Alenen özür dilerim
Öncelikle yazıma bir özür ile başlayacağım. İnsan bilincine güvenerek yaptığı en basit hataya bende düştüm. Hem de iki kere. Sayın İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya’nın soy ismini Uzunoğlu diye yazmışım. Alenen özür dilerim.
Dün Sayın Uzunkaya’nın konuğu olarak Emniyet Müdürlüğündeydim. Daha önce bu köşeden ona seslenmiş ve FETÖ Örgütünün Antalya’daki en fazla ses getiren operasyonuna kurbanı olan Komiser Serap Yılmaz’ın dosyasını incelemesini talep etmiştim.
Sayın Uzunkaya, zaten ilk yazımızda dosyayı inceletmiş. Üzerinden uzun bir zaman geçtiği için yapabilecek bir şey yoktu. Ancak Serap Yılmaz’a zulmedenlerin sonlarını anlattı bize. O dönemde gencecik bir komisere kan kusturanlardan birisi r’esen emekli edilmiş, diğeri İstanbul gibi bir ilde Teknik Takip müdürü iken ihraç edilmiş, bir diğerinin de aynı sonu paylaştığını açıkladı.
Bu arada soy ismini yanlış yazdığım için iki laf arasında ha bire bana tatlı tatlı takılmadan edemedi. Merak etmiş, Serap Yılmaz ile bir akrabalığımın var olup olmadığını sordu. Olmadığını ve uzun süreden bu yana da kendisinden haber alamadığımı, irtibatımızın olmadığını belirttim. Bu yazıyı ise bir vijdan borcu olarak yazdığımı söyledim. Bu olayların yaşandığı dönemde maalesef Konya’da görevli olduğum için kendisini savunamadığımı, zaten o dönemdeki erk’lerin gazetecilerin eline verdiği materyaller karşısında savunulabilecek bir durumun olmadığını da söyledim. Ancak FETÖ Olayları yaşanmaya başlandığında, Emniyet Müdürlüğü içindeki Fetöcülerin bir bir ortaya çıkmasıyla aslında onun bir komploya kurban gittiğini anladığımı açıkladım.
Doğruları ölünce mi söyleyeceğiz?.
Ben içimde kalan, aklıma geldiği zaman derin üzüntü içinde olduğum, selamlaştığımız, onun ne kadar mert ve görevine aşık bir insan olduğunu bildiğim için bunları yazmıştım. Serap Yılmaz’a karşı yapılan bu haksızlığın karşılığının olması gerekiyordu ve bu teşkilatın ona bir özür borcu vardı.
Sayın müdürümüz, kendisinin de FETÖ kurbanları arasında yer aldığına dikkat çekerek, “Ben Emniyet Genel Müdür Yardımcısı iken hedef haline geldim, getirildim. Günlerce aslı astarı olmayan bir olayda benim ismimi adeta linç ettiler. Komiser kızımızın yaşadıklarını en iyi ben anlayabilirim” dedi.
Bu sırada Serap Yılmaz’ı görev yaptığı Isparta’dan telefonla buldurdu. Halen aşık olduğu mesleğini büyük bir şevkle yapıyor. O hiçbir zaman kendisine zulmedenler gibi kaçmadı. Dağ gibi başını meslektaşları arasında cezaevine götürülürken bile eğmedi. Ama ona zulmedenler, yaptıkları nedeniyle şimdi kaçacak delik arıyorlar.
Sayın Emniyet Müdürümüz, yanımızda Serap Yılmaz ile görüştü ve “Sana zulmedenler, belalarını buldular. Altın ne kadar çamura bulansa yine altındır kızım. Sakın pes etme. İdari davalarını aç ve rütbelerini geri kazan” dedi.
İşte budur. .
Sayın Müdürüm, siz dün 10 yıllık bir yaraya merhem oldunuz. Serap Yılmaz’ın ve onun ardında yıkılmaz, sarsılmaz bir şekilde dimdik ayakta duran ailesinin de itibarını iade ettiniz. Tüm samimiyetimle teşekkür ediyorum, minnet duydum. Saygılarımla