Mağdur olduğunuz bir durumda polis merkezine giderek adaletin tecellisi konusunda ve yasalarla korunma talebinizde tehlike olarak gördüğünüz kişi ya da kurumlar için şu cümle kullanılır;
Başıma bir şey gelirse sebebi ve tek adres ‘X’ tir…
Yani ismini cismini verirsiniz kimi kastediyorsanız onun peşine düşer adalet.
Bu ifade ve korunma talebiniz sonrasında eğer ki başınıza bir şey gelirse ifadeniz doğrultusunda X şahıs hemen soruşturmaya alınır hakkında kovuşturma başlatılır, deliller aranır, toparlanır ve sonuca gidilir.
CHP İl Başkanı Devrim Kök, Konyaaltı ile ilgili ucube ifadelerde bulunduğunu ve kendince Muhittin Böcek’e destek vermek adına (Haliyle aynı partiden olunca böyle bir savunma mümkündür)
Konyaaltı sahili başıbozuk olduğu yönünde şimdiden tedbir alınmazsa yaşanabilecek vukuat durumlarında dünya’ya rezil oluruz” demiş…
Eğer ki Konyaaltı sahilinde şimdiye kadar bir olay yaşanmamış ve bir olayın vuku bulmasını asla istememekteyiz. Ancak Devrim Kök’ün bu açıklamasından sonra yaptığı tahrikkâr beyanatın ucunun kendisine dokunacağı ve eğer ki böyle bir olayın sahilde meydana gelirse sebebinin Devrim Kök olacağı açıkça ortadadır.
Devrim Kök’ün yaptığı açıklama huzur ve sulh’u ortadan kaldırmaya yönelik bir açıklamadır. Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü çalışmaları hazmedemeyişin kuyruk acısıdır. Yakında CHP il başkanlığından (Kılıçdaroğlu taraftarı davranış sergilese de) gönderileceğini bildiğinden kendince ‘Buradayım’ ayarları yapmaktadır.
Antalya’nın koca il başkanının verdiği bu beyanat ne particilik üslubuna ne de o makamın ağırlığına yakışan sözlerdir.
Sahilde şimdiye kadar bir şey olmadı. Olmasını da istememekteyiz. Ancak kimsenin aklında olmayan bir şeyi her an olacakmış gibi gündeme taşımak çıkabilecek olayların da ateşleyiciliğini üstlenmiş sayılır.
Devrim Kök’ün yaptığı tıpkı budur.
Eğer o sahil de her hangi bir olay, beklenmedik küçük bir gerginlik ve hizmet yürütülmesi anında göstermelik de olsa bir vukuat yaşanırsa ilk önce bu Devrim Kök’e sorulacaktır.
CHP’nin Antalyası maalesef memleket insanının hizmet almasını istememektedir. Sahillerin ücretsiz oluşu ve daha bir çok proje hızla ilerlerken kimi yazar çizer gazeteci arkadaşlarımız da eşini, dostunu, akrabasını, yeğenini, kardeşini yaklaşık 10 yıldır tıkır tıkır maaşlandıkları günlerin geride kalacağı ve kaldığı korkusuyla komik komik yazılar yazmaktadır.
Üzücü bir durumdur.
Hem memleket insanı diyeceksin, hem meslektaşımız diyeceksin, hem yıllardır yan yana çalıştığımız ağabeyimiz, dostumuz, arkadaşımız diyeceksin ondan sonra tüm yaşanmışlıkları ve paylaşılan o günleri bir çırpıda unutup sonra da ahde-vefa duygusuzluk ile övüneceksin. Bunun adı vefasızlık değil memleketi kişisel çıkarlar uğruna arkadaşını, yüreğini, adamlığını, duruşunu, kalemini oynatmaya benzer.
Bir arkadaşımız da gün saymaya başlamış. Şu kadar gün kaldı, bu kadar gün kaldı diye. Hesap başka… 5 yıl sonra yapılacak hesaplaşma aslında kesilen musluğun yeniden açılması için. O yüzden Menderes Türel’in Kolombiya’da evi, Danimarka’da şatosu, TIR filosu, bahçe duvarı, olmayan tuğlalar yazılıyor…
Yaz babam yaz. Ama bu Antalya tüm bu çirkinliklere ve çirkinlik yapanlara cevabını 30 Mart tarihinde verdi. Menderes Türel’in tek düşüncesi bu şehre hizmet insanı gerekiyordu medeni cesaretini sevenleriyle, yürekten paylaştı ve bugün vatandaşın, milletin hizmetkarı olarak gece gündüz yollarda.
O yüzden küçük ayrıntılar, ucuz satırlar ve seviyesiz cümlelerle kaybedilecek zaman yok. Antalya Kanatlandı, yapılan her şey Antalya’ya iyi gelecek… Ne güzel ne güzel…