Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Mustafa Akaydın yaptığı açıklama ile siyasetteki hamle ve zamanında müdahale, konuşma ve tavrı anında gösterme duygusunu gerçekleştirememenin acısını içinde yaşıyor. Bugün anlattıkları yazılı basının çoğunda yer alan beyanatında yaptığı hatalarıyla yüzleşme, anılarına evine dönüşün fotoğrafını önüne koyduğuna tanıklık ediyoruz. Yani bitmişliğin ve yıkılmışlığın, yalnızlığın bir fotoğrafı bu.
-Yok ben iyiyim bir şeyim yok’ söylemleri tamamen görüntüden ibarettir. Akaydın bitmiştir. Bitik bir vaziyettedir. Siyasette de bitmiştir. Profesörlüğü için bir şey diyemem. Zaten mesleği. Eğitimci olarak insan yetiştirmek için yola çıkmış ama ne hikmetse hiç bilmediği becermesi de mümkün olmayan bir sektörün içine girdi. Herkes bildiği işi yapmalı. Ticaret zihniyetinden anlamayanların ticarete girdiğin de ne hale düştüklerini gayet iyi bilmekteyiz. Bizim sektörümüzde bile ticarete atılıp da sonradan yeniden mesleğe dönenleri herkes gayet iyi bilmektedir. Akaydı’nın durumu da buna benzer. Bilmediği bir alan da mürekkep yalamışlığına güvenerek
-Ben bunu da yaparım’ diye başladığı işin sonunu görüldüğü gibi getirememiştir.
Akaydın’ın hatalar zinciri seçim öncesi birbiri ardına gelirken yine dil oyunlarıyla her şeyin iyi gittiğini beyan eden açıklamaları kendi seçmenini de yanıltmıştır. Ama kendi içlerinde ki muhalefetin ağzı torba değil ki büzesin. Tüm bu dışa duyurumlar açık ve net olmamaktan ileri gelmiştir. Gizli kapılar ardında iş sonlandırmaya çalışmak kendi sonunu getirmek olmuştur. Süleyman Evcilmen ile aralarının iyi olmadığını herkes biliyordu. Ancak fotoğraf karelerinde yan yana geldiklerinde 32 diş birden gösteriliyordu. Bunu Evcilmen de yaptı, Akaydın da. Oysa kamuoyu içerden çürümenin başladığını biliyor ve bunu dillendiriyordu. Bunun yanında Devrim Kök konusunda ki ifadesi tam bir bomba. Kendini partinin üzerinde görüyorken nasıl oldu da Devrim Kök ile 2 yıl öncesinden iplerin koptuğunu beyan edebildi. Bunu kamuoyu ile niye paylaşmadı? Paylaşamazdı çünkü koltuk önemliydi. Koltukla derdi olmayan her şeyi konuşur ve paylaşırdı.
Yalnız adam olarak seçime girdi. Yalnız kaldı yalnız bırakıldı. Yalnız kaldığını kendi de gördü ve hala seçim kazanacağını düşündü. Her şeyden önemlisi onu o koltuğa oturtan Deniz Baykal yanında yoktu. Sonra da kendisi yalnızlığını örtebilmek için,
-Ben zembille geldim bu göreve’ dedi…
Genel Merkez Akaydın’a çıkışıyor
-Bir kadın aday yok mu memlekette’ diye…
Eyyy CHP’nin yürekli erkek aday adayları… Boş yere gidip Genel Merkez Kapılarında gecenizi gündüzünüzü heba etmişsiniz. Sizi ciddiye bile alan olmamış. Oysa CHP’nin mihenk taşı olmuş yıllarını bu partiye vermiş onlarca aday adayı ve partili üyeler her şeyin adil ve adaletli yürüdüğünü düşünüyordu.
Çürüme içerden çoktan başlamış. Büyükşehir Belediye başkanı ile ilçe belediye başkanları kavgalı, partililer kendi aralarında kavgalı, kadın aday arayan Genel Merkez İl Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanıyla alakasız ilişki içerisinde….
CHP tarafından AK Parti’ye karşı tüm saldırı ve yalan iftira dolu haber servislerine karşılık yapılan bu haberlere ve şehir efsanelerine inanmayan Antalyalılar en doğru kararı verdiğini bir kez daha gördü.
Akaydın anılarını yazacak, hatıralarını anlatacak, tecrübesizliğini ve yeteneksizliğini dile getirecek. Kitap bittiğin de kaç taş yerinden oynar, kaç kişi birbirine düşer kavga döğüş çıkar bilemem. Çünkü Akaydın gerçekleri, Belediye Başkanlığı döneminde bile hep saklayan ve gizleyen oldu. Kendi de zaten sakladıklarıyla kaybolup gitti.
Haa bir de mali yönden sıkıntılı olduğunu yazmış Akaydın. Bun da da Akaydın demogoji yapmakta ve mağdurları oynadığını düşünüyorum. Böyle bir açıklamaya ancak Hamama Giren Terler ata sözünü söylerler….