1960’ lı yıllarda Kabataş Erkek Lisesinde arkadaşlarla “hafta sonunu nasıl geçirelim?” diye toplandık. Ortak bir karar aldık. Yazı-tura atalım. Yazı gelirse maça, tura gelirse sinemaya gideceğiz. Horoz gelirse, yani dik durursa ders çalışacağız. Hiç horoz gelmedi. Ne yapalım? Kuralı biz koyduk, biz uyacağız.
3 Haziran 2014 tarihli İleri Gazetesinde “Başkanlık sistemi hayırlı olsun. Sistemde iki parti kalacak, diğer partiler onlara tabii olacak, ilhak edecek veya ortak hareket edecek, bloklaşmalar olacak” demiştim.
Ama ötekileştirme, toplumu kutuplaştırma had safhada oldu.
Bu ayrım asırlardır zaten vardır. Habil ve Kabil’ le başlamış, hak-batıl mücadelesi olarak devam etmiştir. Maviler- Yeşiller, Romalılar-Bizanslar, Kuzeyliler- Güneyliler, Yeniçeriler- Sipahiler, Faşistler-Komünistler, Yerliler- Yabancılar, Sağcılar- Solcular vs. hep olmuştur.
Bugünde cumhurbaşkanlığı seçimi için bir bloklaşma vardır. Milli ve yerlilerin yeni kapı ruhu (Ak Parti, MHP ve BBP)temsilcisi ve adayı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ dır.
CHP, HDP ve MHP’ nin İYİ Partiye geçen ekibi, muhtemelen SP (daha netleşmedi) FETÖ ve terör ittifakı ayrı bir gruptur.
Adaylarını netleştirmemiştirler.
Demokrasi budur işte. %50.01’ i bulan (yani 367’ yi alan değil) kazanır.
İttifak yeni kurulmuşken aşağılama, saldırı, hakaret vs. de başladı. (Evet-Hayır) oylamasında da böyle hoş olmayan tavırlar görmüştük.
“Eleştirmeye evet. Hakarete hayır” diyebiliyor muyuz?
Biz millet olarak kavgasız bir seçim geçiremeyecek miyiz? Kendimizi tanıtmayı ve varsa projelerimizi anlatmayı neden düşünmeyiz?
Maalesef gerek ulusal, gerekse mahalli seçimlerde bütün partiler etki- tepki prensibi gereği agresifleşip kendisini kavga ortamında buluyor. Ne zaman normal bir seçime gideceğiz?
Terörden uzak, nefret dilini yok ederek barış, özgürlük ve huzur sağlanabilir.
Grupların her birisinin ayrı ayrı projeleri olmalıdır.
Terörü nasıl yok edeceksiniz? PKK, PYD, DEAŞ vs. karşı tavrınız ne?
FETÖ ile mücadele de yurtiçinde ve yurtdışında neler yapacaksınız?
Üniter devlet yapısını nasıl koruyacaksınız?
Dış politikada çalışmanız ne olacak?
Ülke kalkınmasında ekonomide, inovasyonda, bilgi teknolojilerinde, milli savunmada nasıl bir politika izleyeceksiniz?
Faizi, enflasyonu, işsizliği nasıl önleyeceksiniz?
Tarım- sanayi planlamanız nasıl?
Göç ve göçmen politikanız nedir?
Bir gençlik politikanız olacak mı?
Somut çözüm önerileriniz var mı?
Yoksa sadece bir inat uğruna “Başkanlık sistemi olmasın, saray yıkılsın, eskiye dönüş olsun. Yenilere HAYIR, geriye gidelim” mi? diyorsunuz.
Yani bu ricat, geriye gitme, irtica değil midir?
Yeniye hayır, eskiye evet midir?
Muhalefet her şeye hayır diyerek mi olur?
Yalnız burada merak ettiğim Sayın Kılıçdaroğlu bu sisteme adapte olamayınca “Başbakan kim, devlet başkanı kim olacak? Anlaşamazlar, kavga çıkarsa” diyordu. Ama başbakan bellidir. Sayın Meral Hanım hedef koydu.
“Ben başbakan olacağım. Ben başbakan olacağım” diye 15 Temmuz’ da söyledi, hedefi de belirtti.
Hadi bakalım, söz gelimi bir loto oynayalım. Veya yazı –tura atalım.
Başbakan kim olacak?
Devlet başkanı kim olacak?
Halk kimi tercih edecek?
Tabi mahalli seçimleride de es geçemeyiz.
Ak Partinin Büyükşehir adayı muhtemelen bellidir. Sayın Menderes TÜREL.
Acaba CHP’ nin Büyükşehir adayı kim? Sayın Muhittin BÖCEK mi? Sayın Ümit UYSAL mı? Sayın Devrim KÖK mü? Sayın Niyazi Nefi KARA mı? Sayın Çetin Osman BUDAK mı? Yoksa altıncı birisi mi?
Burada yazı-tura atamayız: Kur’ a çekelim.
Ülkeyi kim yönetecek? Antalya’ yı kim yönetecek? Göreceğiz.
Gerek yerel yönetimlerde, gerekse ülke yönetiminde insanların bugüne kadar yapmış oldukları, yapacaklarının teminatıdır. Dün neredeydik, bugün neredeyiz? Bunu bir değerlendirmek gerekir.
Antalya kazansın. Türkiye kazansın.
Kalın Sağlıcakla…
GÜNDEM
Yayınlanma: 16 Ocak 2018 - 12:03
Güncelleme: 16 Ocak 2018 - 12:25
Yazı mı Tura mı ?
GÜNDEM
16 Ocak 2018 - 12:03
Güncelleme: 16 Ocak 2018 - 12:25

