Son 3 yıldır özellikle ülkemiz üzerinde oynanan oyunun çirkin yüzünü özellikle sosyal medya da ki paylaşımlarda görülüyor. Bir partinin siyasi genel başkanı ile bir yaygın yayın yapan ve objektif olduğunu söyleyen bir sunucu ile ilişkisini, sohbetini gözler önüne seriyor. Böyle bir zamanda iyi anlaşılmayacak ve rutin karşılanmayacak buluşmalar. Belli ki hesap kitap meselesi. Aslında televizyon çocuğuyuz. Bizim jenarasyonun ilk başlangıç noktası televizyon yayıncılığıdır. Yazılı basın dan görsel haberciliğe geçenlerin bir dönem ne kadar bocaladıklarına şahit olmuştuk. Onlardan tek eksiğimiz Anadolu da bulunmamızdı. Yoksa iki lafı bir araya getirmekte zorlananların tek şansı İstanbul da olmanın fırsatını yakalamış olmalarıydı.
Bizim İstanbul’umuz ise bulunduğumuz il ve çalıştığımız kurumlardı. Tek mikrofon, tek kamera, tek muhabir, tek stüdyo… Deneme yanılma ile öğrenip de ekran karşısına çıktığımız yıllar da bizim yaptığımız yaratıcılık yaygın medya da ki çok bilen o sunucular ve İstanbul da bulunmanın fırsatını yakalamış olanlar yaptıklarımıza cesaret gösterip onda birini ortaya koyamamışlardı o dönem. Yapılan bir çok özel çekim ve haberler defalarca bizlerden isteyip kendileri yapmış gibi haberleri yayınlandığı günleri biliyoruz.
Televizyonun zor ve meşekatli yanından gazeteye geçişimiz de fazla zorlanmadık. Oysa televizyondan gazeteye geçmeye çalışanlar gazeteciliğin gerçekten zor bir iş olduğunu görmüş ve yayıncılık dönemlerini uzatmışlardır.
Televizyon da görünenler daha sonra köşe yazıları yazmaya ve birilerine yaranmaya televizyonda ki görselliğin tanınırlık reytinglerini yazılarıyla coşturmaya çalıştılar. Para kazanmaya, daha çok harçlıklanmaya ve bütçelenmeye başladılar. Yani işin patronlaşan kısmında sözcülüğe başladılar. Ülkenin sıkıntılı dönemlerinden geçtiği bu günlerde bu işin ciğerinden yetişmiş sektör çalışanları olarak nasıl ‘Sahibine göre Kişnediklerini’ gördükçe insanın yeniden ekranın karşısına çıkıp bu şakşakçılara ders veresi geliyor. Bugün kimi televizyon yayınları ve haber sunanları kaos, fırsatçılık, paycılık durumları içine düştüklerini görülmektedir. Televizyonu kapatıp da eskiden olduğu gibi yaklaşan kış mevsimlerinde unuttuğumuz sohbetleri tam da yapma zamanı… O zaman sözünü ettiklerimiz kendileri konuşur kendileri dinlerler. Yani çal çal kendin oyna ile sözüm ona kaosçular, fırsatçılar ve paycılar kirlettikleri bu sektörden defolup giderler….