Dün bir arkadaşım ziyarete geldi. Kahkahalarla gülerek bir fotoğraf gösterdi. Bende güldüm.
Yemin ediyorum, Türk milleti kadar pratik zekalı, espritüel bir millet tanımıyorum arkadaş. Esnafım yaratıcı zekasını kullanmış yine
Kocaman pankartları hazırlamış yan yana dizmiş. Üzerine “Neler 5 lira, neler” , “Alan alsın. Almayan çalsın, çalana kamyon çarpsın” diye yazıyor.
Düşünsenize yolda kafanız önünüzde kaldırımda yürüyorsunuz, bir anda karşınıza “Alan alsın, almayan çalsın, çalana kamyon çarpsın” yazıyor. Otomatikman bizim arkadaş kafasını kaldırıp mağazaya bakmış. Yerde okuduğu pankartın da verdiği mesajla dükkana dalmış. Yani demem o ki, pratik zeka ile pazarlama ruhunu birleştiren benim esnaf kardeşim harikalar yaratıyor.
Birde kaldırımları işgal etmeseler daha iyi
Esnafımıza destek vermek lazım. Tamam. Ama el insaf, bu memlekette sadece esnaf yaşamıyor ki. Memuru, işçiyi, köylüyü, kadını erkeği nereye koyacağız. Esnaf arkadaşlar kendilerince mallarını daha iyi gösterip, müşteri çekmeye çalışıyor ama milleti de yolda yürüyemez hale getiriyor.
Kimisi cansız mankenini, kimisi ayakkabı, kimisi sattığı cevizini koyuyor. Bazı uyanıklar ise üstlerine kendi mağazalarının adını yazarak duba, bayrak, flama yaptırıp, kaldırımı da geçtim, yolu kapatıyorlar yolu. Bazıları beton çiçeklik yaptırıp koyuyor yola. Nedeni ise birisi park edip dükkanının önünü kapatmasın. Var mı böyle mantık? Sen dükkanı kiraladın, kaldırımı geçtin, ta yola çıktın kardeşim. Bari yolu işgal etme.
Yol kenarlarına bakın bakalım, neredeyse ara sokaklarda bırakın aracınızı park edecek yer bulmayı kaldırımlarda yürüyemiyorsunuz. Her yer duba, çiçeklik, flamalar vardır.
Geçenlerde Muratpaşa camisi yakınında ara sokakta önünde bir esnafımız, devasa beton çiçeklikleri almış arkadaş, UKOME’nin vatandaşların araçlarını park etmesi için hazırladığı birkaç araçlık cebi kapatmış. Neden böyle yaptıklarını sorduğumda tezgahtar kız, patronunun Muratpaşa Belediyesi zabıtası ile görüştüğünü ve koyabileceklerini söyledi. Böyle bir şey olamayacağını bildiğim için hemen basın bürosundan arkadaşları aradım. Fotoğraflarını çektim ve ona gönderdim. “Bakın bu esnaf sizin zabıtanız için böyle söylüyor” dedim. Basın bürosundaki arkadaş bana teşekkür ederek, “Derhal arkadaşlara bilgi veriyorum.Konuyla ilgileniyorum” dedi. İki gün sonra beton çiçeklik aynı yerindeydi.
Kahretsin ki bir huyum var benim, kulakları çınlasın eski büro şefimin yıllar içerisinde benim beynime soktuğu bir şeydir bu. “Fikri-takip. Yaptığın haberi takip et. Sonucunu gör” derdi hep. Bu yüzden görünce yine aradım Muratpaşa Belediyesindeki arkadaşımı “Aa” dedi. “Bana gereğini yaptıklarını söylemişlerdi” dedi. Sizin anlayacağınız, Muratpaşa Belediyesi zabıta ekipleri, kendi mesai arkadaşlarını bile kandırmışlardı. Yeni çektiğim fotoğrafları da attım ona.
Sonrasını merak ediyorsunuz değil mi? Son gördüğümde yine hala aynı yerinde duruyorlardı.
Bereket versin Büyükşehir Belediyesi var da, ana caddelerde bari denetimler oluyor. Vatandaşın kullandığı kamu alanlarını güçlerinin yettiği kadar koruyorlar. Onlar da olmasa herhalde kentin her yeri “Çingene çarşısı” gibi olacak.
Bu konuyla ilgili geniş bir haber hazırladık. Bu haberimizi sayfalarımızda okuyabilirsiniz.