Merhaba, bu gün günden itibaren 65 yıllık bir gazete olan İleri gazetesinin yazı işleri müdürlüğü ve koordinatörlüğüne getirildim.
Benden önce burada görev yapan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Geçirdiğim bir sağlık operasyonunun ardından mesleğe 2 yıl ara vermiştim. Antalya’nın böyle köklü bir gazetesinde mesleğe yeniden döndüğüm için mutluyum.
Yeni bir başlangıç, yeni kan değişimi her zaman iyidir. Yeni bir heyecan, yeni bir şevkle gazetemiz İleri’yi daha ileri götürebilmek için ekip olarak çok çalışacağız. Önümüzdeki günlerde gazetemizdeki değişiklikleri sizde fark edeceksiniz.
Sayfalarımızda dün olduğu gibi bu gün de basın meslek ilkelerini sonuna kadar riayet edip, okuyucularımızın haber alma özgürlüklerini yerine getirmeye çalışacağız. Bundan sonra sayfalarımızda biraz daha fazla çeşitlilik yapacağız.
Çalışan, Antalya için güzel bir şeyler yapan herkesin yanında olacağız, sayfalarımıza taşıyacağız.
Yol haritamızı belirlerken sizlerden gelen tepkiler bizim için yol gösterici olacak. Bize yol gösteren herkese kapımız, telefonlarımız, maillerimiz açık. Okuyucularımız bizim asıl patronumuz.
Önümüzdeki günlerde Yeni Türkiye’nin değişimini Antalya’da yaşayacak. Bizlerde bu değişimi izleyeceğiz. Yazın gelmesiyle birlikte oldukça yoğun günler bizi bekliyor. Daha güzel günler geliyor. Bu konuda oldukça umutlu ve iyimserim.
Uzun yıllar bu meslekte dirsek çürüttüğüm için ağırlığını, meşakkatini, çilesini bilirim. En ağır şartlarda halkın haber alma özgürlüğünü yerine getirelim diye bazen ne İsa ne de Musa tarafından seviliriz. Varsın sevmesinler…..
Bu gün halkın toplu kullanım alanlarından olan alış-veriş merkezleri, adliye, hastane, diğer resmi kurumlarda alınan güvenlik tedbirleri artık insanı illallah dedirtecek kadar oldu. Bizi böyle paranoyak gibi yaşatmaya mahkum eden sağcısı-solcusu, önü arkası tüm teröristlere lanet olsun.
Güvenlik görevlileri artık, kılı kırk yarıyor. Bir alış veriş merkezine girerken o kadar güvenlikten geçiyorsun ki, bir taraftan “Bizim güvenliğimiz için şart” diyorsun, diğer yandan içeri girebilmek için bazen dakikalarca kapıda bekleyince sıkılıyorsun. Kapıda montu çıkar, cep telefonu çıkar, cüzdanı çıkar, gözlüğü çıkar, kemeri çıkar.. Valla insan bunalıyor. Arada bir de sırt çantan XRAY cihazından geçerken benimki gibi üzerinde yürüdüğü banda sapları dolanıp, yırtılınca insan çileden çıkıyor.
İzmir’de İstanbul’da olanları unutmadık. Antalya polisinin yoğun güvenlik önlemleri olmasaydı muhtemelen bizde de aynıları yaşanabilirdi. Şükür ki, böyle bir şey yaşamadık.
Bizi bu hale getiren tüm teröristlere lanet olsun diyorum başka bir şey demiyorum.