Mesai arkadaşım Özge Gürün son birkaç yazısında, aldığı hizmet veya ürünlerle ilgili yaşadığı memnuniyet ya da memnuniyetsizliği anlatıyor. İyi de yapıyor. İşlev zaten böyle olmalı. İyi şeyleri nasıl alkışlıyorsak, kötüleri, olumsuzlukları da eleştirebilmeliyiz…
Bugün ben de sizlere bizatihi yaşadığım, tanık olduğum bir olumsuzluğu anlatacağım. Efendim malum yaş biraz ilerleyince vücutta bazı arızalar ortaya çıkmaya başlıyor. Saçlar dökülüyor, görme, işitme kayıpları başlıyor, dişler dökülüyor vs. Eee orta yaşı geçmiş bizlerde haliyle bu kaçınılmaz süreçten nasibimizi alıyoruz. Geçtiğimiz aylarda yaşadığım diş eti rahatsızlığının da etkisiyle üst dişler bir bir dökülmeye başladı. Uzun süre ağzımda kalan dişlerle mücadele vermeme rağmen sonunda kalanları da çektirip diş yaptırmak istedim. Malum bütçemiz implanta yetmeyeceği için kalan tek alternatife yönelerek anlı şanlı üniversitemizin diş hekimliği fakültesinin yolunu tuttum. Mesleki alışkanlık önce fakültenin yöneticisiyle tanışmak istedim. Prof. Dr. Alper Kuştarcı beyefendiyle makamında tanıştım. Karşımda son derece kibar, güleryüzlü, işine aşık idealist bir yönetici görünce hem şaşırdım, hem de içten içe sevindim. Dünya kenti Antalya’nın gurur kaynağı Akdeniz Üniversitesi’ne de böyle bir dekan yakışırdı diye düşündüm. Fakültedeki çalışmaları, bilhassa sağlık turizmine yönelik hedeflerini duyunca da göğsüm kabardı. Bir gazeteci olarak üzerime ne düşüyorsa seve seve yerine getirme sözü verdim. Neyse sağolsun Alper hocamın da katkılarıyla benim protezler yaklaşık 1 ay içerisinde yapılıp takıldı. Gayet de memnunum. Benimle aynı dönemlerde eşime de aynı şekilde protez yapılmasına başlandı. Ancak ne hikmetse onun işi bir hayli uzun sürdü. Yaklaşık 4-4.5 ay gibi bir süre sonunda nihayet protezler tamamlandı ve ağzına takıldı. Lakin takıldığı gibi çıkarıldı. Eşim o protezleri kullanmak bir yana ağzında dahi tutamadı. Çünkü ağzını açtığında düşüyordu. Sonrasında yaklaşık 1 ay da bu durumu düzeltmek için hastane yollarını aşındırdık. Fakat bir türlü çözüme ulaşamadık. Hatta en son gidişimizde protezi takan doktor eşime, “Bundan başka yapılacak bir şey yok” deyip göndermişti. Ağzında diş kalmayan, protezi eline tutuşturulan eşim çaresiz, ben çaresiz kalakaldık. Baktım olacak gibi değil Dekan Alper hocaya son bir kez ricacı oldum. Durumu özetledim. O da, yardımcısı Prof. Dr. Ömer Kırmalı’ya benim yanımda havale ederek bir de onun bakmasını rica etti. Kliniğe çıktık ve ben dışarda beklerken Ömer hoca eşimi içeri aldı. Bir süre sonra dışarı çıkan eşime ne olduğunu sordum. Ömer hoca, “Bizden mucize mi bekliyorsunuz. Yapacak bir şey yok. Damağınızda dişleri tutacak et kalmamış. Bu şekilde kullanacaksınız” mealinden bir şeyler diyerek güzelce yolcu etmiş. Benzer şeyleri bana da söyledi ve “Yapıştırarak deneyin. Üst protezlere yapacak bir şey yok, alttakileri de bir süre deneyin olmazsa gelin kancasını değiştirelim” dedi.
Şimdi bilmeyenler için önce şunu belirteyim; üniversitede yapılan bu işlemler bedava değil. Ücretli. Bir kısmını sosyal güvenlik kurumu, bir kısmını da vatandaş karşılıyor. Yani sonuçta fakülte bu işi amme hizmeti olarak değil, karşılığını alarak yapıyor. Bir ürün ya da hizmeti ücretini ödeyerek alıyorsanız, o ürün ya da hizmetten verim beklemek en tabi hakkınızdır. Biz de doğal olarak bunu bekledik. Ancak karşılığında, “Bizden mucize mi bekliyorsunuz” gibi hiç de hoş olmayan, bir akademisyene yakışmayan bir tavır gördük. Dekan Alper hocaya asla lafım yok. İyi niyetinden de şüphem yok. Fakat yardımcısı Ömer hocaya bir çift lağım olacak; “Sevgili hocam biz sizden mucize filan beklemiyoruz. Beklediğimiz tek şey, ödediğimiz ücretin karşılığı olan hizmeti almak. Yapılan hatalı üretim protezleri “Yapacak bir şey yok” deyip dayatmanız hiç doğru değil. Hani hep sağlık turizmi diyorsunuz ya, yarın bir gün dişçi koltuğunuzda oturacak bir Avrupalı hastaya da işler ters gittiğinde aynı cümleyi mi kuracaksınız. Bu şekilde mi sağlık turizmi hedeflerinize ulaşacaksınız.
Ha bu arada, sizden umudumuzu kesince elimize tutuşturduğunuz protezlerle özel bir kliniğe gittik. Protezleri, özellikle o, “Gerekirse kancasını değişiriz” dediğiniz alt protezleri görür görmez, “Bunlar çöp” dediler. Son derece acemice ve hatalı yapıldığını söylediler haberiniz olsun.
Bir dip not da Dekan Alper hocama; “Sevgili hocam, yönetim elbette ki işin vitrinidir. Siz o vitrini ışıl ışıl ediyorsunuz hiç şüphem yok. Ancak unutmayın ki o vitrini asıl parlatan arka planda yapılan işlerdir. Lütfen arkada olan bitene de kulak verin.”
Yorumlar
Kalan Karakter: