Hayalimiz yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın, akrabalarımızın tatil için ülkemize geldiklerinde bizlere hediye edeceği ve gıdım gıdım, küçük küçük, günlere yayarak keyfini uzun süre sürdüreceğimiz çikolataları yemek için beklerdik. Bizimkilerde güzeldi ama işte Avrupadan, Alamanyadan geliyor canım olur mu ? Onların çikolatasında vardır bir hikmet ! Daha güzel kokan, daha doyuran ve havası atılacak bir ikram.
Daha sonra iş sadece çikolata ile kalmadı tabiî ki. Çok sonraları çorap, giysi, ayakkabı ve daha bir çok çeşit hediyeler. Kalitesi ne olduğunu bile anlamadan
-Alamanyadan Teyzem getirdi
Mevzuları mahalle de yankılanan ve keyfinden geçilmeyecek durumlardı. Çok yakın bir zamanda bir aile dostumuzun oğlu 25 yaşlarında bir Türk kızına gönül kaptırdığını öğrendim. Nişan felan evlenecekler yakın da. Kız güzel mi güzel. Eli ayağı düzgün Türk ailesi yıllardır Almanyalarda yine de iyi korumuş kollamış çocuklarını. Tam bir Türk örf ananelerine göre yetişmiş bu yaşa kadar gelmiş. Sonun da bizim Mehmet’e gönlünü kaptırmış. Kız Almanya da çalıştığı iş kolunda 1.500-2 bin Euro arası maaş alıyor. Çok da yetenekli ve tecrübeli eleman. Firma da seviyor ve beğeniyor bizim Türk kızını. Ama evlenecek. Türkiye’ye gelecek ve Türkiye de sevdiği adamın yanında ülke topraklarında olacak. Yani tercihi Türkiye !..
Neden Türkiye ? Neden geliyor ? Niçin böyle bir tercih yaptı ? Sevmenin ve gönül vermenin dışında Türkiye’de olmak istemesinin sebebi nedir ? Daha nice ve akla gelebilecek onlarca soru.
Tüm bu maddi gelir ve kazanç bolluğunu bir kenara bırakıp Türkiye’ye anne ve babanın iş bulmak ve yeni bir gelecek hazırlamak için gittiği ülkeden şimdi ise çocuklar kendi ülkelerinde ki huzur, iş imkanı, kazanç ve fırsatların zenginliğin tercihi için yeniden Anavatan diyor. Bugün kaçımız Avrupa ya çalışmaya gitmek ister ?
Yoğurdu şekerli olan bir ülke, sabahları sadece bisküvi ve süt ile kahvaltı yapan, gün boyu siesta adı altında yaptıkları uygulama ile uyku da hayatlarını geçiren, çalışmayı unutmuş, hatta daha da ileri giderek ırkçılığı yeniden hortlatan bir ülke de, her geçen gün çalıştığın iş yerinde bu tacizleri yaşamaya başlanmış bir ülke ye ne kadar tahammül edebilir insan ?
İşte bunun adı geriye dönüştür. İşte bunun adı İstikrarın ülkemiz de ki fotoğrafıdır. İşte bu bolluk, bereket ve zenginliğin sonucudur, yatırımların Avrupa’da ki örneklerini geçmesidir. Her alanda yürütülen çalışmalarda ortaya çıkan bu fotoğraf mutlu evlilikleri beraberinde getirmektedir. Önceden bir Avrupa vardı çikolatasını yemek için havasını attığımız. Şimdi ise yaptığımız çıkış ve yükselişi kıskanan ve bu hasımlığından için içini kavuran bizi yemeye çalışan bir Avrupa var… Ancak şunu da hatırlatmak isterim ki Türkiye’de lokum yenilir. Çikolata zaten yendi bitti ! Şükürler olsun davullarımız da çalıyor düğünlerimiz de yapılıyor. Avrupa ya inat acı vatanlarda yurt tutanların çocukları terk ettikleri bu toprakları yeniden tercih ediyor. Helal olsun Ayşe kızımıza, Yaşasın Varolsun Mehmet Oğlumuz…