Hatırlayın Yat limanına indiğinizde mermerli plajının mermerlerine doğru yürürken ördeklerin suyun üzerinde gezinti yaptığı küçük bir kıyı ve kumsal vardı. İşte tam orası o küçük bölüm fırtına ve rüzgarda irili ufaklı teknelerin sığınabileceği tek yerdi. Bir önceki dönem Belediye Başkanı tarafından o küçük sığıntı alanını betonla kapatınca son fırtına da felaketler yaşandı.
Hangi akıl, hangi mantıkla bu alan kapatılır ve suyun şiddeti daha da artmasına destek verilir akıl alacak gibi değil. Denizi bilmeyen, denizden anlamayan yağmur yağdığında ne olur, rüzgar çıktığında ne yapılır konularında işi bilene oraları teslim etmezseniz tekne de batar, felaketlerde katlanır.
Hadi bu bir felaket. Bir başka felaket var ki tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Teknelerin bağlantı yerlerinin hemen altından geçen bir takım kablolar 3 santimlik borularla korumaya alınmaya çalışılımış ki bu ikinci felaket. İşte son 5 yıldır ne memleketi düşündüğünü sananlar memlekete adam gibi yatırım yapılıp gelecek 20 yılları kucaklayacak anlayışta kaliteli hizmet yatırımı yapamamıştır. Zaten Antalya’ya hizmet yapalım, şehir kalkınsın anlayışı ile bakılmadığı için Lay Lay Lom belediyeciliği benimsenerek tüyü bitmemiş yetim hakkı dediğimiz 50 milyon TL (50 Trilyon) şıkka da hoppalarda yenilmiş bitirilmiş.
Yat Limanın da şimdi adam gibi bir çalışma yapılıyor da tekne sahipleri ve işletmecileri verdikleri verginin, yaptıkları yatırımın en azından karşılığını alıyor.
Antalya Yat Limanını babasının dükkanı gibi görüp bi haber ne oluyor, kim ne yapmış konularına bakmayan son 5 yılın makam sahipleri koltuğundan kalkıp o 3 santimlik boruları görüp yanlıştan geri dönülmesi talimatını verememiş.
Neyse ki bugün doğru çalışma ve yatırım, inşaat başladı da daha büyük felaketlerin önüne geçilmesine çalışılıyor. Liman da teknelerin neden alabora olduğu, neden felaket yaşandığı işte bu eksik ve bilmezlikten kaynaklanan uydurma projeler yüzünden olmuştur.