Uzunca bir süredir siyasetteki ‘Kayıkçı Kavgası’nı izliyor, gözlemliyorum.
Özellikle de Millet İttifakı’nın iki partneri CHP ve İYİ Parti arasında yaşananları…
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını dillendirmeye başladıktan sonra ivme kazanan polemikler bana hep geçmişte sıkça şahit olduğumuz bu kayıkçı kavgalarını hatırlatıyor.
Dikkat ediyor musunuz, iki partinin liderlerinin ağzından adaylık konusunda net bir söylem yok. Dahası, 6’lı masadaki liderlerin hiçbirisi bugüne kadar “Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşıyım” demedi. Aksini de söylemediler. Kılıçdaroğlu, katıldığı bir TV programında, “6'lı masada kriz yaratmak isteyenlerin boşuna uğraşıyor. Biz 6 lider sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Ülkeyi iktidarın getirdiği bu durumdan birlikte çıkaracağız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk duygusu ve bilinciyle hareket ediyoruz, etmeye devam edeceğiz" dedi. İYİ Parti lideri Meral Akşener de yine konuk olduğu programda CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığına karşı olup olmadığı sorusuna, "Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, ismi geçen hiçbir adaya ön yargımız, ön şartımız yoktur. Ama vatandaşın sesine kulak vermemiz lazım" şeklinde yanıt verdi.
Liderler ser verip sır vermezken, alt kadroları hemen hergün farklı açıklamalarla karşımıza çıkıyor.
En somut örnek, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı için CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun adaylığı konusunda, "Endişemiz var" şeklindeki açıklamaları…
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın “Kulağı çekilmeli” diye başlayan sert karşılığı ve sonrasında gelişen karşılıklı atışmalar, toplumda “6’lı masa dağılıyor” algısı yaratmaktan başka bir şey değil…
Oysa işin aslı hiç de böyle değil. 20 yıldır belki de ilk defa AK Parti iktidarını yıkacak ortamı bulmuş olan muhalefet elde edilen bu kazanımı öyle kolay kolay gözden çıkaramaz. Zaten liderlerin söylemlerini dikkatli dinlerseniz bunu net bir şekilde görebilirsiniz. Mesela, İYİ parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda, “Ekrem İmamoğlu ve Mansur yavaş ikilisinden birisi önümüze getirilirse hayır demeyiz” diyor. Bu ifade kimilerine göre Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önünün kesilmesi olarak yorumlansa da ben buna katılmıyorum.
Aksine Akşener, bu isimleri öne atarak Kılıçdaroğlu’nun adaylığını netleştiriyor.
Yaşanan polemikler aslında iktidara ‘tavşana bak’ demekten başka bir şey değil. ‘6’lı masa dağılıyor’ görüntüsü verilip dikkat dağıtılırken aslında iktidarın yol haritası çiziliyor. Bir diğer kayıkçı kavgası da HDP meselesinde yaşanıyor. Şunu kabul etmek lazım ki, HDP bu seçimin kilit partisi. Sevelim ya da sevmeyelim, kabul edelim ya da etmeyelim HDP Türkiye siyasetinin bir realitesi.
Millet İttifakı’nı PKK ile özdeşleştirdikleri HDP ile perde arkasından işbirliği yapmakla suçlayan iktidar, Anayasa değişikliği için ilk önce HDP’nin kapısını çalıyor. Yani muhalefet işbirliği yaptığında ‘hain’, iktidar işbirliği yapmak istediğinde HDP yasal bir parti oluyor. Bu ikilemi toplum da görüyor.
Burada yapılması gereken şey HDP’nin kimliğini net bir şekilde ortaya koymak. Eğer iddia edildiği gibi siyasi bir parti değil de yasadışı bir örgüt olarak kabul ediliyorsa iktidar bunun gereğini yapmalıdır. Yok yasal bir siyasi parti sayılıyorsa ki, şuan TBMM çatısı altında faaliyet gösterdiğine göre öyle, o halde siyasetten dışlanmamalı ve işbirliği yapanlar da suçlanmamalıdır. Kaldı ki, Kürt toplumunu bölücü örgütten uzaklaştırmak HDP’nin daha fazla siyasetin içine çekilmesiyle mümkün olacaktır. Söylediklerimizi kimse farklı bir tarafa çekmesin. Tanıyanlar fikriyatımızı iyi bilir.
Öte yandan, birkaç kelam da yerel siyasetten edelim. Kayıkçı kavgalarını yerel siyasette de görüyoruz. Örneğin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile ilgili polemikler bunun en somut örneği. Böcek’in Büyükşehir’de ortaya koyduğu performanstan başta CHP olmak üzere hiç kimse memnun değil. Hangi CHP’liyle konuşsan önümüzdeki yerel seçimlerde Başkan Böcek’in yeniden aday gösterilmeyeceğini savunuyor. CHP Lideri Kılıçdaroğlu önümüzdeki günlerde Antalya’da ANAPlılarla bir yemekte buluşacak. Bu buluşmayı organize Muhittin Böcek. Böcek bu organizasyonla liderine, “Bakın benim hala merkez sağda ciddi bir potansiyelim var” görüntüsü verecek. Dolayısıyla ben Böcek’in yeniden aday gösterileceğini düşünüyorum. Tabi siyasette asla kesin konuşulmaz. Dengeler, kararlar çok kısa sürede değişebilir. Benimki sadece kişisel gözlem. Kesin sonucu ancak günü geldiğinde öğreneceğiz…
Yorumlar
Kalan Karakter: