Birileri kendine paye çıkartarak bu yönetim şeklini kendi ego ve davranış şekillerine mal etmeye çalıştıklarını gördükçe ne kadar komik duruma düştüklerine şahit oluyoruz. Hurraaa bağrıp çağırmalar, hurraaa, kırıp dökmeler… Ülkemiz de 1950 li yıllardan bu yana siyaset ve politika da ki iç çekişmeler hep vardı. Son yıllarda bu çekişme abartılarak Cumhuriyetin sunduğu Demokrasi olgusu arkasına sığınılarak işin abartılma noktasına gidiliyor. Yasa tanımazlık, kural bilmezlik, agresiflik ve ‘Değişimin ve değişen Türkiye” normlarını hazmedememek.
Tam yarım asır böyle devam etti. O işin kuralı böyleydi, bu böyle yapılıyordu, onu böyle yapıyorduk, buna sormuyorduk, şu orada duruyordu…. Say say bitmeyen klişileşmiş düzenlemeler. Bir sonra gelecek adımı görmek ve tam 50 yıl aralıksız aynı duvarın etrafında aynı adım sayısında dönüp durmak nereye götürebilir ki bu davranışın doğru olduğuna inananları?
Evet zaten bu düşüncede olanları bir adım öte de gidemedikleri gibi değişim ve değişen dengeleri de hazmedememekteler. Dünya da Türkiye, Avrupa da gücünü hissettiren bir Türkiye, sınır komşularıyla olan bağlantı ve ilişkilerde verdiği kararlarlı adımlar. Ne düşünüyorsak, bize göre nasıl olması doğru olduğuna inanıyorsak bu doğrultuda duruş sergiliyoruz. ‘One Minute’ Türkiye’nin silkelenişi olmuştur. Millet İradesinin fotoğrafı olmuştur. Bu cümleye dudak büzenler, iç geçirenler olabilir. Ama doğrusu bu. Aynen millet duygusu ve hissiyatı yansıtılmıştı o anda. Sonrasında adım adım değişen ve gelişen Türkiye’nin ayak sesleri gümbür gümbür Dünya da duyulmaya hissedilmeye başlandı.
O aynı adım sayısı ve aynı duvarın etrafında dönen ve başka bir Dünya ve hayat felsefesini kabul edemeyen zihniyet bugün Cumhuriyet Bayram Kutlamalarında da ortaya çıktığına şahit oluyoruz ülkemizin dört bir yanında.
Türkiye Cumhuriyetini kuranların emaneti sanki sadece onlara bırakılmış. Sessiz, vakur, kararlı ve devletin üslup, adap, davranış şeklini daha kararlı şekilde uygulayanlar için bu anlayış uzak sanıyorlar. Bugün Cumhuriyeti içinde yüreğinde, sokaklarda ve caddelerde, bayağı elinde, istiklal marşı dilinde milyonlarca memleket insanı var.
Bu, vuralım, kıralım, dökelim, gürültü yapalım’ diyerek meydanlara inip Ata’nın önün de karmaşa çıkaranlar ülkenin bekası ve huzuruna kastı olanlardır. Demokrasinin dibini yaşayanlar hala hangi demokrasi arayışı içerisinde merak konusudur.
Ne Özal dönemi, ne Demirel, Ne de Ecevit döneminde hiç bu kadar demokrasi vurgusu ayan beyan edilmemişti. Zart olsa millet eylemde, zırt sesinde ülkeyi bölmek için ortaya çıkmaktalar.
Cumhuriyet ne böyle zihniyet ve düşünceye sahip olanlarındır, ne de Cumhuriyetin sadece kendilerine ait olduklarını söyleyenlerin. Cumhuriyet bu topraklar üzerinde yaşayan 77 milyon kişiyi bağarında yaşatan, doyuran, besleyen ve koruyan bu topraklar üzerinde yaşayanların başının üzerindedir. Kimse lam cim yapıp kırıp döküp gövde gösterisi yapıp Cumhuriyeti sahiplenmeye kalkmasın. Cumhuriyet herkesin ve bu milletin baş tacıdır.