Avrupa’nın adaleti ile Türkiye de yaşayanların sık sık imrenerek kendi ülkesinde ki demokrasi ve adalet karşılaştırmasın da ki dengesizliğin nedenini sonun da net bir şekilde anladı ve gördü. Yıllardır ;
-Niye böyle bir sonuç çıktı ? Neden böyle oldu ? Oysa biz bu konuda haklıyız”
Denilen bir çok konu da mağdurları oynayan Türk insanı meğer adaletin terazisinde bulunan kefenin bir tanesine hainlik yapılmış. Tartılan ve dengenin ortasını bularak duran ince hassas uzantı durması gereken yerde durmayışı meğer hep bu teraziye hainlik yapanlardan kaynaklanıyormuş.
Türkiye yüzlerce yıl tarihi tecrübelerini, örf, anane ve kültürünü gelecek kuşaklara aktara aktara bugünlere gelmiş bir ülkedir. Ancak bu terazi dengesini bozanlar tarihine sahip çıkan anlayıştan uzak geçmişin tüm değerlerini ve birikimlerini bir anda silip atmayı marifet saymış zihniyet, nerde karnını doyurup yurt edindiğini unuttuğuna da şahit olduk.
Oysa biz ülke olarak Osmanlı döneminden bugüne gelen adalet ve örf anane değerlerimiz de paylaşma, dayanışma, omuz omuza verme, barış içinde, kardeşçe yaşam sürme duygusu yüksek tezahür etmiş ve yaşam biçimimizin de bir düsturu olmuş önemli birikimleri sırtlamıştır.
Hak, hukuk, adalet, eşit şartlarda olma konularında da önce bu geçmişten gelen manevi adaletin davranış şeklin elinden tutmuş ardından da Cumhuriyet Tarihimizin Anayasasında yazılmış kural ve uyulması gereken kanunlara sarılmışızdır. Ancak ne hikmettir ki son 30 yıl da bu ruhani durum ülkemiz üzerinde oyunlar oynamak isteyen, bölüp parçalayarak topraklarımız üzerinde hak sahibi olmak isteyenlerin saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştır. Son yaşadığımız Darbe Kalkışımı sonrasında da ülkemizin bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile ortaya koyduğu çalışma temposuna karşılık bir arpa yol alamayışımızı hep bir şeylere, yönetimlere, siyasetçilerin dengesiz politika ve programlarından kaynaklandığını düşündük.
Bugün Avrupa da hala daha Siesta adı altında öğlen uyuyup akşam saat 16.00 da iş yeri açılması şeklinde bir durum hakim. Yani düşünün bir kere Türkiye de buna benzer bir uygulama yapılacak öğlen iş yerleri kepenk indirecek akşam saat 16.,00 dan sonra iş yeri açacak ve 1-2 saat sonra da iş yerini kapatacak.
Bugün bu şartlarda ülkemiz de uygulama yapılsa ikinci gün Türkler uyuyor diye ülkemizi işgal ederler. Oysa Avrupa yıllardır uyuyor. Gözümüz hep açık, hep uyanığız, hep çalışıyor ve ve üretiyoruz. İşte Avrupa’nın korktuğu ve ürktüğü de bu. Türklerin, Türkiye’nin uykuya dalmasını beklemekte. Yüz yılladır hiç uyumadık, uyutmaya çalışanlara da gereken cevabı verdik.
Türkiye’nin uyanık olmasına tahammülü olmayanlar, vatandaşının bilgilenmesini, bilgi kaynağında yoğrulmasını istemeyenler ülkeyi ele geçirmek istedikleri her nokta da duvara çarpmaktadır. Şimdi çok daya iyi anlaşılıyor ki ülkemizin son 30 yıldır neden paçasından aşağı çekildiği. Tam atağa kalkılacakken, tam koşmaya başlayacakken o gizli el hep aşağı çekmiştir. 15 Temmuz darbe kalkışımı bunun en son örneğidir
Şimdi uyumayan, gözünü hep açık tutan bu milleti uyutmaya çalışsanız da, önüne dünyaları da koyup sunsanız Bu Millet asla gözünü kırpmayacaktır. Yemek yediği kaba Tükürmeyecektir. Önüne kemik atılıp bunu yalamayı marifet sayan, kemiğin derisini bile kendine kar sayan zihniyet hak ettiği değer de ve kulubesindedir. Hainlik yapanı bu millet asla affetmez. Ne cenaze namazı kılınır, ne de mezarlıkta kendine yer bulur, ne de anası babası kabul eder…