Antalya Emniyet Müdürümüz sayın Celal Uzunkaya, FETÖ/PYD örgütünü oldukça yakından tanıyan birisidir.
Bu gün ona seslenmek istiyorum
Uzun süredir içimde çakılı kazık gibi kalmış ve vijdanımın asla kabul edemediği bir olayı aktaracağım.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Antalya’da Fetöcülerden gerçekten çok çekti.
O kadar çok canı yanan insanlar var ki. FETÖ’cülerin taktığı, yok etmeyi hedeflediği insanlardan bazıları başına nasıl bu işlerin geldiğini bile anlayamıyor, mana veremiyordu. FETÖ/PYD Örgütü ortaya çıktıktan sonra herkes, başına gelenlerin nasılda zincirleme, nasıl da kurumların birbirleri ile irtibatlanarak örgütün çalıştığını şimdi iddianamelerde okuyoruz.
Örgüt birisini yok etmeye karar verince işadamı ise önce vergi müfettişleri, ardından adliye, olmadı polis adamın iflahını kesiyorlar. Kurumda çalışan ise inanılmaz suçlamalar ile medya destekli soruşturmalar ile insanların hayatları zindana dönüyordu.
Antalya’da FETÖ/PYD’nin en bilinen kurbanlarından birisi bana göre komiser Serap Yılmaz’dır.
Komiser Serap Yılmaz’ı Antalya’da herkes hatırlar.
Babası gazi olmuş, bu ülke için kurşun yemiş bir polistir.
2 kız kardeşi de kendisi gibi babasının izinden gidip bu mesleğe gönül vermişlerdi. Hepsi polis olmuştu. Serap Yılmaz, Asayiş Şubesi Ahlak Bürosunda komiser idi. “Polisin evliyası olmaz” derler ama bu genç ve başarılı komiser gerçekten çok çalışkan birisiydi.
Hayatının alt üst olması mücadele ettiği bir fuhuş çetesi ile irtibatlandırılması ile başladı.
2006 yılıydı ve ben Konya’da görevliydim
İnanılmaz suçlamalar ile hakim karşısına çıkartılan gencecik komiser kız, mücadele ettiği kadın satıcıları ile aynı sırada tutukluydu. Basın bu olayı öyle sulandıra sulandıra yazdılar ki anlatılamaz. Medya ne yapsın, eldeki malzeme tam haber yapmalık malzeme.
Düşünsenize polis, meslektaşları olan genç kadın komiser için “Zorla kadın satma” dan tutun da “rüşvet alma” ya kadar bir dizi suçlamaları sıralamışlar, olmadı tüm ifadeleri de sızdırmışlardı.
Genç komiser kızımız da allahı var, benden güzeldi.
Daha ne olsun?
Sonra Komiser Serap Yılmaz, önce tahliye oldu, sonra tüm suçlardan beraat etti. İki defa meslekten çıkartıldı, ikisinde de dava açarak geri döndü.
Ama kendisi de ailesi de psikolojik olarak bitti.
Pırıl pırıl bir genç kadın komiserin namusu, şerefi, onuru ayaklar altına alındı.
Ailesi dışında hiç kimse onun yanında yer almadı.
Günlerce evinden çıkamadı
Para nerde?
Çalıştığı 2 yıl boyunca kadın satıcılarından haftada 5 bin lira civarında bir para almakla suçlanan komiser kızın hesap hareketleri kontrol edildiğinde karşılarına kocaman bir sıfır çıkıyordu.
Yargılamayı yapan hakim, hesap yapıyor iki yıl içinde komiser Yılmaz’a 3 trilyon 650 bin lira para verilmiş olması lazım. Ama 3 trilyon 650 bin lira parası olduğu iddia edilen komiser kızın zavallı anneciğinin tedavisi için çektiği banka kredisi borçları evraklarından başka bir şey yok. O ve ailesinin mal varlıkları, 3’üncü, 5.ci kişiler, selam verdiği arkadaşlarının bile hesapları kontrol edildi ama rüşvet parası yoktu.
Bana kalırsa her şey hesaplandı ama rüşvet parasını hesaplayamadılar.
Devlet şimdi bu korkunç örgütün yaptıklarını tek tek ortaya çıkartıyor.
Sayın Emniyet Müdürümüz Celal Uzunkaya’nın bu dosyayı yakından ilgileneceğini umut ediyorum.
Pırıl pırıl, mesleğine aşık, namuslu, haysiyetli, onurlu bu komiser kızımızın itibarının iade edilmesi adına bir çalışma yapma şansı olursa gökteki yıldızlar omuzlarımıza yağacağı aşikardır
Kadın komiser neden hedef seçildi?
Kimler ne ifadesi verdi?
Kadın satıcılarının bile “O’ndan çok korkardık. Rüşvet istemedi, vermedik” dedikleri halde, o kadın komiser davaya nasıl monte edildi?
Kadın satıcıları ile hiçbir telefon görüşmesi ortaya çıkarılamayan, komiser nasıl suçlandı?
Sizden bir önceki halefiniz olan Cemil Tonbul o dönemde Serap Yılmaz’ın asayiş Şube müdürü idi. O’nun “Ben rüşvet aldığına inanmıyorum” diye ifadesi olmasına rağmen bu kızcağız nasıl meslekten ihraç edildi?
Bu gün Serap Yılmaz meslekte devam ediyor. Ama duyduğum kadarı ile halen aynı rütbede görev yaptırılıyormuş. Aradım ancak ulaşamadım.
İl Emniyet Müdürümüz sayın Celal Uzunkaya’nın bu konuda hem bizleri hem de Serap Yılmazı mutlu edecek ve huzura erdirecek ele avuca gelecek bir açıklaması mutlaka olacaktır. Bekliyoruz