Hasan Subaşı meselesine gelmeden önce bir noktaya temas etmeden geçemeyeceğim. Paralel finansla beslenenler bir taraftan AK Parti’nin kuruluşundan bu yana en önemli özelliği haline gelen Kardeşlik Hukuku, Birlik ve Beraberlik anlayışına fitne ve fesat karıştırmak için canla başla uğraşırken, öte yandan Milletin iradesi ile seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e adeta bir yerel darbe yapmak arzusuyla yanıp tutuşuyorlar.
AK Parti içerisinde asla varolmayan sen-ben kavgasını, dayanaksız iddialarla varmış gibi göstermek isteyen bu kalemşörler, zaman zaman bizleri de AK Parti içerisindeki sözde koltuk kavgasını yazmamakla suçluyorlar.
Onlar bunu iddia ettikçe millet onlara sadece gülüyor.
Gelelim Subaşı’nın adaylığı meselesine. Antalya’da bazı aklı evveller bir başka siyasi operasyona daha imza atmaktalar. Bu siyasi operasyon öyle acemice ve aleni yürüyor ki biraz aklını kullanan herkes aslında ne amaçlandığını gayet iyi anlamakta.
O gazete, şu gazeteci, bu köşe yazarı.. Hepsinin aslında ortak bir özelliği var. Ve onlar her dönem olduğu gibi TV’lerde, gazetelerinde köşelerinde her seçim dönemi olduğu gibi bu seçim dönemi de Hasan Subaşı’nı siyasette var etmek için çabalamakla ve partilere aday olarak pazarlamakla meşguller.
Hedef daha önce de yazdığım gibi bağımsız adaylık falan değil. Böyle bir şey kesinlikle olmayacak. Aslında gerçek hedef Ak Parti, MHP veya CHP listelerinde Subaşı için bir yer açabilmek; “Bakın Subaşı size lazım” mesajını vermek.
Hepsinde ortak bir söylem var, “ İki dönem seçim kaybetmiş Hasan Subaşı’nın mutlaka milletvekili olarak mecliste olması gerekir”
Soruluyor! Neden?
Antalyalıların Sayın Subaşı’nı hem de hangi parti olursa olsun illa ki milletvekili yapması için ne gibi bir sebep var?
Türkiye siyaseti için vazgeçilmez birisi olduğu için mi?
Yoksa orjinal düşünceleri ile Türkiye’nin sorunlarına çözümler üretecek ciddi bir fikir adamı falan olduğu için mi?
Ya da,
İmara açmak suretiyle falezleri ve Antalya’nın doğasını koruduğu için mi?
Yoksa Kırcamii’de sebebi her ne ise eğri büğrü bir bulvar açarak tarihe geçtiği için mi?
Ulaşım sorununu kökten çözmek üzere Altmış yıllık hurda tramvayı, nostalji deyip getirdiği için mi?
Antalya’nın dünyaca meşhur Dönerciler Çarşısını Belediyeye dükkân kazandırıp tarihe gömdüğü için mi?
Konyaaltı obalarını yıkıp, halkın çadır kurduğu Antalya sahillerini bir firmaya vermek sureti ile turizme yönelik büyük bir yatırım yaptığı için mi?
Belki de mimari açıdan bir baş yapıt sayılabilecek ilk yağmurda çatısı çöken şu meşhur Antalya Otogarını yaptığı için olabilir mi?
Hepsinden daha önemlisi adeta “Ben milletvekili olayım da hangi partiden veya nasıl olursa olsun” diyerek çizdiği partiler üstü görüntü yüzünden mi?
Bugün “Partilerle filört etmeyi beceremedim” diyen Sayın Subaşı’nın yakın siyasi çevresinin her seçim döneminde Ak Parti MHP ve CHP’de kendisi için yer aradığını bilmeyen kaldı mı? Düne kadar “Subaşı Muhtarlık olsa aday olacak” diye eleştirenler bu sözlerini ne de çabuk unuttular. Yıllarca hükümeti destekleyen yazılar yazıp sonra her nedense eleştirmeye başlamış olması sadece doğruya doğru, eğriye eğri dedik savunması ile geçiştirilebilir mi?
Doğrusu Hasan Subaşı Altmış yaşın üstünde tecrübeli bir siyasetçi olarak bağımsız aday olması halinde ciddiye alınmayacağını da seçilemeyeceğini de gayet iyi bilir, bilmelidir. Öyle ise tek hedefi barajı aşabilecek bir partiden aday olmaktan başka birşey değildir. Bakın zaman beni nasıl da haklı çıkartacak...