Halkın refahı için Halk Kart paralarının ne olduğunu Allah aşkına bir açıklasan Mustafa Erdem ? Kim Halk için çalışmış ulaşım da, kim vatandaşın çağdaş ve modern hizmet alabilmesi için yenilikler peşinde koşmuş, tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumuş ?
Antalya’nın köy zihniyeti ulaşımını modernize edebilmek için en iyi yöntem ve fırsatları yaratabilmek için çaba gösteren Büyükşehir Belediyesi’nin katrilyonu bulan bütçesi bulunurken, dağa taşa, ovaya yaylalara yol yapıp, suyu olmayana su, aşı olmayana yemek, yatacak yatağı olmayana daha çabuk tedavi olabilmesi için insan odaklı hizmet üretirken minibüslerin otobüse dönüştürülmesinde istenilen bedelin yasal çerçevelerde talep edilen bir uygulama olduğu gün gibi ortadadır. Büyükşehir’in aklı da var, parası da. Akıl verecekseniz öncelikle siz partinizden apar topar belediye başkanlığından düşmüş milletvekili yapıp meclise gönderdiğiniz zat’a bir söyleyin bakalım Evrakları Niye yaktı ? 100.Yıl Stadını iptal edip milyon dolarları projeden ‘Vazgeçtim’ bedelini de öderim diyerek tüyü bitmemiş yetim hakkını müteahhitte nasıl verdi ? Dönemin CHP li meclis üyelerinin üzerine yük ve ceza olarak kalan bedelleri ödememek için mahkeme kapılarında gezen meclis üyelerinizi bir arayıp hal hatır sorsanız ne güzel olur , onlara bir dokunsanız ? Hiç arayıp sordunuz mu ? Mesela Mustafa Karaman’ı bir arasanız derim !
Antalya da ne ulaşım felç olmuştur, ne de vatandaş mağdur olmuştur. Mağduriyet yaratanlar uygulanması için yola çıkıp sonradan cayan anlayıştır. Eğer yola çıkılıp karar alınmışsa ve bunun böyle olması gerektiği konusunda hem fikir olunup sonradan dan da
-Ben buna uymuyorum derseniz işte orda art niyet vardır. Ya da bu sürücü kardeşlerimiz birilerinden hala etkilenme mevzularındadır.
Büyükşehir Belediyesi vatandaşın rahat ulaşımı, esnafında mutlu bir şekilde taşımacılık hizmetinde bulunabilmesinin tüm detaylarını bilimsel olarak değerlendirmiş, sorması gereken makamlar ve işin bilimsel yöntemlerini mutlaka paylaşmıştır. Bundan sizin haberiniz olsa ne yazar olmasa ne yazar. Zaten her şeye muhalefet olma anlayışı ile baktığınız için bu konular birileriyle paylaşılmış olsa bile yine muhalefet yapıp ‘İstemezük’leri oynayacaksınız. Bu bir hastalık aslında.
Antalya’nın Dünya kenti olduğunu söyleyeceksiniz, Turistler magurislere mi binecek deyip bunun değişmesini isteyeceksiniz, 2007 de yapılan minibüs değişimleri ile adeta çağ atlayan Antalya 9 yıl sonra içi dışına çıkmış maguris marka araçların durumuna dönmüş minibüsler ile hala köy zihniyeti ile taşımacılık yapılmasını sürdüreceksiniz. Yok böyle bir anlayış ! Taksi durakları neden sürekli yeni araç alır sayın Mustafa Erdem ? Neden biliyor musunuz yolcu bana gelsin diye. O değişimi yapan araca gelsin daha çok müşteri taşıyayım diye. Taksicilerin canı yok mu 2 yıl da hatta en fazla 4 yıl da bir araç değiştirmek zorunda kalıyor. Aradan tam 9 yıl geçmiş miadı dolmuş ulaşım yapılması zorlaşan araçların hala daha yollarda olmasını hangi mantık kabul eder ?
Kusura bakmayın ama Kirişli’ye yolcu taşınmıyor. Kirişli ye giden vatandaşımızı yermek için söylemiyorum, onların da iyi hizmet ve kaliteli araçlar ile yolculuk yapması hakkı fakat artık değişimin ve çağdaş, modern Antalya’nın gittiği ve izlediği rotanın millet ve insanlık için olduğunu da artık kabul edin. Sudan ucuz mevzular ile siyaset yapmayı bırakıp da Antalya’nın menfaatleri doğrultusunda düşüncelerinizi paylaşırsanız daha inandırıcı olacaksınız. Böyle açıklamalarla sizin de Semih Esen’den farkınız kalmayacak
Xxxx
Muratpaşa zabıtasının
KOMŞU’ya yaptığına bak
Antalya da ayakkabınızı nereye tamir ettirirsiniz ? Ayakkabı tamircisine. Peki bu ayakkabı tamircileri nerede ? Elbette ki ayakkabı çarşısında. Tarihi han içerisinde küçük bir yerde. Mahalle de bile bulamazsınız ayakkabı tamircisini. Müzeliktir bu ustalar. Artık bu mesleği yapabilen de kalmadı. Burada konuşlanmış topu topu 10-15 küçük esnaf bulundukları alan için kira öder, elektiriğini öder, neyse bedelini öder. Önceki gün bizim Bayram ağabey birikmiş borcu 1250 TL yi bi çırpıda kapatmış ancak sonradan 600 TL kadar yine borcu olmuş. Muratpaşa’nın külhanbeyi zabatısından 3 kişiden biri taciz edercesine esnafı bunaltan anlayışta, gasp yapar zihniyette borcu ödemesini ister. Yani Deli Dumrul misali. Bayram ağabey “Dededir”. Yani aile büyüğüdür evin. Torun hasta olduğundan 600 TL yi yatırmaya gidememiş. Üç zabıtadan biri yapılı olanı
-Ben de hastayım’ demez mi
Vayy sen misin gitmeyen, ödemeyen. Zabıtalar da bir hışım, bir kabarma, bir asarım keserim edaları. Hani şahit olmasam abartılmış diyeceğim ama gözlerimle görüp yaşadığım bir konu. İşte size Sosyal Demokrat bir Belediyenin, sözüm ona sosyalist ve devrimci zihniyetle verdiği hizmetin küçük bir fotoğrafı. Helal olsun Muratpaşa Belediye Zabıtalarına. Demek ki insan odaklı hizmet böyle yapılıyor muş, böyle hizmet veriliyor muş. Allah bu ön yüzünü başka anlatıp arka yüzünde vatandaşına böyle hizmet verenlerden korusun. Bu anlayışla hizmet devam ettiği sürece yakın da Film karakteri ‘Polat’ tarzı zabıtaların türemesi de mümkündür. Yarabbi sen bize güler yüzlü, hizmet verecek KOMŞULUK anlayışını idrak etmiş zabıtalar ile karşılaştır. Bu arada Muratpaşa’nın ilgili masalarının Bayram ağabeye bir özür borcu olduğunu düşünüyorum.