Antalya’nın ve Antalyalının gönlünü kazanabilmek ve yapılan hataları kabul edebilmek için öncelikle ‘Temizlenmek’ ve ‘Temize çıkmak’ gerekir. Doğrusu budur. Bunları yapmadan yapılan tüm hataları ve yanlış ve hatalı yönetim nedeniyle adliye de yer alan 37 dosya temizlenmeden yerel seçimlerde millet iradesi net tavrını koymuş ve istemeyen bir yönetici ilan edilmişken yeniden siyasette yer alıyor olmak saklanmanın alasıdır, saklamanın da kılıfına uydurmadır.
Büyükşehir Belediye eski Başkanı Mustafa Akaydın’ın yaptığı tam da budur. Ancak yine bu milleti enayi yerine koyma gayreti gösterdiği ‘Yargılanma’ konusunu kendine özgü dil oyunları ile ‘Beraber Yargılanalım’ diye bir ifade aslında tam da kendi siyaset duruşuna uygun bir ifade olmuştur.
Akaydın yolsuzluk yapmadığını, dokunulmazlık zırhına bürünmek için milletvekili adayı olmadığını söylerken bu şehirde kendisini istemeyen seçmenin ne kadarına hitap eden bir açıklama olduğuna siz karar verin. Yaptıklarını hala daha kabullenemeyen ve kabul etmeyen Akaydın neden 37 dava dosyası bulunduğunu da açıklayamamaktadır. Akaydın Türkiye Cumhuriyeti meclis tarihinde şimdiye kadar çözülememiş bir konuyu yani Milletvekilliği Dokunulmazlığının’ kaldırılmasıyla herkesin yargılanacağını ve kendisinin de buna açık olduğunu beyan etmektedir.
Madem ki Mustafa Akaydın yargılanmaktan korkusu yok o zaman 37 dosya için de endişe edecek bir durum yok. Milletvekilliği döneminde ertelenmiş olsa da Ee bi şekilde tüm bu ayıplar önüne gelecektir. Değirmenin siyaset suyu her zaman istenildiği gibi akmaz. Gün gelecek hesap verme konusunda suyun akış yönü de değişecektir. Ama Antalya hiçbir zaman boşu boşuna ve yalan mesajlar ve sloganlarla geçen o kötü ve zehir gibi geçen 5 yılı hiçbir zaman unutmayacaktır.
Herkesin başkanı olmak başka, bir zümrenin başkanı olmak başka. Herkesin gönlünü ve sevgisini kazanarak bu işleri bırakmak başka, bir takım çevrelerin gönlünü hoş tutmuş olarak bırakmak başka. Heykeli dikilmesi düşünülen Başkan olmak başka, bir daha yüzünün dahi görülmesi istenilmeyen siyasetçi olmak başka…
Yani siyaseti de yönetimi de, idareciliği de adam gibi yapmak gerekiyor. Beceriksizlikler, basiretsizlikler maalesef ne unutulur ne yenilir yutulur.
Bu şehrin memleket insanları hizmet kefenini giyip de yola çıkmalarının daima bir açıklaması ve gerekçeleri vardır. Ölmek de bir kalmak da birdir bu şehirde. Bu şehir de kalanlar sonuna kadar hizmet için ölmeyi de göze alanlardır. İşte seçmen, memleket insanı, toroslar ve bu şehrin sokakları, caddeleri ve her yeri bu insanları tanır bilir, unutmaz ve yeniden göreve gelmesi için gövdelerini koyarlar davaya ve inandıklarını yeniden yönetime seçerler. Bütün mevzu budur aslında. Bu insanları Antalyalılar ve Antalya iyi bilir. Kaçmayanı ve sonuna kadar mücadele verenleri iyi tanır ve hatta unutmaz. Vefa bu şehre hizmet verilme noktasında bir semt adı değil bir şehre ömür adamak olduğu hatırlatılmaktadır. Bugün Antalya da işte bu vefanın ve hizmetlerin sancağı dalgalandırılıyor hem de, Hesap vermeden dil oyunu yapmadan, hesap vermesi gerektiği an da milletvekilliğini sığınacak liman olarak kullananlara inat…