Bir güzel insan daha aramızdan ayrıldı…
Ebediyete intikal etti…
O güzel insanın adı her ne kadar “HAYATİ” ise de, “BABA” olarak bilinirdi…
Sadece BASIN dünyasının değil, tanıdık, bildik, bilmedik velhasıl cümle alemin “BABA” sıydı…
Namı değer BABA HAYATİ…
Yani HAYATİ TUNGAR…
Tanısın, tanımasın, herkese “Babacığım” diye hitap ederdi…
İyilik severdi…
Hele hele yardım konusun da ayakta alkışlanırdı…
Tıpkı eşi CANAN ANNE gibi…
Basın sektöründe iyi ve kalıcı emekçilerdendi…
Benimle tanışıklığı 40 yıl öncesine dayanıyor…
Yani başka bir deyişle 40 yıllık dostum…
Dahası var…
Meslekte kader arkadaşımdı…
Antalya’ya ilk geldiği günleri hatırlıyorum da…
Basın sektörü şimdiki gibi güçlü filan değil…
Sağdan say yerel basında 4 kişi, soldan say ulusal basında 4 kişiydik…
İnanın böyleydi…
Ben de HÜRRİYET gazetesi büro şefiydim…
Hayati TUNGAR, yani BABA HAYATİ Türk Haberler Ajansı ile başladı Antalya sevdasına…
Türk Haberler Ajansı, o dönemlerde ortalığın tozunu atıyor…
Haber atlatıyor-zıplatıyor…
Her bölgede etkili…
Antalya önemli bir bölge…
Ben Cemiyetimizin Kurucu Başkanı ve o zamanki İLERİ gazetesi ortağı, Ulusal ajans ve gazetelerin tek temsilcisi rahmetli Nuri DAĞTEKİN (NURİ BABA) devretmesiyle THA Antalya muhabiriydim…
Ciddi olaylar oluyordu…
THA Antalya’da hamle yapmak isteyince Ajansın Patronu Genel Müdür Kadri KAYABAL, Hayati BABA’yı Antalya bölge bürosunu kurmakla görevlendirdi…
Serüven başladı…
Aramızda zamanla inanılmaz rekabetler vardı…
Meslek gereği…
Ben kabına sığmayan biri, Hayati BABA deneyimli…
Hele iki olay var ki unutmam mümkün değil…
Biri:
Kayseri İş Bankası Şubesini veznedar soyuyor…
Sonra kaçıyor…
Tüm ülke ayağa kalkıyor…
Soyguncu banka veznedarı her yerde didik didik aranıyor…
Adam sırra kadem basıyor…
Yok… Yok…
O da ne, meğer FİNİKE’ye gelmiş!…
O zamanlar Finike ilçe emniyet amiri de, Antalya’dan gitme… Meydan Karakol amiriydi soyadını hatırlamıyorum ama Rıza’ydı …
Neyse…
Hayati Baba ile Tercüman gazetesi Antalya Bürosu şefi can dostum rahmetli Cengiz POLATKAN işbirliği yaparak beni bu haberde de atlatmak istediler…
Sonunda, birbirimizi atlattık…
Herkes, mesleki maharetini ve yeteneğini koydu ortaya…
Detayını anlatmama gerek yok…
Aramızda kaldı, yaşananlar…
Tatlı bir anı olarak…
Tıpkı unutamadığım diğerleri gibi…
Onlar da bende saklı kalsın….
Zaten haber atlatma noktasında anılarımız, kitaplara sığmaz…
Öğleyin haberi atlatır, akşam da birbirimize nasıl atlattığımızı anlatır ve sabaha kadar bunun keyfini sürerdik…
Dedim ya…
Tatlı rekabet…
Dostça…
Bir gün Hayati BABA, ADANA’ya büro şefi olarak atandığını söyledi…
Çok üzülmüştük…
Bir süre aramızdan ayrıldı…
Yine ajansın ADANA bürosu başına gitti…
Sonra Kıbrıs barış harekatı oldu…
BABA büyük hizmetler verdi ADANA ve Çukurova bölgesinde… Hem de KIBRIS’ta …
Özlemiştik…
Yeniden döndü…
Bizi sevindirdi…
Bugün ise BABA, bizi temelli terk ediyor…
İnanasım gelmiyor…
BABA HAYATİ’ye hiç de yakıştıramadım bu vedalaşmayı!...
Ama insanın yazgısı…
Hepimiz bir gün BABA’nın yaptığını yapacak ve “Hadi bana eyvallah!...” diyeceğiz…
Eh be HAYATİ BABA şimdi zamanı mıydı yani?...
Bu ayrılık da neyin nesi?...
Nur içinde yat!…
Mekanın cennet olsun!...