Her sabah geldiğim zaman gazeteleri bir bir tarıyorum. Dün bir köşe yazısı dikkatimi çekti. Manşet gazetesinden sevgili Şifa Çiçek’in köşe yazısının dünkü konusu “Çakma” gazetecilerdi.
Sevgili Şifa Çiçek’in şikayet ettiği konudan bende çok muzdaripim
Maalesef her meslek grubunda olduğu gibi bizim meslekteki defermasyon hızla sürüyor. Herkes fikirlerini, düşüncelerini, ideolojilerini, beklentilerini, kısacası aklına ne gelirse yazabilir. Yazmak herkesin yapabildiği basit bir şeydir. Bunu da istediği yerde yayınlatabilir. Ancak yazdığı yazısı herhangi bir yayın organında çıkan veya internet sitesinde yayınlanan gazeteci olur mu? Tartışma konusu.
Meslek sınıflandırmasına girersek eğer, gözümü bu meslekte açan ve 27 yılın sonunda sürekli basın kartı sahibi olan ben ortaya çıkıp avukatım dersem suç. Doktorum dersem suç. Ne bileyim, ben polisim, savcıyım, maliye memuruyum, diş hekimiyim, veteriner, mimar, ziraat mühendisim desem yine suç. Belediye personelim, tapu müdürlüğünde memurum dersem tabiî ki suç. Ancak yukarda örnekler verdiğim veya aklıma gelmeyen meslek gruplarından birisi olarak “Ben gazeteciyim” dersem suç değil. Bunun yaptırımı da yok.
Yaptırım yok
“Gazeteciler Cemiyeti ne güne duruyor” dediğinizi duyar gibiyim. Mensubu olmaktan gurur duyduğum Antalya Gazeteciler Cemiyetinin böyle bir yaptırımı maalesef yok. Çünkü Gazeteciler Cemiyeti bir dernek. Meslek odası değil.
Avukatlar Baro’ya, Doktorlar Tabib Odasına kayıtlı ve buna benzer meslek odaları yönetimi böyle bir ihbar geldiği anda hemen harekete geçiyorlar ve gerekli suç duyurularını yaparak çakmaların hem ceza almasını sağlayıp, bir daha yapmaması için gerekli tedbiri alıyorlar.
Aslında yapılabilecek şeyler var
Antalya Gazeteciler Cemiyetinin de yapabileceği şeyler var aslında. Mesela gazeteci olmadığını bildikleri, derneğin mensubu olmayan, fiilen gazetecilik yapmayan, sarı basın kartı sahibi olmayan bu çakma gazeteciler için savcılığa “Unvan gasbı” şeklinde suç duyurusunda bulunabilirler.
Ne bileyim ahkam kesmek gibi olmasın ama, bize geldiği kadarı onlara da gidiyor bu şikayetler mutlaka. Çakma gazetecilerin temesta oldukları kişilere, kurum ve kuruluşlara bilgi vererek, açıklama yapılarak gerçek gazeteciler ile görüşmeleri, kendilerine işsiz olan meslektaşlarından basın danışmanı seçmeleri tavsiye edilebilir.
Onların dünyası başka
Ben geçtiğimiz dönemde yönetime aday oldum ve gazeteci arkadaşlara bununla ilgili bir proje sunmuştuk. Ancak seçimi kaybettiğimiz için tabi hayata geçirmemiz söz konusu olamamıştı. Yönetimdeki arkadaşlar bu konuyla ilgili geniş bir çalışma yapması gerekiyor. Çünkü iş çığırından çıktı. Ancak bazen rastlıyorum. Geçende bir toplantıda herkes kendisini tanıtıyor, cemiyet yönetiminde bulunan bir meslektaşımız ise çalıştığı medyanın adını söyledikten sonra “Aynı zamanda gazeteciler cemiyeti yönetim kurulu üyesiyim” dedi, bastı havasını. Bir başka arkadaş da sanki buna nazire yaparcasına, o da çalıştığı medya kuruluşunu söyleyip, “Bende gazeteciler cemiyetinin yönetim kurulu yedek üyesiyim” dedi. Kahkahalar koptu.
Tuvalet bekleyen gazeteci
İşsiz o kadar çok meslektaşımız var ki. Buradan onların çektiği sıkıntıları yazsam içiniz gider. Çocuğuna okula giderken 1 lira harçlık veremeyen meslektaşlarım var benim. Sadece bir tanesini söyleyeyim size. Bu mesleğin çilesini çeken, yağmurda, çamurda çalışan bir meslektaşımızın çocuklarına ekmek götürebilmek için daha birkaç ay öncesine kadar tuvalet bekçiliği yaptığını cemiyet yönetiminden haberi olan var mı acaba?
Cemiyetimizden maalesef o arkadaşımıza iş bulması için, yaşamını idame ettirebilmesi için yardım edilmez ancak, bazı imtiyazlı üyesine atletizm yarışmasına girsin diye içtiği vitaminlerin parasına sponsor olur. Gazeteciler Cemiyeti değiliz sanki de “Nutella” firmasıyız.
Buradan da Antalya Gazeteciler Cemiyet Başkanı Sayın Mevlüt Yeni’ye de sesleneyim “Sayın Başkanım (Cemiyetimizin adını küçük düşürdü) diye sakın beni disipline sevk etmeyin. Ben çok korkuyorum disiplin kurulunun karşısına çıkmaya. Siz arada bir Antalya’ya uğruyorsunuz, o zaman bana da WhatsApp’dan mesaj atın. Gelir full yalakalığımı yaparım” Aramızda kalsın e mi?