere ev sahibi yapılması konusudur. Ancak bu maalesef gerçek anlam da 10 yıllık süreç içerisinde gerçekleşemeyen ve heyecanla bekleyen ve üyelerin de gerçekten olmasını istediği bir beklentidir. Ali Tongülüs Ağabey de adaylığını açıkladı. Yapacağını belirttiği ilk icraatı üyeleri ev sahibi yapmak. Deniz Akgün Ağabey’de aday olduğun da üyelere ev düşük aidatlarla ödemeli ev vaadinde bulunmuş ancak seçilememişti. Mevcut Cemiyet Başkanımız sayın Mevlüt Yeni’de Alanya taraflarında bir yer göstermiş ancak bu hiçbir üye için mümkünatı olmayan fotoğrafa dönüşmüştü. Tek isteğimiz kim kazanırsa kazansın Allah aşkına gerçekten bu ev üyelere verilmek isteniyorsa ve varsa böyle bir hazırlık artık vaatlerin bir kenara bırakılıp sözlerin yerine getirilmesi gerektiği en büyük temennimizdir. Kim kazanırsa kazansın gerçekten üye düşünülüyorsa ve bu projeyi gerçekleştirmek bir vefa borcu ise Allah Aşkına artık yerine getirilsin ve seçim malzemesi olmaktan çıkartılsın.