Bir balıkçı ağını dikmek emek ister, kimisinin bakışıdır kimisin ise nakışıdır balıkçı ağları...
İskelede yürürken hep gözüme takılır balıkçıların ağ yığınları...
Evine ekmek götürmeye çalışan, denizin rüzgarına fırtınasına göre şekillenen bir umudun,nasibe dönüşmesini bekleyen yorgun yığınlardır bunlar...
İşte böyle bir zamanda tanıştım Ordulu Balıkçı Dursun Amcayla...
Kışları Antalyada yazları ise Orduda...
Ağları tamir ederken oturdum yanına, elinde mekiği, yüzünde gülümsemesi...Akıp giden zamana inat umudun en güzel simgesiydi benim için Dursun Amca...
Başladık sohbet etmeye... O anlattı ben dinledim... Denizin alfabesi sabırdır evlat dedi...Sabretmek ise pişmektir...Şu üç günlük dünyada denizden öğrenmeyi bilirsen deniz adama çok şey öğretir..
Tanrı misafirini sever dedi Ordulular...
Gel dedi beklerim Orduya...
Tamam dedim söz geleceğim yanına...
Gitarımı da getireyim mi ?
Balığa gittiğimizde ben sana iki türkü söylerim belki derdini kederini unutursun...
Şöyle Karadenize doğru çağlatırım bu sefer şarkılarımı...
Akşam da balıkları atarız kara tavamıza...
Şimdi dört gözle Haziranı bekliyorum...
Hayat nelere kadir Dursun Amca... Kısmet bu işler...
Bekle beni mutlaka bir gün oralara da geliyorum...
Ben yeni şarkılara,yeni yazılara, sense denizinden hiç ayrılma...
Haydi Rastgele