Öncelikle 53’ncü kez Uluslar arası Antalya Film Festivali’nin gerçekleşmesinde emeği geçen herkesi yürekten kutlanması gerektiğini belirtmek isterim. Bu şehrin markası olmuş, şehrin bağırından çıkarak Dünya’ya yayılan ve adını verdiği ödül ile tanıtan Antalya bir kez daha gurur duyacağı bu büyük organizasyonu gerçekleştirmenin mutluluğu yaşıyor. Dile kolay tam 53 yıl. Yani yarım asırı geçmiş bir organizasyon. Herkesin izlemek, görmek ve dokunmak için can attığı festival. Güzelliği, muhteşemliği, değeri bir dönem yerle bir edilmeye çalışılmış olan festival son 3 yıldır el üzerinde, başımızın üzerinde, çok daha yukarılarda temsil edilmekte. Adına yaraşır, adına yakışır, adını altın harflerle yazdıran bir festival. Çok şükür ki siyasallaştırılmadan, yumrukların havaya kaldırılıp bir düşüncenin Festivali haline dönüştürülmesine izin verilmeyen bir festival izlenecek. Kobanicilerin, ocuların bucuların, şucuların, cuk cuk cuların cirit attığı ‘Kendilerinin çalıp söylediği’, Dünya ya kapalı hale getirilmiş festival bugün Dünya sinemasının gözünü doğru ve gerçek yapılması gerekenlerin ortaya koyulması sonrası yeniden eski kimliğinde. Ve elbette ki bunun için Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e ve festival komitesi içerisinde yer alan tüm dimaniklere teşekkür ediyoruz. Öte yandan Festival Direktörlüğünü yürüten sayın Elif Dağdeviren’in can siperane ve bir o kadar da kusursuzluk için gecesine gündüzüne katarak festival organizasyonun bu seviyelerde yer almasını sağlamasından dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz. Büyük bir çaba ve gayret gösterdiğini son yaptığı basın toplantısın da ki gözlerinin kan çanağına dönmüş ve biraz da yorgun bedenin duruşundan anlaşılmıştır. Tüm bu yorgunlukların inanıyorum ki kortejin ilk adımlarının atılmasıyla birlikte yerini tatlı ve huzurlu saatlere bırakacaktır. Emeği geçenlere bir kez daha başarı dolu festival dönemi dilerim.
Kaleiçi Beyoğlu ışıltısında
Hani hep söyleriz, İstanbul geceleri anlatılırken gidilen yerler, oturulup yemek yenilip eğlenilen ve stres atılan, unutulmaz anların yaşandığı yerleri. Onlardan birisi de Beyoğlu gecelerinden söz edilir. Önceki akşam nem’in olmadığı, yanan ışıkların nemden kapanmadığı ve her bir sokağın ışıl ışıl aydınlandığı, gece de gündüz görüntüsü, akşam da kokusunu yayan muhteşem çiçeklerin mis gibi kokusu inanılmaz bir ambiyansı ortaya çıkarttığına tanık oldum. Güzelleşen ve güzelleştirilen Kaleiçi artık yaşam alanı haline dönüştüğünü görmek özlenen fotoğrafı yeniden çekiyor olmak Antalya’nın kaybettiği değeri ve ganimetin yeniden bulunduğunun ifadesi.