İktidar her ne kadar yumuşatmaya çalışsa da, yok dese de Türkiye çok ama çok ciddi bir ekonomik kiriz geçiriyor. Kim ne derse desin, dar gelirli ekseriyet bunu iliklerine kadar hissediyor. Çarşıda, pazarda, mutfakta yangın var. Hem öyle bir yangın ki, geride hiçbir şey bırakmıyor. Alınan ‘pansuman’ tedbirler de işe yaramıyor. Asgari ücrete, emekli maaşlarına, çalışan ücretlerine yapılan zamlar daha cebe girmeden eriyor, buharlaşıyor. Zamlar daha konuşulurken piyasada her hizmet ve mala zam üstüne zam yapılıyor. Üstelik bunu durduracak bir yasa, bir güç de yok...
Hele Antalya…
Bir zamanlar ‘emekli kenti’ diye pazarlanan Antalya. Bırakın emekliyi, mutlu zümrenin dışında kimsenin burada yaşamaya gücü yetmiyor artık. Hala, her şeye rağmen burada olanlar ise emin olun çaresizliğinden bir yere gidemiyor. Az bir imkan bulsa bir dakika durmayacak yüzlerce insan tanıyorum. Alınan maaşlar eskiden ayın yarısını götürürdü, şimdi haftaya yetmiyor. Ev kiraları almış başını gidiyor ki, duymuşsunuzdur tersine göç başladı Antalya’da. En ücra semtlerde tabiri caizse hayvan bağlasan durmayacak evler için bile 4-5 bin TL kira isteniyor. Asgari ücret 5.500 TL olsa ne yazar, 10 bin TL olsa ne yazar. Üç beş ay önce 10 TL’ye aldığınızı bugün 100 liraya zor alıyorsunuz.
Velhasılı kelam, o küçük mutlu sınıf dışında herkes sıkıntılı, herkes can çekişiyor. Ve bu kara tabloda herkesin kafasında tek soru var; Seçim ne zaman yapılacak ?
Aylardır gündemde. Herkes sorunun yanıtının peşinde. Bizler gazeteciyiz hani belki bildiğimiz bir şeyler vardır diye karşımıza çıkan soruyor; Seçim ne zaman yapılacak ?
Normal süresine şurada 1 yıldan az zaman kaldı fakat, artık iyice daralan, nefes almakta zorlanan kesimlerin beklemeye tahammülü kalmadı. Soruların nedeni de bu. Herkes biran önce seçim yapılmasını bekliyor. Çünkü bu seçim ‘geçim seçimi’ olacak. Kimsenin elinde sihirli değnek yok. İktidar değişse dahi işbaşına gelenlerin ülkedeki bu ekonomik tahribatı öyle kısa sürede düzeltmesinin imkanı yok. Ancak yine de herkes umudunu bu seçimlere bağlamış görünüyor.
Kamuoyundaki bu şiddetli arzuyu Gelecek Partisi de farketmiş olacak ki, geçtiğimiz günlerde ‘Geçim İçin Seçim’ sloganıyla kampanyası başlattılar. İstanbul Kadıköy’de başlatılan kampanya kısa sürede ülke geneline yayıldı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, “Millet feryat ederken onlar lüks konaklarında, saraylarında ahkam kesiyorlar. ‘Porsiyonlarınızı küçültün, eti azaltın’ diye ahkam kesiyorlar. Bir ülkede o ülkeyi yönetenler halkın vicdanından kopmuşsa, bir ülkede o ülkeyi yönetenler eğer o halkın dertlerini anlamaktan uzak kalmışlarsa, tek yol vardır, hemen seçim, erken seçim” şeklindeki sözleri kulaktan kulağa yayılıyor. Kampanya çığ gibi büyüyor. Ekonomideki bu kötü gidiş durmazsa/durdurulamazsa daha da büyüyecek.
Ha erken seçim olur mu, olmaz mı, olsa ne olur, olmasa ne olur ayrı bir tartışma konusu. Ancak bu işi daha fazla uzatmanın yararı yok. Çünkü artık gerçekten mızrak çuvala sığmıyor. Toplumun her şeyden önce psikolojik olarak rahatlamaya ihtiyacı var. İnsanlar gergin, patlamaya hazır dinamit gibi. Toplumsal depresyon her geçen gün biraz daha büyüyorken yükselen feryatlara kulak verilmeli. Çünkü dar gelirli geniş zümre bu seçimi ‘geçimi için bir umut’ olarak görüyor. Bu umudu da yok etmeyin. Çünkü umutlar biterse herşey biter.
Artık diretmeyin, uzatmayın. Çünkü böyle devam ederse yönetecek bir toplum, bir ülke de kalmayacak…
Yorumlar
Kalan Karakter: