El ele tutuşmanın ayıp, hatta akşam eve gidildiğinde yolda elini tuttuğun kızı konu komşu eğer ki gördüyse vay halinize. Kızın, anasına, babasına büyük bir iş gibi yetiştirilip söylemeyi marifet sayıldığı yıllar ve bu gibi durumların kırıla gittiği yılların içinden bugünlere geldik. Biz yaşlar ve öncesi çok iyi bilir bu durumları. Cep telefonu yok. 5 haneli telefonu çevirip eğer ki karşı tarafta yangınınızın sesini duymayıp, dayısının, amcasının hatta validehanımın çıktığını anladığınız da ne yalanlar uydurulup telefonlar yüzlerine kapatıldığını şöyle bir düşünün.
Ne sevgililer günü. Arkadaş eğer ki kız dışarı çıkabilmişse, dersi kitabı bir kenara bırakıp sevdiği oğlanla görüşebilmişse Sevgililer Günü işte o gün olmuştur. Hani bir şarkıda söz edilir ya
-Bana Geldiğin Günnnn doğduğum gündürrr… Felan diye gider. İşte yeniden doğuşun, sevgili olmanın, sevmenin, sevdanın ve aşkın tam da dibine ulaşıldığını anlatan parçadır. Ve buna benzer tüm parçalardır sevgilileri buluşturan. Eğer ki Cengiz Kurtoğlu’da olmasaymış kavuşmak ne mümkün… Şarkılardan cesaret alıp da camlara taş atıp kaçmalar, Yanlış kapıyı çalıp belki birkaç saniye kapıyı açanın annesi babası değil de kendisinin olduğunu görebilme cesaretlenmeleri.. Eyy gidimmm eyy…
Sevgililer gününde çiçek almamış da, arayıp sormamış da, yemeğe, sinemaya gidilmemiş de. Ha bir de surat yapılır mış bugünlerde. Ne Hakla !..
Bizim örf ve ananemiz ile alakası olmayan bir durumu böylesine devasalaştırıp, çok önemli bir bayram havasına sokmanın iki çift arasında o gün yaşanan eksikliklerin ve fazlalıkların hatta kurulan cümlelerin bir dil sürçmesinin bile ayrılıklara neden olduğunu biliyoruz.
Sevgili, sevgililerin sevgilisine kavuşabilmek için, yoklukta, varlıkta, acıda ve üzüntü de yanınızda olduğunu bilmenin mutluluğuyla akşam eve gidildiğinde o kapıyı huzurla çalmanın ve o eve ait olmanın adına Sevgililer Günü denilmez de ne denir ? Sağ salim eve varılmış olmanın mutluluğu, birlikte sofraya oturup günü paylaşmanın, birlikte çıtlatılan çekirdek ve yenilenlerin tadına Sevgililer Günü denilmez de başka ne denir ?
Bunu yapıyor olmak ve onca uzunnn çok uzun yılları aşıp o kapıya ulaşmanın kahramanlığını gösteren herkesin işte o gün o an Sevgililer Günüdür.
Ne çiçektir, ne böcektir, nede pahada yüksek değeri cepleri yakan hediyelerdir. Esas olan yürektir, sevgi, saygı, hoşgörüdür. Ve biliniz ki bu akşam, yarın ve daha sonraki günlerde evinize vardığınız da anlattıklarımı yıllardır yapan tüm insanlık ve çiftler bilmeden oysa Sevgililer Gününü çoktaannn kutlamıştır. Biz yaşların düğün için felan öyle özel gün arama ve tarama yapma gibi bir düşüncesi ne mümkün. Nikah Memuru hangi günü vermişse o gün imza atılacak. Seçmek, özel tarihler belirlemek haddimize mi . Yaz, kış, Nikah memuru boş olan güne yazar geçer. Sonbaharın Kış’a elini uzattığı bir 19 Kasım’larda işte bu düşünceler yüzümüz de tebessüm, unutulmaz an’larımızın ilk sırasında yer alır… Başka bir güne ne hacet Gelecek ay ve günlerde evlerine ulaşan, kapısını çalıp o sevgiliye buseler konduran Kahraman Sevgililerin günüdür bugün Yıllara inat. Ne güzel Ne güzel…