Dünya şunu istiyor:
İnsanlarında çevre bilinci artmış “yeşil bir dünya”..
Doğal ve kültürel değerler birlikte korunsun..
Doğal enerji kaynakları “verimli kullanılsın”..
Yenilenebilir, çevreye saygılı enerji verimliliği sağlansın..
Karbon salınımı kontrolüne bir an önce başlansın..
…
Antalya şunu istiyor:
Kimlikli, marka ve kaliteli bir şehir olmak..
(Biliyorsunuz..
Antalya ‘resort’ diye anılıyor.. Yani ‘şehir merkezi olmaktan uzak’ bir yer..
Sembol yapılar ve büyük organizasyonlar ise, kimlik için çok önemli..
Tabii, kent mobilyası, moda, tasarım ve çağdaş sanatlar da “kimlik” için önemli olgular..)
…
Bunlar gerçekleşebilir mi?
Elbette gerçekleşir..
Her şey insana bağlı..
İnsanoğlu, bir “planlama” olmadan hiçbir şeyin yapılamayacağını anlamak zorunda..
Özellikle “bölgesel ve kentsel planlama” son derece önem taşıyor..
Bu arada, (insanların olmazsa olmazları) sanayide ve tarımda bölgesel kalkınmaya yönelik planlar yapılırken, konunun “partilerüstü” olması şart..
Kent planlaması yapılırken, mutlaka “makro” düşünmek gerekiyor..
Mevcut yapılarda ömrü tükenenler için, kimlikli ve çağdaş dönüşümler olmalı..
Bunun için de insanoğlunun fedakarlıklarına ihtiyaç var elbet..
Planlama, önce yaşanan evden başlamalı..
Sonra sırasıyla sokak, cadde, bulvar,mahalle, semt, kent, bölge, ülke ve dünya..
Bir “kelebek etkisi” gibi..
En küçük yerden başlayan planlama, dünyanın nasıl bir yer olacağını da etkileyecektir..
…
“Planlama” yapılırken ihtiyaç duyulan en önemli olgu da “eğitim”..
Ne yaparsanız yapın, neyi nasıl planlarsanız planlayın, eğer karşınızda bunu anlayacak kişiler olmazsa, o planları asla uygulayamazsınız..
Uygulasanız bile, kopuk kopuk olacağı için, hem dünya hem de Antalya işte böyle şahsiyetsiz, kaynakları yokolmakla karşı karşıya gelmiş bir yer olur..
…
Peki, insanoğlu ne istiyor?
“Rahat yaşamak” istiyor..
“Caddemı-sokağımı asfaltlayın, ama sakın kazmayın” mantığında..
“Yeşil alanları çoğaltalım, ama benim bahçemdeki ağaçları kesmeme karışmayın” mantığında..
“Ben gidip bir toprak parçasını alayım, ama devlet bunun parasını benden istemesin” mantığında..
“Suyu kullanayım, ama su sıkıntısı çekmeyeyim” mantığında..
“Doğal su yollarının üzerine evimi yapayım, ama yağmur yağdığında sel basmasın” mantığında..
“Her türlü bitkisel ve hayvansal ürünü canımın istediği kadar tüketeyim, ama bunların sıkıntısını asla çekmiyeyim” mantığında.
“Hayvanların doğal yaşam alanlarına konut, fabrika yapayım, ama bu hayvanları hiç gözüm görmesin” mantığında..
“Çevreyi kirleteyim, çöpümü sokağa atayım belediye temizlesin, işi ne” mantığında..
Özetle..
İnsanoğlu sadece “gözünün ve gönlünün” doymuş olmasını istiyor..
…
Peki, insanoğlu doyar mı, yetinir mi, “çok şükür” der mi?
Evinden dünyaya uzanan o silsile için yapılacak “planlama”lar”a katılır mı, katlanır mı?
Asla..
Daha sonra çok rahat edecek bile olsa, kendisini sıkıntıya sokacak hiçbir şeyi kabullenmez..
Ne verirseniz verin, hep daha fazlasını ister..
Asla yetinmez..
…
Bugün bunları niye mi yazdım?
ATSO, “Antalya 2013 Kent Vizyonu Arama Konferansı”nı kitapçık haline getirmiş..
ATSO’ya bu gayretleri ve fikirleri için herkesin teşekkür etmesi gerekir..
Burada, Antalya’nın ve dünyanın daha iyi yaşanabilir olması için olması ve yapılması gerekenler tek tek aktarılmış..
Aslında bilinmeyen şeyler değil..
Uygulandığında, gerçekten “yaşanabilir bir dünya” ile “arzu edilen Antalya” elde etmek mümkün..
Ama..
Ortaya konulan herşey nihayetinde “insanoğlu” unsuruyla gerçekleştirileceği için..
Kitabı biraz “ütopik” buldum..
Bu insanoğlu bir gün “paranın yenmeyeceğini” öğrenmeden, bu işleri gerçekleştirmek “imkansız” gibi geliyor bana..
Siz ne dersiniz?
Dünya ve Antalya ne istiyor.. Ya insan..
Yayınlanma :
12.03.2013 15:29
Güncelleme
: 12.03.2013 15:29
YAZARIN DİĞER YAZILARI