Türkiye’nin bir çok ilinde ihtisas sahibi oldukları konularda üyelerinin menfaat ve önerilerini değerlendirerek hizmetlerin yürütüldüğü masalardır. Yani öyle biliyoruz. Hangi STK olursa olsun tüm sivil toplum kuruluşlarının öncelikle üyelerinin hak, hukuk, mağduriyet ve eksik uygulama nedeniyle zor durumda kalınmışlığına çözüm yolu arayan bulan yerlerdir. Yani öncelikle üyeler ve sonrasında da yürütülen faaliyet ve çalışmaların kamuoyu ile paylaşılması. Bizim bildiğimiz anladığımız bu. Sivil Toplum Kuruluşları üyelerine ve yaşadıkları bölgelere zarar vermez, yarar sağlar. STK’lar akıl vermez öneride bulunur, rica eder, daha güzel olması konusunda uygun bir üslup ile durumun düzeltilmesi duyurusunda bulunur. Ancak Antalya’da ne hikmetse dünyaları yıkıp, yeni dünyalar kuran çok başlılık ve tutarsız beyanat, açıklamalar STK enflasyonunu ve kirliliğini de beraberinde getirdiğine şahit oluyoruz.
STK’ların asıl görevi az önce anlattığım mevzular üzerinden üyeleriyle sosyal ve kültürel alanda yürütülen çalışmaların içerisinde bulunmasını sağlamak, dayanışma, birlik ve beraberliğin daha üst seviyelere taşınmasına imkan sağlamaktır.
Ancak ne hikmettir ki Antalya’da kimi STK’ların benzinle ateşi söndürmeye çalışıyor misali tutumu, açıklamaları yerelde hizmet verecek olan yöneticilerin tamamlayacağı işlerin önünü kesen mekanizma olarak işletildiğine ve işlediğine tanıklık ediyoruz.
STK’lar Antalya’da asıl amacından her geçen gün uzaklaştığı dikkat çekiyor. Amacının dışına çıkarak ve hatta haddini aşarcasına tutum içerisinde bulunması sanki siyasetin yan kuruluşu gibi ortaya çıkıyor. STK’lar siyaset makamları değil, üyeleriyle bütünleşme, kaynaşma, daha çok paylaşım birlik ve beraberliğin sağlandığı korunduğu alanlardır. Fakat ne hikmetse Antalya’da bel altı vuran STK mı ararsın, kendini yerel yönetimin başkanı gibi akıl veren mi ? Oysa bunun bir üslubu ve duruşu olmalıdır. Bir de özellikle son yıllarda bir STK başkanı eğer ki siyasete atılacaksa üyelerin bağlı bulunduğu o kurumu basamak olarak kullanıp, üyelerin sırtına basarak kendine yer açmaya çalışmakta. Ve sonucunda da yakın zamanda bakın bir çok STK başkanının siyasi partilerde isimlerinin geçtiğine tanıklık edeceksiniz. Demek ki asıl amacı üyelerinin sorunları ve çözüm yolları ile ilgilenmek değil, siyasette kendine yer edinmek için o makamların kullanıldığı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Oysa STK başkanları ya mesleğini icra edecek üyeleriyle STK tüzüğüne uygun olarak çalışma yürütecek ya da bu makamları bırakacak siyaseti siyasetin yapıldığı kurumlarda şans arayacak. Antalya’da daha erken bitmesi gereken bir çok proje ve çalışma maalesef kimi STK’ların art niyetli çalışma yürütmesi nedeniyle ya zamanında tamamlanmıyor, ya gecikmeli iş teslim ediliyor.