Antalya’nın özünde ve değer yargısında memlekete emeği geçmiş büyüklerin isimlerinin yollara, caddelere, sokaklara verilmesi konusundaki sağ duyusu oldukça yüksektir. Bir caddeye giriyorsunuz bir yere kadar bir başka isim, hemen o cadde üzerinde yürürken caddenin adı birden değişiveriyor. Öyle düşünmüş büyüklerimiz, öyle değer biçilmiş ve adlar konulmuş meclis kararıyla. Söyleyecek bir şeyimiz yoktur.
Yerel yönetimde siyasi güç ve meclis üyesi sayısı kimdeyse o düşüncenin üyeleri başkanlarının verdiği karar doğru da olsa, yanlış da olsa onaylamaktadır. Yani demokrasi sadece kağıtta kalan bir durum olarak karşımıza geliyor bu durumda. Hiç kimsenin Başkan’ın olur dediği bir konuda meclis üyesinin yok deme şansı olmuyor. Diyen de zaten ‘Hain’ ilan ediliyor. Bu durum CHP de ise aynıdır. Yok diyene pışıkkk çekerim.
Yollardan, sokaklardan, caddelerden çıkalım da şu Antalya’ya heykel dikme ve heykelleri siyasallaştırmaya gelelim. Bugün CHP yerel yönetiminin sahip olduğu irade seçimlere 2 ay kala bu düşüncesini heykel dikerek, heykeller yaptırarak, hatta bunu sadece ‘Belli düşünceye’ hitap edecek şekilde kendini göstermesi farklı gelişmelere gebe bir durumun gelişmesidir.
Hasan Subaşı’nın neden heykel dikmediğini, Bekir Kumbul’un neden bu konuda bir hareketlenme de bulunmadığını, Menderes Türel ve bunlardan önceki belediye başkanlarının Partilerinin ve siyasi düşüncelerine sahip yazar, şair, sanatçı’nın eserleriyle pekiştireceği heykeller dikmediğini merak ediyorsunuzdur.
Sözünü ettiğimiz bu başkanlar Antalya’ya hizmet ve yatırım yapmanın önceliğini bilen siyasetçilerdi. Antalya’yı çağdaş ve modern şehir yapabilmek adına önceliklerinin neler olduklarını bilen şahsiyetlerdi. Heykelle, siyaset yaparak gönül almakla, bu tarz açılış ve sunuşlarla ‘Bayram Şekeri’ dağıtmakla hiçbir zaman vakit kaybetmediler.
Hep çalıştılar. Çok çalışan da oldu, zamanı yetmeyen de oldu, çalışmanın sonunu getiremeyende. İnanıyorum ki şimdiye kadar bu kenti yöneten başkanların hepsi ‘Büyükşehir Belediye Başkan Mustafa Akaydın Hariç’ yakalarından parti rozetlerini çıkartmışlardır. Bu şehrin orta göbeğinde hala gezebiliyor ve siyaset arenasında etkin güçlerini, çevrelerini ve siyaset birikimleriyle peşlerinden binlerce insanı sürükleyebiliyor olmaları Kentle bütünleşmelerinin bir tezahürüdür.
Bundan sonra Antalya’nın sokakları, caddeleri, kimisi kamuya mal olmuş yapılar ve eserler siyaset uğruna kirletilmesi gelecek için çatışma ve kaos ortamı umarım yaratmaz. Çünkü değişen her bir yeni isim ve yönetimler kendi iradelerini anlatan objeler, heykeller dikmeye kalktığında Antalya sokak ve caddelerinin bu görüntü çatışması içerisinde kalması kaçınılmaz olacaktır.
Sanırım böyle olacaktır. Çünkü bunu başlatan, bu ahenk ve davranış şeklini bozan Mustafa Akaydın olmuştur.