Yaşları 16-19 gençlerin birileri tarafından sokağa sürülüşleri sonucu karşımıza çıkan fotoğrafa baktıkça nasıl da kullanıldıklarının ve nasıl da sahipsiz olduklarının farkında olmayışlarını izledim önceki akşam. Cumhuriyet meydanında toplanan küçük gruplar halinde ki gençlerin yaptıklarını emniyet mensubu asayiş ekipleri dikkatli ve bir o kadar da sağ duyu ile sokağa sürülmüş gençleri izliyor. Gençler slogan atıyor. Yaptıklarının yasal olmadığını bile bile. Yürüyüş kanunu çiğneyerek kuralları ve yasayı tanımayarak yola çıkılmasına karşılık Antalya Emniyeti’nin nasıl bir sağ duyu ile olayları yakından takip ettiklerini gözlemledim.
Gençlerin taciz edercesine ve o alanda bulunan yerli ve yabancı turistlerin gözü önünde, evler, iş yerlerinde ki vatandaşı da rahatsız eden bir konum da yollarda slogan atışlarını da izledim.
Sloganların atılmaya çalışıldığı yıllara şöyle bir geri dönüş yapıp hatırlamaya çalıştım o yılları. 1975-80-1980-90-1990-2000’li yıllar da kim ne kadar sokak ta ve meydanlarda, ne kadar demokrasi hak ve hürriyet içerisindeydi gençlik?
Bugünkünden kat kat daha beter bir demokrasi içindeydi Türkiye o yıllarda. Toplanacaksın üç beş kişi şehrin en işlek caddesinde bağıra bağıra yürüyeceksin, sonra anıt önünde oturacak burada şarkılar türküler söyleyeceksin…
Sözünü ettiğim yıllar da izin almadan böyle bir olay gerçekleştireceksin emniyet güçleriyle pazarlık yapar gibi bir konum yaratacaksın ne mümkün. Böyle bir fotoğraf karşısında geçmişte demokrasiyi inşa etmeye çalışan iktidarlar ülkemizde asıl bastırılmışlık ve konuşamama demokrasiyi vatandaşın önüne getirmiştir.
Dün ülkede ki demokrasi anlayışına bakıp bugün Demokrasi yok diyenlere işte Antalya meydanın da beyinleri bulandırılıp sokağa çıkartılmış gençliği görebilirsiniz.
Önceki gün Cumhuriyet meydanın da neden yaşları küçük gençlerimiz, hatta çocuklarımız meydanlarda? Yaşları hiç 25-45 olan yok.
Emniyetin sağ duyulu idarecileri ve yöneticilerinin ortaya koydukları bu duruşu, yaklaşımı alkışlıyoruz. İzinsiz ve programsız yapılan gösteri ve yürüyüşlerin hiçbir şekilde yasal dayanağı olmamasına karşılık büyük bir fedakarlık ve özveri göstererek bu gençleri izledi. Bu yürüyüş ve toplanmalar bir kural ve izine bağlıdır. Ancak maalesef sokağa sürülen gencecik beyinler bu işin bir oyun olduğunu ve eğlence olduğunu sanıyor. Oysa bu olaylara müdahale yapıldıktan sonra ortaya çıkacak fotoğraf gerçek fotoğraf olacaktır onlar için. İşte o zaman tüm anlamsız davranışlar ve sokakta bulunuşun şapkası öne konulur ve düşünülmeye başlanılır.
-Ben nerde yanlış yaptım’ diye…
Anneler ve babalara da seslenmek istiyorum. Her bir ailenin düşüncesi ve siyasi düşünceye destek verdiği parti, kurum, kuruluş, birlik, oluşum vardır. Ancak her şeyden önemlisi çocuklarımızın istikbali ve doğruları görmelerinde ki kayıtsız yaklaşım her anne babanın yakından takip etmesi gereken konu olduğunu düşünüyorum.
İnanıyorum ki Emniyet Müdürlüğümüzün çok değerli yöneticileri ve görev adamları çocuklarımıza bu konuda uyarıda bulunmaktadır. Fakat gençlerin kıpır kıpır oluşları kimi gerçekleri görmesine engel olmaktadır. Gençlik kendilerini meydanlara süren bu kimlikleri erken tespit etmeli. Aileler çocuklarının istikbali ve geleceği için bir an önce onları yakından kontrol etmeli birilerinin maşası olmasının önüne geçmelidir. Bu adım aileler tarafından atılmazsa geride kalan gençlerimizin kararan geleceği ve ailelerin göz yaşları olacaktır… Emniyet Müdürlüğümüzün değerli birimlerini bir kez daha bu konuda göstermiş olduğu dikkatli ve bir o kadar da sabırlı görev saatlerini yürekten takdir ediyorum